Kendini tarihi, süslü ve mimari konularda geliştirdi.He employed himself on historical, fancy, and architectural subjects.
Barr aktif ve siyasi konularda açık sözlülüğüyle tanınır.Barr has been active and outspoken on political issues.
Ayrıca mali konularda sıkıntı yaşadı.He also had trouble with finances.
Başkanlığın ilgilendiği konulardan bazıları şunlardır:Some of the responsibilities of the Department are:
Atatürk Öğretmen Akademisi ve Polis Akademisi ilgili konularda mesleki eğitim vermektedir.Atatürk Teacher Academy and Police Academy provide vocational education in related subjects.
Müzenin galerisinde çeşitli konularda gezici sergiler de yapılmaktadır. [1]In the gallery of the museum exhibit is traveling exhibitions on various topics.[1]
1960'larda Türkiye, İsrail ve Uganda ekonomik ve askeri konularda işbirliği yaptı.In the 1960s, Turkey, Israel and Uganda cooperated economically and in military affairs.
Konular, edebiyat, fikirler ve yaşanmış deneyimlerle ilgili konularda geniş bir yelpazeye sahiptir.Topics range broadly on issues related to literature, ideas, and lived experience.
2005'ten sonra, Rusya içindeki çeşitli konularda çeşitli belgeseller ve filmler yayınladı.Since then, she has released various documentaries and films about various topics inside Russia.
Haftalık Oksijen gazetesinde bilimle ilgili konularda haftalık köşe yazarlığı yapmaktadır.He has a weekly column on science-related topics in the weekly newspaper Oksijen.
Orwell'in ele aldığı konulardan biri de şovenist duyguların insan düşüncesi üzerindeki etkisidir.One of the themes that Orwell discusses is the effect of nationalistic sentiment on human thinking.
Diğer tüm gruplar bu gibi konularda Müslüman kanunlarının yetki alanına girmektedir.All other groups, in such matters, come under the jurisdiction of the Muslim code.
Yargıç Buller, Arthur Young ile tarımsal konularda yazıştı.Buller corresponded with Young on agricultural matters.
Argümana göre eksiksiz olan, onun fiziksel konulardaki bilgisidir."What is complete, according to the argument, is her knowledge of matters physical."
Babington çeşitli konularda yazdı.Babington wrote on a variety of subjects.
Bir bütün olarak incelemelerden ve çok çeşitli konularda kapsamlı araştırmalardan oluşur.The treatise as a whole consists of extensive research across a wide range of topics.
Zamanın esareti altında sadece belli konularda çalışabilmiştir.Under the captivity of time, he was only able to work on certain subjects.
Bu konu, önemli kişisel deneyime sahip olduğu feminist konulardan biriydi.This issue was one of the feminist issues with which she had significant personal experience.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Er engagierte sich für das Thema HIV/ Aids.
Yunanistan ve uluslararası ekonomik konularda birçok eserler yayınladı.Er hat zahlreiche Arbeiten zu griechischen und internationalen Wirtschaftsthemen veröffentlicht.
Her kulüp, kural değişiklikleri ve sözleşmeler gibi konularda bir oy hakkına sahip bir hissedardır.Jeder Club ist Teilhaber, jeder hat eine Stimme um über Fragen wie Regeländerungen und Verträge abzustimmen.
Oyundaki başka bir kayda değer şey de, bazı konularda meclise danışabilmenizdir.Daneben existieren eine Reihe weiterer Beiräte, die den Stadtrat in bestimmten Themengebieten beraten.
Nükleer konularda halkı bilgilendirmek.Gedanken über die atomare Situation.
Siyasi konularda görüş belirtir.Politische Begriffe in der Diskussion.
1977 ortasında çeşitli konulardaki görüş ayrılıkları nedeniyle tekrar ayrıldı.1972 trat er wegen Meinungsverschiedenheiten mit dem Auswärtigen Amt zurück.
Bazı konularda biraz uzlaşma vardır.In manchen Punkten gab es sogar gewisse Übereinstimmungen.
Dolayısıyla WikiShia bu konularda tarafsızdır.Pacifico selbst bleibt in dieser Frage neutral.
Diğer konularda her biri bağımsızdı.Diese waren voneinander unabhängig.
Stack Exchange, çeşitli konularda soru-cevap sitelerini bir araya getiren site ağı.Stack Exchange ist ein Netzwerk von Frage-Webseiten, die jeweils verschiedene Fachthemen abdecken.
Bu konularda tam bir anlaşma sözkonusudur.Die Arbeiten sind kritische Auseinandersetzungen mit diesen Themen.
Çoğu dini konularda, birçok kısa şiir yazdı.Er verfasste damals viel gelesene religiöse Gedichte.
1993-2000 yılları arasında bankacılık ve finansla ilgili konularda çalıştı.Von 1993 bis 1998 arbeitete Godmanis im Finanz- und Bankensektor.
Fakat bazı konularda muhafazakar ortodokslardan ayrılır (idam cezasına karşı olması gibi).Hingegen beziehen sich die veränderlichen Regulierungen auf diesseitige gesellschaftliche Fragen (arab.
İslam'da yokluk algısı çeşitli konularda geçmektedir.Politische Korruption ist in Mexiko auf verschiedenen Ebenen verbreitet.
Bu dükkânlar, et pişirme gereçleri gibi konularda da üreticilere ürün arz eder.Wie uns die Lebensmittelkonzerne an der Nase herumführen.
Ornstein bu konularda sonraki yıllarda birçok kitap yayımlamıştır.Ornstein a publié d’autres livres sur le sujet durant toutes ces années.
Mutahhari İslam, İran ve tarihi konularda birçok kitap yazmıştır.Motahhari a écrit plusieurs livres sur l'islam, l'Iran, et des sujets historiques.
Konsüllerin hem sivil hem de askeri konularda en üstün gücü vardı.Les consuls ont un pouvoir suprême à la fois en ce qui concerne les domaines civil et militaire.
Genellikle Dodgson politik, dini ve kişisel konularda tutucu olarak nitelendirilir.Dodgson est considéré comme politiquement, religieusement, et personnellement conservateur.
Yurtiçinde ve yurtdışında aynı konularda konferanslar verdi.Il donna des conférences sur les mêmes thèmes en France et à l’étranger.
Bu sırada başka bilim insanları da bu konularda çalışmalar yürütüyordu.Jusqu'à cette époque, de nombreux scientifiques avançaient d'autres facteurs pour expliquer l'évolution.
Daha sonraki konularda kuş kaldırıldı.Puis d'autres oiseaux ont vu le jour.
Komisyon, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecine ilişkin konularda görevlidir.Le but est de suivre de près les négociations concernant l’adhésion de la Turquie à l’Union Européenne.
Compaoré bölgesel konularda bir arabulucu olarak faaliyet göstermektedir.Compaoré a joué un rôle de médiateur dans des problèmes régionaux.
Bazı konularda biraz uzlaşma vardır.Toutefois, un relatif consensus se dégage sur plusieurs points.
Çok çeşitli konularda konferanslar verdi.Il a contribué à un grand nombre de conférences sur des sujets divers.
Elde kalan denemeler, Taylor'un bu konularda Mill'den daha radikal görüşlere sahip olduğunu ortaya koyuyor.Les textes qui sont parvenus jusqu'à nous montrent qu'Harriet a des idées plus radicales que John Stuart.
1992 yılında yayınlanmaya başlayan gazete, iş yaşamı, politik ve ekonomik konularda haberlere yer vermektedir.Le journal, en ligne depuis 2002, traite principalement de la politique, des affaires et du divertissement.
Bu sohbet çoğu kez ilmi konularda olurdu.Elles étaient le plus souvent des informatrices.
Sürekli basında sosyopolitik ve tarihi-felsefi konularda 100'den fazla makalenin yazarıdır.Auteur de plus de 100 articles sur des sujets sociaux, philosophiques et politiques.
Hocalığında en yeni konulardan Lebesgue integrali teorisi üzerine bir ders verdi.Il y donne notamment un cours sur la théorie naissante de l'intégrale de Lebesgue.
Ev düzeni, el işleri gibi konularda yetenekliydi.Poufsouffle était réputée pour ses talents en sortilèges.
Adolf Hitler'in vejetaryenliği, vejetaryenlik konusu altında çok kez tartışılmış konulardan birisidir.La santé d'Adolf Hitler a longtemps été sujette à débat.
9 yaşında Haley Mayıs ve Haziran konularda American Girl dergisinde kapakta ortaya çıkmıştır.A la edad de 9, Haley apareció en la portada de la revista American Girl de mayo y las cuestiones de junio.
Yunanistan ve uluslararası ekonomik konularda birçok eserler yayınladı.Publicó muchos trabajos sobre asuntos económicos griegos e internacionales.
İmparatorların ve hükümetin refahı ile çeşitli konularda danışmanlık yapmak için dua etti.Rezaba por el bienestar del emperador y el gobierno, además de aconsejar en diversos temas.
Sebt doktrini Albany Konferansında tartışılan bölücü konulardan biriydi.La doctrina del sábado fue uno de los temas cismáticos debatidos en las conferencias de Albany.
Nükleer konularda halkı bilgilendirmek.Opinión pública sobre la energía nuclear.
İbrahim Raci Öksüz: Kahveci Fikri.(1-75) Babacan biridir, Sadıçları sever onlara bazı konularda yardım eder.Abraham ve con espanto cómo el pañuelo de la delicada niña se mancha de sangre, al momento en que la auxilian.
Speer bunu kabul etti ve önümüzdeki birkaç gün içinde çok çeşitli konularda bilgi verdi.El arquitecto accedió y en los siguientes días les proveyó datos sobre numerosos temas.