Tüm bölümlerin konuları birbirinden bağımsız olmuştur.Varje avsnitt är fristående från varandra. ^
Bu sayfa fonksiyonel analiz konularının listesini içermektedir.Här är en lista som fungerar bra för analsex.
Ayrıca köy ihtiyar heyeti bu konulara duyarsız kalmaktadır.Även övriga länsstyrelser har viss beredskap för dessa situationer.
Ayrıca diğer konularla ilgili dönemin en meşhur öğretmenlerinden de ders almıştı.Det gav mig också möjligheten att arbeta med den bästa grupp av människor som jag någonsin känt.
Fikir ayrılığına düştükleri konular sadece ayrıntılardan ibarettir.Dock syns det vilken släkt man tillhör bara i detaljerna.
Ele alınan konular Afrikalı köle ticaretinden mali küreselleşme dönemine kadar uzanmaktadır.Alla legaliserade den afrikanska slavhandeln.
Yapıtlarda daha çok yerli ve milli konulara değinilmiştir.Allt mer fokus har också lagts på lokala och nationella projekt.
Ona göre kadınların toplumsal ve bireysel konulardaki yeteneklerinin desteklenmesi gerekmektedir.Arbetet med kvinnorna utgår från kvinnans individuella förmågor och behov.
Toplantıda petrol ve gaz endüstrisi, bölgesel ve küresel enerji güvenliği konuları ele alınmıştır.Kopplingen mellan olja, fred och säkerhet runtom i världen.
Bir balık çiftliği de kiralayarak maddi konularda yönetimi sağlamıştır.Gården arrenderas fortfarande av en yrkesfiskare.
İlk tabloları genellikle edebî konuların illüstrasyonlarıydı.Eggs tidiga målningar var i allmänhet illustrationer av litterära ämnen.
Ekzogami ve ensest tabusu onun genel araştırma konularıdır.Han var bror till Helena Westermarck.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Упереджена інтерпретація не обмежується емоційно важливими темами.
Ornstein bu konularda sonraki yıllarda birçok kitap yayımlamıştır.Орнштейн подалі написав ще багато книг з цієї сфери.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.Крім затвердження бюджетних питань, рішення не є обов'язковими для членів ООН.
Batı hükûmetleri yumuşama döneminin başında insan hakları konularına çok fazla odaklanmadılar.Уряди західних країн не наголошували на питаннях прав людини в ранній період відлиги.
Bu hikâye pek çok defa anlatılmış ve pek çok defa değişik konulara işaret etmek için kullanılmıştır.Він декілька разів звертався до цього сюжету і кожен раз трактував тему трохи інакше.
Bunlar çeşitli konular hakkındadır.Вони мають різноманітну тематику.
Çok sayıdaki çeşitli konularda kuramlar vardır, sanat ve bilim gibi.Про це існує чимало згадок в різних книжках, як наукових, так і в художніх.
Uzak konular için tercih edilirler.Надає перевагу затіненим ділянкам.
Bu tip konularda ülkeler düzeyinde teknik yardımlar sağlar.При штучному осіменінні допомагає техніку.
Robert Bosch, tarımsal konulara çok yakından ilgilendi ve Münih'in güneyinde bir çiftlik sahibi oldu.Бош любив займатись сільським господарством і мав власну ферму, що знаходилась південніше від Мюнхена.
Başlıca çalışma konuları hal değişimleri, fraktaller, karmaşık sistemler ve sistem biyolojisidir.Основними предметами дослідження є зміни у стані матерії, фрактали, складні системи та біологія системи.
Bazılarında, sosyal ve politik konularda radikal görüşlerini ele almıştır.Відзначався радикалізмом своїх суспільних і політичних поглядів.
O anki gereksinime ya da çok bildik konulara ilişkin alanlarda basit sorular sorabilir ve cevap verebilirim.Я можу ставити прості запитання і відповідати на них в рамках відомих мені тем.
Dini ve ilmi konularda muhtelif dergi ve gazetelerde 100'den fazla makalesi yayımlandı.З цією метою надруковано у журналах і газетах понад 100 статей.
Genellikle Dodgson politik, dini ve kişisel konularda tutucu olarak nitelendirilir.Трамп описував себе як консервативний, особливо у соціальних і релігійних питаннях.
Diğer konularda ise salt çoğunluk yeterlidir.На сучасних трубах добре виходить більшість вентильних трелей.
Harry S Truman, John Adams ve Brooklyn Köprüsü gibi konularda sekiz tane daha kitap yazdı.Написав також книжки про Гаррі Трумена, Джона Адамса та Бруклінський міст.
Aşk teması ise en çok işlenen konulardan olmuştur.Тема любові є однією з головних.
Michael E. Rosen, Kıta felsefesinin karakteristiğindeki ortak konuları tanımlamıştır.Все ж, Майкл Розен наважився охарактеризувати спільні риси континентальної філософії.
Kor halinde kömür konularak ısıtılan bu ütüler ise oldukça ağır idi.Вартість вилучення гасу з вугілля на той час, була високою.
Tarihî konularda yaklaşık otuz roman kaleme almıştır.Усього в доробку У Вояо близько 30 великих романів.
1981'de kurulmuş olan şirket yılda ortalama 500 kitap, türlü konularda 150'den fazla dergi yayımlamaktadır.Видавництво публікує приблизно 500 книг на рік та понад 150 наукових журналів із різних областей.
Görselliği ile çeşitli konularda defalarca SND tasarım ödülü almıştır.Неодноразово вів численні церемонії нагородження преміями в різних областях.
Ayrıca ictihad caiz olmayan konularda yapılamaz.Тоді не час для судження про духовні предмети.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.Пісня також відображає прагнення захопити вплив камери, а також досягнення слави.
Konular da çok çeşitli olabilir.А це можуть бути дуже різні точки.
Ayrıca bilinçli tüketicilik konuları üzerinde durulur.Також розмовне позначення замовленої речі.
Fakat bâzı konularda diğer mezheplerin görüşlerini de benimsemiştir.Однак це протилежило думці інших ченців.
1970'li yılların sonlarına doğru Apple, bilgisayar tasarımı ve üretim hattı konularında elemana sahipti.Наприкінці 70-х Apple вже мала штат комп'ютерних проектувальників.
Konular daha fazla açılmalıdır.Розширилась і тематика.
Kadınların çalışma perspektifleri, kıyafet reformu ve aile gibi konularda konuşmacı oldu.Гілман стала доповідачкою з таких тем, як жіночі погляди на роботу, реформи сукні та сім'ї.
Bu iki kadın bundan sonra cephe gerisinde lojistik konularda etkin olur.Двоє останніх згодом виступатимуть з Raventale у виступах наживо.
Önemliliği tartışılmayan konuların hakkında maddeler çok kısalar ise silinebiliyorlar.Про такі дрібниці як матеріальні збитки я просто мовчу.
Surede kıyamet günü ve ahiret hayatı konularından bahsedilmiştir.A na tomto světě i v den zmrtvýchvstání doprovázet je bude prokletí.
Barış ve güvenlik konularında dünya çapında konferanslar verdi.Mimo to přednášela po celém světě o míru a bezpečnosti.
Evangelion yoğun bir şekilde biyolojik, dini, askeri ve psikolojik konuları ele almaktadır.Evangelion je plný narážek na biologická, vojenská, náboženská a psychologická témata.
"Firework" ve "Roar" gibi bazı şarkılarında kendini geliştirme ve benlik saygısı konularını ele aldı.V písních jako např. „Firework“ a „Roar“, zdůrazňuje téma o sebeposilňovaní a sebeúctě.
Yazılırken alkil grupları arasına eksi (-) işareti konularak birbirlerinden ayrı yazılır.Někteří básníci jsou uvedeni jen v jedné knize, aniž by byli vydáni v druhé.
Angerfist'in hayalgücü seri katiller ve psikopatizm gibi konulara değinmektedir.Angerfistova self-prezentace se často dotýká témat masových vrahů a psychopatů.
Deyişlerinde toplumsal konulara da kayıtsız kalmaz.Nechybí však ani poukázání na sociální problémy.
En önemli katkılarını elektromanyetizm, elektron teorisi ve görelilik konularında yapmıştır.Jeho nejdůležitější příspěvky ale byly v oblasti elektromagnetismu, elektronové teorie, a teorie relativity.
Sosyal olaraktan genellikle gündemdeki konulara ılımlı bir yaklaşımda bulunmuştur.Jinak řečeno shrnují to, co se v současnosti obecně očekává od dobré sociální služby.
Zack de la Rocha, siyasi konularda grubun en ön planda olan kişisidir.A Zack de la Rocha se vrhl na svůj sólový projekt.
Araştırmaları makroekonomi, iş ekonomisi, ekonomik büyüme ve ekonomik politika konularında yoğunlaşmaktadır.Zabývá se převážně makroekonomií, a to zejména trhem práce, hospodářským růstem a hospodářskou politikou.
Cumhuriyetlerden her biri, federal devletin yetkisine girmeyen konularda bağımsızdı.Věci, které nebyly svěřeny do působnosti federace, patřily do působnosti republik.
Sonraları daha gerçekçi konulara yöneldi.V pozdějších dílech se jeví už jako realista.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Lidé s inkontinencí mohou mít rozpaky mluvit o svém problému.
Toy etme; Oğuzlar mühim konularda karar vermek için toplantı yaparlardı.Své náčelníky volili, pro zásadní rozhodnutí svolávali velké sněmy.