Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.И сказали ему: где Сарра, жена твоя? Он отвечал: здесь, в шатре.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Тогава му рекоха: Где е жена ти Сара? А той рече: Ето, в шатрата е.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.ויאמרו אליו איה שרה אשתך ויאמר הנה באהל׃
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.وقالوا له اين سارة امرأتك. فقال ها هي في الخيمة.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.他 們 問 亞 伯 拉 罕 說 、 你 妻 子 撒 拉 在 那 裡 、 他 說 、 在 帳 棚 裡
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.他 們問 亞伯拉罕說 、 你 妻子 撒拉 在 那 裡 、 他說 、 在 帳棚裡
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.A zsellér és a béres ne egyék abból.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Buitenlanders en gehuurde werkkrachten mogen er ook niet van eten.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Ein Beisaß und Mietling sollen nicht davon essen.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.El que es extranjero y mercenario no la comerá
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.En inhysesman och en legodräng må icke äta därav.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Ingen indvandret eller Daglejer må spise deraf.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Ingen innerst eller dagarbeider skal ete av det.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Khách ngoại bang và kẻ làm thuê cũng chẳng được phép ăn lễ đâu.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Khách ngoại_bang và kẻ làm_thuê cũng chẳng được phép ăn lễ đâu .
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.거류인과 타국 품군은 먹지 못하리라
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.L'avventizio e il mercenario non ne mangeranno
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.L`habitant et le mercenaire n`en mangeront point.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Loinen ja päiväpalkkalainen älkööt siitä syökö.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.O forasteiro e o assalariado não comerão dela.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Orang pendatang atau buruh upahan tidak boleh ikut memakannya
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Příchozí a nájemník nebude jísti z něho.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Priseljenec in najemnik ne jej od njega.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Prišlec, ktorý sa usadil medzi vami, a najatý za mzdu nebude jesť z neho.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Przychodzień i najemnik nie będzie jadł z niego.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Veneticul şi simbriaşul să nu mănînce.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.ο ξενος δε και ο μισθωτος δεν θελουσι φαγει απ' αυτου.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.Никой пришелец или наемник да не яде от нея.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.поселенец и наемник не должен есть ее.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.תושב ושכיר לא יאכל בו׃
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.النزيل والاجير لا ياكلان منه.
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.寄 居 的 、 和 雇 工 人 、 都 不 可 喫
Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek.寄居 的 、 和 雇工人 、 都 不可喫
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.A kráľ sa zarmútil, ale pre prísahu a pre spolustolujúcich rozkázal dať.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Då blev konungen bekymrad, men för edens och för bordsgästernas skull bjöd han att man skulle giva henne det,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.És megszomorodék a király, de esküjéért és a vendégek miatt parancsolá, hogy adják oda.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Il re ne fu contristato, ma a causa del giuramento e dei commensali ordinò che le fosse dat
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.In kralju se užali, toda zavoljo prisege in gostov ji ukaže dati.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.I zarmoutil se král, ale pro přísahu a pro ty, kteříž spolu s ním stolili, rozkázal jí dáti.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.I zasmucił się król; ale dla przysięgi i dla spółsiedzących kazał jej dać.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.왕이 근심하나 자기의 맹세한것과 그 함께 앉은 사람들을 인하여 주라 명하고
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Le roi fut attristé; mais, à cause de ses serments et des convives, il commanda qu`on la lui donne,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Og Kongen blev bedrøvet; men for sine Eders og for Gæsternes Skyld befalede han, at det skulde gives hende.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Og kongen blev ille til mote, men for sine eders og for gjestenes skyld bød han at det skulde gis henne,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Silloin kuningas tuli murheelliseksi, mutta valansa ja pöytävierasten tähden hän käski antaa sen.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Vua lấy làm buồn rầu; song vì đã thề lỡ rồi và có những người dự yến ở đó, nên truyền cho nàng như lời.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Vua lấy_làm buồn_rầu ; song vì đã thề lỡ rồi và có những người dự yến ở đó , nên truyền cho nàng như lời .
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Και ελυπηθη ο βασιλευς, δια τους ορκους ομως και τους συγκαθημενους προσεταξε να δοθη,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.И опечалился царь, но, ради клятвы и возлежащих с ним, повелел дать ей,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.І засумів Ірод; однак, задля клятьби й задля тих, що сиділи з ним за столом, звелїв дати.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Царят се наскърби; но заради клетвите си, и заради седящите с него, заповяда да й се даде.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.ויעצב המלך אך בעבור השבועה והמסבים עמו צוה לתת לה׃
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.فاغتم الملك. ولكن من اجل الاقسام والمتكئين معه أمر ان يعطى.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.王 便 憂 愁 、 但 因 他 所 起 的 誓 、 又 因 同 席 的 人 、 就 吩 咐 給 他
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.王 便 憂愁 、 但 因 他 所 起 的 誓 、 又 因 同席 的 人 、 就 吩咐 給他
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.A király pedig noha igen megszomorodék, eskûje és a vendégek miatt nem akará õt elutasítani.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.A kráľ sa veľmi zarmútil, ale pre prísahu a pre spoluhodovníkov nechcel ju odbyť.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Då blev konungen mycket bekymrad, men för edens och för bordsgästernas skull ville han icke avvisa henne.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.El rey se entristeció mucho, pero a causa del juramento y de los que estaban a la mesa, no quiso rechazarla
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Il re divenne triste; tuttavia, a motivo del giuramento e dei commensali, non volle opporle un rifiuto