Ekonomik konularda klasik liberalizm ve sosyal liberalizm arasında bir konum alırlar.Inhoudelijk nemen de thesen een positie in tussen het ordoliberalisme en het sociaalliberalisme.
Film, televizyon, müzik, Broadway tiyatrosu, kitap ve popüler kültür konularını içermektedir.Onderwerpen zijn film, televisie, muziek, Broadway-theater, boeken en popcultuur.
Konuları ele alışı bir bibliyograftan çok filozofik bir bakış açısıyladır.Dit voorkwam een al te subjectief omgaan met de Bijbel.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Uiteraard zullen de hetaeren zich niet enkel tot intellectueel hoogstaande gesprekken hebben beperkt.
Nükleer konularda halkı bilgilendirmek.De wet regelt zaken omtrent kernenergie.
Daha sonraki konularda kuş kaldırıldı.Daarna was de beurt aan de vogels.
The New York Times ve New York Herald Tribune adlı yayınlara benzer biçimde yerel konulara odaklanmıştır.De New York Times en de New York Herald Tribune schreven een ander verhaal.
Ele alınan konular Afrikalı köle ticaretinden mali küreselleşme dönemine kadar uzanmaktadır.Onderwerpen die variëren van de Afrikaanse slavenhandel tot het tijdperk van de financiële globalisering.
Terörizm ve uluslararası güvenlik konularında çalışmalarda bulunmaktadır.Het eerste comité is voor het onderwerp over ontwapening en internationale veiligheid.
Bu konularda çeşitli bloglar mevcuttur.Ook zijn er diverse blogs te vinden.
Sonunun nasıl ortaya çıktığı tarihin gizemli konularından biridir.Wat met de lijst gebeurd is, blijft een mysterie.
Ayrıca Levh-i mahfuz Nuh, İbrahim ve İsa surede bahsedilen konulardandır.Tussen het overlijden van Nuh en Ibrahim zitten enkel de profeten Hud en Salih.
İlk tabloları çoğunlukla tarihi konular üzerineydi.Zijn eerste tekeningen waren vaak technisch.
Sonraları daha gerçekçi konulara yöneldi.Het gehele thema werd realistischer.
Kimi zaman siyasi konularla da ilgili olabilmektedirler.Soms konden ook politieke middelen een rol spelen.
Üniversiteler arası iş birliği ile eğitim konularını sürekli genişletmektedir.De samenwerking met de scholengemeenschap blijf intensief.
Gazete, Financial Times konularını ve içeriğini yayınlamaktadır.Hiermee maken zij dezelfde keuze als de Financial Times en Het Financieele Dagblad.
Haham Daum Yahudi çalışmaları ve Yahudi temel dersleri hakkında farklı konularla ilgili yazdı.Daum schreef diverse onderwerpen op het terrein van Joodse studies.
(Aramca) 8-12. konular: Daniel'in kehanet görümleri ve İsrail'in geleceği.Daniël 8:15-26 verhaalt over een visioen van de profeet Daniël.
İşlenen konular ilgili materyaller kullanılarak anlatılır.Materialen: Welke materialen worden gebruikt?
Bazılarında, sosyal ve politik konularda radikal görüşlerini ele almıştır.Hierin verkondigde hij vaak zijn radicale meningen over de maatschappij en politiek.
İkisi o sıralarda daha çok sosyal-eleştirel konularla ilgileniyorlardı.Beiden waren sociaal erg actief in artistieke kringen uit die tijd.
Önemli konularda konuyla ilgili senatörler toplantılara çağrılsalar da bu çok nadir olurdu.In de beeldende kunsten daarentegen, kwam het slechts zelden aan bod.
1956'da çevrilen İkinci Dünya Savaşı konularını işleyen 2 film ise gayet başarılı oldu: .Het is een film uit de Tweede Wereldoorlog over de Tweede Wereldoorlog: de film speelt in 1942.
Sözleri özellikle ruhani konularla ilgilenir.Ze geeft vooral boeken uit over spirituele onderwerpen.
Konularını her zaman yerli hayattan seçti.Ook koos hij regelmatig de inheemse Indiaanse bevolking tot onderwerp van zijn schilderijen.
Ana konularından biri, diferansiyel ve integral hesaptır.Daarbij tellen onder meer rangorde, relatief verschil en absoluut verschil.
Bir mecliste tartışılabilecek - ya da o anda tartışılan- konular ağırlıktadır.De discussie gaat dan over in een woordenwisseling of - vaak in het verlengde hiervan - in ruzie.
Diğer konularda ise salt çoğunluk yeterlidir.Van deze zalmen zijn veruit de meesten chumzalmen.
Paris konvansiyonunda olduğu gibi Bern konvansiyonu da idari konular için bir merkez büro oluşturur.In Parijs heeft de departementsprefect ook de functie van regioprefect.
Gerçi Penzias ve Wilson'un uzmanlık konuları kuramsal fizik değildi.Hudson en Wilsons relatie was niet van lange duur.
Çeşitli konularda hazırlanabilirler.Het kan op verschillende manieren bereid worden.
Ayrıca köy ihtiyar heyeti bu konulara duyarsız kalmaktadır.Het gemeentebestuur bleef ongevoelig voor deze protesten.
La Salon Courbé (2007) benzer tartışmalı konularla uğraştı.In 2007 voerde Ajoka het toneelstuk Burqavaganza (Boerka-vaganza) op dat voor grote controverse zorgde.
EAN barkodunun başına "0" konularak elde edilir.Daartoe wordt ‘blok 0’ gebouwd.
Özellikle tartışmalı tüm konular, tartışmanın taraflarına eşit mesafede kalınarak yazılmalıdır.Officieel zouden alle mogendheden op voet van gelijkheid aan tafel zitten.
Film AIDS, eşcinsellik, travestilik, inanç ve varoluşçuluk gibi karmaşık konular ile ilgilenir.De film behandelt complexe onderwerpen zoals aids, travestie, gender, en existentialisme.
Aynı üniversitede bu konularda öğretim üyesi olarak çalıştı.Aan deze universiteit heeft hij ook als docent gewerkt.
Yeni teklifte ise tasarım ve pazarlama konularında özerklik korunmaktaydı.De nieuwe dochteronderneming hield haar autonomie op het gebied van design en marketing.
Eserlerinde mitolojik konuları işler.Het ging om mythologische taferelen.
Dizinin önemli konularından biri anne ve oğul arasındaki ilişkidedir.Het gaat over de complexe band tussen een moeder en haar zoon.
İnananları genelde ona refah ya da sağlık konularında yakarır.Wzywał do wiernych do zgody, miłości i cierpliwości.
Bu konular aşağıda daha geniş olarak ele alınacaktır.Poniżej omówione zostaną najszerzej stosowane.
Dış politika konularında özellikle Türk-Rus ilişkileri uzmanlık alanıdır.Szczególnymi kompetencjami posługuje się wspólna polityka zagraniczna i bezpieczeństwa.
Sosyal konularda muhafazakar bir tutum izler.PiS w kwestiach społecznych prezentuje konserwatywne stanowisko.
Siyasi konularda görüş belirtir.Wypowiada się w sprawach politycznych.
Anna, yalnızca entelektüel seviyede değil ama günlük konularda da yetkin olduğunu kanıtlamıştır.Andie nie tylko wyczuła jej obecność, ale też znalazła pamiętnik.
Gazetede işlenen konuların esas odak noktası New York şehridir.Ale miastem najbardziej intensywnie obecnym na kartach powieści jest Nowy Jork.
Uzun yıllar kadın haklarıyla ilgili konularla ilgilendi.Przez wiele lat była związana z ruchem obrony praw kobiet.
The New York Times ve New York Herald Tribune adlı yayınlara benzer biçimde yerel konulara odaklanmıştır.Jednak gazety New York Times i New York Herald Tribune przedstawiły to wydarzenie w inny sposób.
Topluluktaki her birey, kendi alanıyla ilgili konulardan sorumludur.Każdy w wiosce żyje swoimi sprawami.
Afrika'da, insan hakları ve Üçüncü Dünya konuları ana konular arasındaydı.W Afryce Południowej szczególną uwagę poświęcano prawom człowieka i sprawom Trzeciego Świata.
İnceleme konuları disiplinler arası yaklaşımla ele alınmaktadır.Problemy będące przedmiotem badań, rozwiązywane są tam w sposób interdyscyplinarny.
Uzay keşfi konularını onaylamaz hale gelmiştir.Teraz ich rolę przejęły satelity rozpoznawcze.
Çeşitli eter teorileri ortam ve madde konularını somutlaştırmaktadır.Różne teorie eteru ucieleśniają różne koncepcje ośrodka lub substancji.
Şehre ilişkin konular birlikte değerlendirilirdi.Konieczne było skomunikowanie ich z miastem.
Temel metafizik sorunları hep metafiziğin konusu olagelmiş konular olarak tanımlamak mümkündür.Można je postrzegać jako otwarte pytanie metafizyczne.
Nükleer konularda halkı bilgilendirmek.Znany z badań nad receptorami jądrowymi.
Bugün, her ikisi de Rusya'nın federal konularıdır.Formalnie obie te krainy należą dziś do Azerbejdżanu.
Destek süreçleri; güvenlik konuları ve eğitimi içerir.Materiał pomocniczy do prac obronnych i szkolenia.