1989-1992 yıllarında Senegal Cumhurbaşkanı Abdou Diouf'nun hukuki konularda danışmanlığını yapmıştır.W latach 1989–1992 przebywał w Senegalu, gdzie pełnił funkcję doradcy prezydenta Abdou Dioufa.
Microsoft tarafından belirlenmiş konulardan sınavlara girmek suretiyle sertifikaya yeterlilik kanıtlanmalıdır.Przed przystąpieniem do egzaminu certyfikacyjnego Microsoft, należy się przygotować.
Çeşitli konularda yazıları yayınlandı.Publikowało dowcipy na różne tematy.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Prowadzi działalność charytatywną w walce z HIV i AIDS.
1993-2000 yılları arasında bankacılık ve finansla ilgili konularda çalıştı.W latach 1990–1994 pracował w handlu i bankowości.
Cumhuriyetlerden her biri, federal devletin yetkisine girmeyen konularda bağımsızdı.Do kompetencji władz prowincjonalnych należą wszystkie sprawy nie delegowane rządowi federalnemu.
Diğer konularda ise salt çoğunluk yeterlidir.Wody podziemne są w większości zasolone.
Ornstein bu konularda sonraki yıllarda birçok kitap yayımlamıştır.Ornstein har publicerat flera böcker i ämnet genom åren.
1993 yılında Turçinov Başbakan Kuçma'nın ekonomik konularda danışmanı olarak atandı.1993 utsågs han till premiärminister Leonid Kutjmas rådgivare i ekonomiska frågor.
Her kulüp, kural değişiklikleri ve sözleşmeler gibi konularda bir oy hakkına sahip bir hissedardır.Varje klubb är aktieägare, med en röst vardera i frågor om regelförändringar och kontrakt.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Hon deltog också i debatten omkring HIV och AIDS.
Filmi incelemeye başlarken ilk ele alınması gereken konulardan biri filmin adıdır; PSYCHO/ SAPIK.Det första man gjorde var att utnämna vem som skulle vara narr/gossbiskop.
Diğer konularda ise salt çoğunluk yeterlidir.I de flesta tillflöden är vattenkvaliteten god.
Bu konularda çeşitli bloglar mevcuttur.Bloggar kan hittas på många sätt.
Aşk teması ise en çok işlenen konulardan olmuştur.Men givetvis spelar kärleken den största rollen för dem.
Özellikle sosyal konularda oldukça beceriklidir.Hon var särskilt engagerad i sociala frågor.
Ona göre kadınların toplumsal ve bireysel konulardaki yeteneklerinin desteklenmesi gerekmektedir.Arbetet med kvinnorna utgår från kvinnans individuella förmågor och behov.
Bir balık çiftliği de kiralayarak maddi konularda yönetimi sağlamıştır.Gården arrenderas fortfarande av en yrkesfiskare.
Ornstein bu konularda sonraki yıllarda birçok kitap yayımlamıştır.Орнштейн подалі написав ще багато книг з цієї сфери.
Çok sayıdaki çeşitli konularda kuramlar vardır, sanat ve bilim gibi.Про це існує чимало згадок в різних книжках, як наукових, так і в художніх.
Bu tip konularda ülkeler düzeyinde teknik yardımlar sağlar.При штучному осіменінні допомагає техніку.
Bazılarında, sosyal ve politik konularda radikal görüşlerini ele almıştır.Відзначався радикалізмом своїх суспільних і політичних поглядів.
Dini ve ilmi konularda muhtelif dergi ve gazetelerde 100'den fazla makalesi yayımlandı.З цією метою надруковано у журналах і газетах понад 100 статей.
Genellikle Dodgson politik, dini ve kişisel konularda tutucu olarak nitelendirilir.Трамп описував себе як консервативний, особливо у соціальних і релігійних питаннях.
Diğer konularda ise salt çoğunluk yeterlidir.На сучасних трубах добре виходить більшість вентильних трелей.
Harry S Truman, John Adams ve Brooklyn Köprüsü gibi konularda sekiz tane daha kitap yazdı.Написав також книжки про Гаррі Трумена, Джона Адамса та Бруклінський міст.
Aşk teması ise en çok işlenen konulardan olmuştur.Тема любові є однією з головних.
Tarihî konularda yaklaşık otuz roman kaleme almıştır.Усього в доробку У Вояо близько 30 великих романів.
1981'de kurulmuş olan şirket yılda ortalama 500 kitap, türlü konularda 150'den fazla dergi yayımlamaktadır.Видавництво публікує приблизно 500 книг на рік та понад 150 наукових журналів із різних областей.
Görselliği ile çeşitli konularda defalarca SND tasarım ödülü almıştır.Неодноразово вів численні церемонії нагородження преміями в різних областях.
Ayrıca ictihad caiz olmayan konularda yapılamaz.Тоді не час для судження про духовні предмети.
Fakat bâzı konularda diğer mezheplerin görüşlerini de benimsemiştir.Однак це протилежило думці інших ченців.
Kadınların çalışma perspektifleri, kıyafet reformu ve aile gibi konularda konuşmacı oldu.Гілман стала доповідачкою з таких тем, як жіночі погляди на роботу, реформи сукні та сім'ї.
Bu iki kadın bundan sonra cephe gerisinde lojistik konularda etkin olur.Двоє останніх згодом виступатимуть з Raventale у виступах наживо.
Zack de la Rocha, siyasi konularda grubun en ön planda olan kişisidir.A Zack de la Rocha se vrhl na svůj sólový projekt.
Cumhuriyetlerden her biri, federal devletin yetkisine girmeyen konularda bağımsızdı.Věci, které nebyly svěřeny do působnosti federace, patřily do působnosti republik.
Toy etme; Oğuzlar mühim konularda karar vermek için toplantı yaparlardı.Své náčelníky volili, pro zásadní rozhodnutí svolávali velké sněmy.
Çeşitli konularda hazırlanabilirler.Dá se připravit nejrůznějšími způsoby.
Bu sırada başka bilim insanları da bu konularda çalışmalar yürütüyordu.Jeho další vědecká práce byla orientovaná tímto směrem.
Hepsinin kalitesine göre az-çok farklı konularda kusurları vardır.Zjišťují, že přes své rozdíly mají spoustu společného.
Aşk teması ise en çok işlenen konulardan olmuştur.Jejich reálie se týkala hlavně užitých témat.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Organizace se aktivně podílejí v osvětě na HIV/AIDS problematice a pochodů proti AIDS.
Speer bunu kabul etti ve önümüzdeki birkaç gün içinde çok çeşitli konularda bilgi verdi.Pat neochotně souhlasí a v průběhu následujících týdnů společně pilně trénovali.
Barış ve güvenlik konuları dışında, Hadaş da bilinen sosyal ve çevresel konularda etkindir.Stejně jako obrana našeho majetku před krádeží je podle něj důležité i vzdělání a veřejné práce.
Ornstein bu konularda sonraki yıllarda birçok kitap yayımlamıştır.Ornstein a publicat mai multe cărți în domeniu de-a lungul anilor.
Bu anayasayla savunma, ticaret ve yasal konularda federal sorumluluk da düzenlenmişti.Prin ea s-au stabilit responsabilitățile federale pentru apărare, comerț, și în chestiuni legale.
Yaratıcısı Johanna Spyri (1827-1901), benzer konularda birçok kitap yazmıştır.Autoarea ei, Johanna Spyri (1827–1901), a scris mai multe cărți pe teme similare.
Tarihi, klasik ve dini konularda akademik stilde tablolar yaptı.El a pictat subiecte istorice, clasice și religioase în stil academic.
Hepsinin kalitesine göre az-çok farklı konularda kusurları vardır.În opinia mea, cu toții au dreptate în anumite privințe, iar în altele greșesc.
İslam öncesinde Yahudilikte de var olan bir ceza olan recm islam hukukunda en tartışmalı konulardan birisidir.Statutul femeii în islam este unul dintre cele mai controversate subiecte.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.El este împuternicit în problemele credinței catolice și pentru rezolvarea problemelor ecleziastice.
Tunakabuni çeşitli tıbbi ve dini konularda yazarlık yaptı.Și-a dedicat timpul pentru religie și medicină.
Aşk teması ise en çok işlenen konulardan olmuştur.Iubirea este un prilej de a descoperi cele mai simple lucruri.
Çalıştaylar; önemli konularda özellikle ön çalışmalar yapmak için kullanılan en etkili yollardan biridir.How to Do Things With Words este probabil lucrarea sa cea mai influentă .
19. yüzyılda en çok tartışılan konulardan biri, ışığın parçacık mı yoksa dalga mı olduğu sorusuydu.La începutul secolului al XIX-lea fizicienii dezbăteau dacă lumina e o particulă sau o undă.
Bu üç yıl içinde kimi öğrencilerine çeşitli konularda dersler verdi.Acestea au fost teme de studiu pentru studenții săi mulți ani la rând.
Hikâyeler ve çeşitli konularda makaleler yazdı.A pictat și tablouri cu alte tematici.
Ancak Creative Commons yazılımı, bu tür konularda Creative Commons lisansı kullanımını önermemektedir.Trebuie precizat că nu tot materialul de pe aceste situri este disponibil sub o licență CC.
İmparatorların ve hükümetin refahı ile çeşitli konularda danışmanlık yapmak için dua etti.A császárok és a kormány jólétéért imádkozott, illetve egyéb témákban adott tanácsokat.
Bu anayasayla savunma, ticaret ve yasal konularda federal sorumluluk da düzenlenmişti.Szövetségi hatáskörbe utalták a honvédelem, a kereskedelem és a jogi szabályozás kérdéseit.