Bu konu dersimizdeki en kapsamlı konulardan biri.Táto látka bude jednou z najdôležitejších v tomto kurze.
Bu konu dersimizdeki en kapsamlı konulardan biri.Tato látka je jednou z nejdůležitějších v tomto kurzu.
Bu konu dersimizdeki en kapsamlı konulardan biri.To jest jeden z najbardziej wymagających materiałów na zajęciach.
Bu konu dersimizdeki en kapsamlı konulardan biri.Това е една от най-трудните материи в този клас.
Bu konu dersimizdeki en kapsamlı konulardan biri.Это один из наиболее сложных материалов в этом курсе.
Bu konu dersimizdeki en kapsamlı konulardan biri.זהו אחד החומרים הכי שימושיים בקורס.
Bu konu dersimizdeki en kapsamlı konulardan biri.それにスタンフォード大学レベルの講義なので
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Ceea ce contează cât de departe vom merge?" Prietenul lui solzos răspuns.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi.'"Che importa quanto lontano andiamo?" Il suo amico rispose squamosa.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Det afgørende det, hvor langt vi gå?" Hans skællet ven svarede.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Điều quan trọng thế nào đến nay chúng tôi đi?" Người bạn có vảy của mình trả lời.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Hänen hilseilevä ystävänsä vastasi.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Jawab teman itu bersisik.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi.'"Kaj je to pomembno, kako daleč bomo šli?" Luskasta njegov prijatelj odgovoril.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi.' "그것을 문제 어떻게 얼마나 멀리 우리가 어디?"자신의 비늘이 친구는 대답했다.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Liczy się to, jak daleko pójdziemy?" Jego łuskowaty przyjaciel odpowiedział.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."O que importa é o quão longe podemos ir?" Seu amigo scaly respondeu.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Qu'importe à quel point nous aller?" Son ami écailleuse répondu.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Vad gör det hur långt vi gå?" Hans fjälliga vän svarade.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Was nützt es, wie weit wir gehen?" Seinen schuppigen Freund antwortete.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Záleží na to, ako ďaleko máme ísť?" Jeho priateľ odpovedal šupinatá.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Záleží na to, jak daleko máme jít?" Jeho přítel odpověděl, šupinatá.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Αυτό που έχει σημασία πόσο μακριά θα πάμε;" φολιδωτά φίλος του απάντησε.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Важливо те, як далеко нам іти?" Свого лускатого одного відповів.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."Важно то, как далеко нам идти?" Своего чешуйчатого друга ответил.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."מה שחשוב זה כמה רחוק נלך?" החבר שלו ענה קשקשים.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."ما يهم أن نذهب إلى أي مدى؟" فأجاب صديقه متقشرة.
"Bu konularda ne kadar uzağa gidiyoruz?" Adlı pullu arkadaşı cevap verdi."別の海岸は、他の側面によって、あなたが知っている、があります。
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""Bei solchen Problemen handeln wir nach der 'Frag niemanden, sag's niemandem' Strategie.
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""En esos asuntos tenemos una política de "no pregunte, no diga".
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""Ezekben az ügyekben a '"Ne kérdezz! Ne áruld el!' módszert alkalmazzuk."
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız." Geiger'dan 45 yıl sonra,"Những vấn đề đó, chúng ta cần thực hành "không hỏi, không nói chính sách" 45 năm sau Geiger,
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""이런 문제에 대해서는, '묻지도 말고 말하지도 말라' "
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""Legat de acele probleme abordăm o politică de tipul 'nu văd, nu aud'."
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız."'Naar deze problemen kun je beter niet vragen, als je toch niets kunt doen'.
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""På disse områder, praktiserer vi en "don't ask, don't tell" politik."
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""Per questi problemi applichiamo la tecnica 'non chiedere niente, non dire niente'".
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız."" Sur ces questions, nous pratiquons une politique de " ne demandez pas, n'en parlez pas ". "
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""W tych kwestiach stosujemy zasadę "nie pytaj, nie mów".
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""Για αυτά τα θέματα, η πολιτική μας είναι να μην τα ανακινούμε".
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""В таких случаях мы практикуем политику "не спрашивай, не говори".
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""По тези проблеми, ние практикуваме политиката на "не питай, не казвай".
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""בנושאים אלו אנו פועלים לפי שיטת ה'לא שואל לא מגלה'"
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız.""في تلك القضايا، ونحن نمارس سياسية 'لا تسأل، لا تخبر'".
"Bu konularda 'sorma, söyleme' politikasını uygularız."ガイガーの一件から45年も経ち
Bu konularda yeterince düşünmüyorsun ,bu yüzden yanlış hesaplamalar yapıyorsun. ve kredilerinde yetmiyor.Du tänker inte igenom tillräckligt och det är därför dina kalkyleringar är fel, och dina krediter inte räcker.
Bu konularda yeterince düşünmüyorsun ,bu yüzden yanlış hesaplamalar yapıyorsun. ve kredilerinde yetmiyor.Je denkt niet goed genoeg na over dingen en daarom zijn je berekeningen fout, en kloppen je punten niet.
Bu konularda yeterince düşünmüyorsun ,bu yüzden yanlış hesaplamalar yapıyorsun. ve kredilerinde yetmiyor.Nie myślisz wystarczjąco o rzeczach, dlatego twoje obliczenia są złe, a twoje punkty się nie sumują.
Bu konularda yeterince düşünmüyorsun ,bu yüzden yanlış hesaplamalar yapıyorsun. ve kredilerinde yetmiyor.Stvari ne premisliš, zato so tvoji izračuni napačni kreditnih točk pa ni dovolj.
Bu konularda yeterince düşünmüyorsun ,bu yüzden yanlış hesaplamalar yapıyorsun. ve kredilerinde yetmiyor.Δεν σκέφτεσαι αρκετά τα πράγματα και γι'αυτό οι υπολογισμοί σου ήταν λάθος, και οι μονάδες δεν σου φτάνουν.
Bu konularda yeterince düşünmüyorsun ,bu yüzden yanlış hesaplamalar yapıyorsun. ve kredilerinde yetmiyor.Ты думала об этом не достаточно, и поэтому твои расчеты ошибочны, а оценки не улучшаются.
Bu konularda yeterince düşünmüyorsun ,bu yüzden yanlış hesaplamalar yapıyorsun. ve kredilerinde yetmiyor.את לא חושבת מספיק על דברים לעומק ולכן החישובים שלך לא נכונים, .והנקודות שלך לא נוספות
Bu konularda yeterince düşünmüyorsun ,bu yüzden yanlış hesaplamalar yapıyorsun. ve kredilerinde yetmiyor.أنتِ لا تفكرين بما يكفى بخصوص أى شىء ولهذا السبب حساباتك كانت خاطئة ودرجاتك لا تتحسن
Bu konularda yeterince düşünmüyorsun ,bu yüzden yanlış hesaplamalar yapıyorsun. ve kredilerinde yetmiyor.単位は増えないんだぞ ペク・スンジョ
Bu konunun etrafından dolanıp üstünden geçmeye, başka konulardan bahsetmeye pek meraklı görünüyorlar.A oni bardzo starają się jej uniknąć, ominąć, by mówić o czym innym.
Bu konunun etrafından dolanıp üstünden geçmeye, başka konulardan bahsetmeye pek meraklı görünüyorlar.De synes ivrige efter at gå udenom eller springe henover det, og tale om noget andet.
Bu konunun etrafından dolanıp üstünden geçmeye, başka konulardan bahsetmeye pek meraklı görünüyorlar.E parecem ansiosos por evitá-lo, passar por cima dele e falar acerca de outra coisa.
Bu konunun etrafından dolanıp üstünden geçmeye, başka konulardan bahsetmeye pek meraklı görünüyorlar.Et ils semblent bien décidés à faire l'impasse et à parler de tout autre chose.
Bu konunun etrafından dolanıp üstünden geçmeye, başka konulardan bahsetmeye pek meraklı görünüyorlar.이 관점에 대해선 회피하고 넘어가고 말을 돌리려 애를 씁니다.
Bu konunun etrafından dolanıp üstünden geçmeye, başka konulardan bahsetmeye pek meraklı görünüyorlar.Láthatóan égnek a vágytól, hogy elfussanak mellette, hogy átlépjék, és valami másról beszéljenek.