Felsefi konular hakkında araştırmalar yaptı.Pisała artykuły na tematy filozoficzne.
Bu sırada başka bilim insanları da bu konularda çalışmalar yürütüyordu.Badania na tym polu prowadzili również inni naukowcy.
Bu alanların başında çatışma analizi ve strateji konuları gelmektedir.Należy brać to pod uwagę podczas dokonywania analizy cykliczności występowania konfliktów zbrojnych i wojen.
Ayrıca logaritmik konuların listesine bakınız.Zobacz też stenografia Logografowie jońscy
Keşkek mahallenin gençlerinin gelen misafirlerin enselerine havlu konularak yapılır(?).Dla młodszych roczników mają być założone wsie dziecięce” „(...)
Bu tip konularda ülkeler düzeyinde teknik yardımlar sağlar.Nowe formy pomocy technicznej obejmą kraje sąsiedzkie.
Metafiziğin konusu olmayan konular metafizik içine dahil edilmişlerdir.W tek klasyfikacji fitochelatyny nie są wliczane do metalotionein.
Ana konularından biri, diferansiyel ve integral hesaptır.Pojęcie zmiennej jest także fundamentalne w rachunku różniczkowym i całkowym.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Upasani znany jest ze swoich wypowiedzi dotyczących seksualności.
Avrupa Birliği güvenlik alanındaki tüm konuları Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası ışığında yürütür.Współpraca w ramach Rady dotyczy wszystkich dziedzin, poza polityką zagraniczną i obronnością.
Fikir ayrılığına düştükleri konular sadece ayrıntılardan ibarettir.Wersja produkcyjna od koncepcyjne różnie się jedynie detalami.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Wymogi formalne także i tutaj w żaden sposób nie ograniczały wyrazistych emocji.
1989-1992 yıllarında Senegal Cumhurbaşkanı Abdou Diouf'nun hukuki konularda danışmanlığını yapmıştır.W latach 1989–1992 przebywał w Senegalu, gdzie pełnił funkcję doradcy prezydenta Abdou Dioufa.
Parti dönemsel olarak kamuoyuna bazı önemli siyasi konularla ilgili açıklamalr yapmıştır.Światło wiedział bardzo dużo o wewnętrznych sprawach partyjnych.
Microsoft tarafından belirlenmiş konulardan sınavlara girmek suretiyle sertifikaya yeterlilik kanıtlanmalıdır.Przed przystąpieniem do egzaminu certyfikacyjnego Microsoft, należy się przygotować.
Konular 147 bölüme ayrıldı.Tylko w odcinku 147.
Çeşitli konularda yazıları yayınlandı.Publikowało dowcipy na różne tematy.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Prowadzi działalność charytatywną w walce z HIV i AIDS.
Konular, eski Yunan ve Latin kaynaklarından alınır.Termin Piceni jest znany ze starożytnych źródeł greckich i łacińskich.
Sonra süzgece konularak biraz soğutulur.Na wyżynach jest nieco chłodniej.
Her bölümde bazı alt konular vardır.W każdym odcinku omawianych jest kilka tematów.
Hümanistler öğrenmenin temelini dini temalardan çok dünyevi konulara çekmişlerdi.Każdy, kto chciał zostać kapłanem, uczył się najpotrzebniejszych rzeczy u proboszcza.
1993-2000 yılları arasında bankacılık ve finansla ilgili konularda çalıştı.W latach 1990–1994 pracował w handlu i bankowości.
Cumhuriyetlerden her biri, federal devletin yetkisine girmeyen konularda bağımsızdı.Do kompetencji władz prowincjonalnych należą wszystkie sprawy nie delegowane rządowi federalnemu.
Diğer konularda ise salt çoğunluk yeterlidir.Wody podziemne są w większości zasolone.
Terörizm ve uluslararası güvenlik konularında çalışmalarda bulunmaktadır.Omawiano zagrożenia militarne i bezpieczeństwo międzynarodowe.
Öykülerinde konularını yaşadığı çevreden almıştır.W swoich opowieściach umiejscawia osoby ze swojego otoczenia.
Kulak makarnası (Kulak makarnası içine et konularak katlanmış yufkanın haşlanmasıyla yapılır.)Pożądane są sięgające do kącików warg, przylegające, niepożądane uszy osadzone z tyłu głowy.
Birlikte hareket etme konuları, örneğin birlikte yemek yeme, oldukça azdır.Z takim nawet nie siadajcie wspólnie do posiłku.
Ayrıca askerî konular üzerine yazardı.Był autorem artykułów o tematyce wojskowej.
Bu konuların hiçbiri günümüzün bilimsel topluluğuyla bağdaştırılamaz.Wszystkie te nazwy są niespójne z aktualną nazwą naukową.
Entrika, aşk, kıskançlık konularını işlemektedir.Przyjaźń, miłość, intrygi i rozgrywki mafijne.
Filmler ve dizilerin konuları kısa bir şekilde özet geçilmektedir.Tematy wystąpień i dobór mówców zostały starannie zaplanowane.
Kosova Euro Kosova Merkez Bankası Şablon:Kosova konularıObwód kosowski – powiat kosowski.
Ornstein bu konularda sonraki yıllarda birçok kitap yayımlamıştır.Ornstein har publicerat flera böcker i ämnet genom åren.
Shu (書) veya "Denemeler"in 8 cildi, zamanın ekonomisi ve diğer konularını ele alır.Shu (書), 8 kapitel, avhandlar ekonomi och andra ämnen.
Hikâye yakın gelecekte geçmekte olup sanal gerçeklik ve MMORPG konularına odaklanmaktadır.Serien utspelar sig i nära framtid och fokuserar på olika virtuella verkliga MMORPG-världar.
Hemşireye gönderilir, amoria flebit tanısı konularak eve gönderilir.Skolsystern skickar hem honom efter att ha gett honom diagnosen amoria flebit.
1993 yılında Turçinov Başbakan Kuçma'nın ekonomik konularda danışmanı olarak atandı.1993 utsågs han till premiärminister Leonid Kutjmas rådgivare i ekonomiska frågor.
Her kulüp, kural değişiklikleri ve sözleşmeler gibi konularda bir oy hakkına sahip bir hissedardır.Varje klubb är aktieägare, med en röst vardera i frågor om regelförändringar och kontrakt.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Hon deltog också i debatten omkring HIV och AIDS.
Bu prodüksiyonların genelde hem oyuncuları hem konuları hem de dilleri farklı oluyor.Det som skiljer dem åt är språket och skådespelarna.
Filmi incelemeye başlarken ilk ele alınması gereken konulardan biri filmin adıdır; PSYCHO/ SAPIK.Det första man gjorde var att utnämna vem som skulle vara narr/gossbiskop.
Kuddusî, Fuzûlî, Hüsnî, Dertlî gibi şâirler çeşitli konularla ilgili olarak anılmaktadır.Det gällde sådana gudar som Perun (Perkunas), Veles (Veljans) och möjligen fler.
Konular, eski Yunan ve Latin kaynaklarından alınır.Det är då fråga om lånade former från latin och grekiska.
Çevre konularında partinin sözcüsüdür.Hon är partiets talesman i inrikesfrågor.
Diğer konularda ise salt çoğunluk yeterlidir.I de flesta tillflöden är vattenkvaliteten god.
Paris konvansiyonunda olduğu gibi Bern konvansiyonu da idari konular için bir merkez büro oluşturur.Liksom Pariskonventionen upprättade Bernkonventionen ett kontor för att ta hand om de administrativa frågorna.
Bu fermanlar tıbbî tavsiyelerden ahlâkî görüşlerle ilgili çeşitli konular üzerineydi.Dessa behandlade en mängd olika ämnen, alltifrån medicinska anvisningar till moraliska normer.
Çalışmalarının çoğu cinsiyet ve cinsellik konuları ile ilgilidir.Deras texter handlar mest om homosexualitet och sex.
Buralarda görülen davalar trafik cezaları, basit suçlar ve medeni konuları kapsar.De har det gemensamt att de kan döma i enklare civilmål och brottmål.
Bu konular 1980'lerin ortalarında nelerin geleceğine dair temel oluşturmuştur.Den lade även grunden till vad som skulle bli deras vardag praktiskt taget hela 1980-talet igenom.
Bu konularda çeşitli bloglar mevcuttur.Bloggar kan hittas på många sätt.
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.Jag menar, det är ju bara dumt och dåligt rent ut sagt.
İzleyen konular bu hususun arka planını oluşturmaktadır.Tanken bakom dessa verk är att skapa visuellt kaos.
Bu kitapta fıkıh ve tasavvuf konuları ele alınmıştır.Det har hjälpt till att få upp dessa och andra tabubelagda ämnen på bordet.
Böylelikle yazar şehir yaşamını da hikâye konuları arasına katmıştır.Vägvisare genom staden jämte några ord om dess historia.
Bu konular o dönemde gayet olağan ve beklenen bir formül üzerine geliştirilmiştir.Likväl var den verkställd med en för den tiden ganska erkännansvärd texttrohet.
Aşk teması ise en çok işlenen konulardan olmuştur.Men givetvis spelar kärleken den största rollen för dem.
Özellikle sosyal konularda oldukça beceriklidir.Hon var särskilt engagerad i sociala frågor.