‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Il re entrò per vedere i commensali e, scorto un tale che non indossava l'abito nuziale
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Împăratul a intrat să-şi vadă oaspeţii; şi a zărit acolo pe un om, care nu era îmbrăcat în haina de nuntă.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.임금이 손을 보러 들어올쌔 거기서 예복을 입지 않은 한 사람을 보고
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Ko pa pride kralj, da pogleda goste, ugleda tu človeka, ki ni bil oblečen v svatovsko oblačilo,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Mas, quando o rei entrou para ver os convivas, viu ali um homem que não trajava veste nupcial;
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Men när konungen nu kom in för att se på gästerna, fick han där se en man som icke var klädd i bröllopskläder.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Mutta kun kuningas meni katsomaan pöytävieraita, näki hän siellä miehen, joka ei ollut puettu häävaatteisiin.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Pero cuando entró el rey para ver a los convidados y vio allí a un hombre que no llevaba ropa de bodas
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Tedy všed král, aby pohleděl na hodovníky, uzřel tam člověka neoděného rouchem svadebním.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Vua vào xem khách dự tiệc , chợt thấy một người không mặc áo lễ ,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Vua vào xem khách dự tiệc, chợt thấy một người không mặc áo lễ,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Εισελθων δε ο βασιλευς δια να θεωρηση τους ανακεκλιμενους, ειδεν εκει ανθρωπον μη ενδεδυμενον ενδυμα γαμου,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.А царят, като влезе да прегледа гостите, видя там един човек, който не бе облечен в сватбарска дреха.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Цар же, ввійшовши подивитись на гостї, побачив там чоловіка, не одягненого у весїлню одежу;
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.Царь, войдя посмотреть возлежащих, увидел там человека, одетого не в брачную одежду,
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.ויהי כבוא המלך לראות את המסבים וירא בהם איש ולא היה לבוש בגדי חתנה׃
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.فلما دخل الملك لينظر المتكئين رأى هناك انسانا لم يكن لابسا لباس العرس.
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.王 進 來 觀 看 賓 客 、 見 那 裡 有 一 個 沒 有 穿 禮 服 的
‹‹Kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün giysisi giymemiş bir adam gördü.王進來觀 看 賓客 、 見那裡 有 一 個沒 有 穿 禮服 的
Motor sesi duydum. Bu yüzden bir konuk mu geldi diye bakmaya çıktım.J'ai entendu le moteur d'une voiture et j'ai cru que c'était un client.
Motor sesi duydum. Bu yüzden bir konuk mu geldi diye bakmaya çıktım.Nos, azt gondoltam, egy autó hangját hallom, ezért azt hittem, egy vendég jött.
Motor sesi duydum. Bu yüzden bir konuk mu geldi diye bakmaya çıktım.لقد سمعت صوت السيارة, وضننت انه زبون لذا خرجت
Ne? > BÖLÜM 2 Jeeves VE davetsiz KONUKMitä? > 2 LUKU Jeeves JA unbidden VIERASKIRJA
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.A hlupák nevie, že sú tam mŕtvi a v hlbinách pekla tí, ktorých pozvala.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Ale neví hlupec, že mrtví jsou tam, a v hlubokém hrobě ti, kterýchž pozvala.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Ale prostak nie wie, że tam są umarli, a ci, których wezwała, są w głębokościach grobu.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Ali on ne ve, da so mrtvi tam, v globočinah smrtnega kraja povabljenci njeni.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Egli non si accorge che là ci sono le ombre e che i suoi invitati se ne vanno nel profondo degli inferi
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Eikä toinen tiedä, että haamuja on siellä, että hänen kutsuvieraansa ovat tuonelan laaksoissa.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.El nu ştie că acolo sînt morţii, şi că oaspeţii ei sînt în văile locuinţei morţilor.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Er weiß aber nicht, daß daselbst Tote sind und ihre Gäste in der tiefen Grube.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.És az nem tudja, hogy ott élet nélkül valók vannak; és a pokol mélyébe esnek az õ hivatalosai!
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Et il ne sait pas que là sont les morts, Et que ses invités sont dans les vallées du séjour des morts.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Han ved ej, at Skyggerne dvæler der, hendes Gæster er i Dødsrigets Dyb.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.han vet icke att det bär till skuggornas boning, hennes gäster hamna i dödsrikets djup. ----
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.오직 그 어리석은 자는 죽은 자가 그의 곳에 있는 것과 그의 객들이 음부 깊은 곳에 있는 것을 알지 못하느니라
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Maar die voorbijganger weet niet dat haar huis het voorportaal van de hel is.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Mas ele não sabe que ali estão os mortos; que os seus convidados estão nas profundezas do Seol.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Men han vet ikke at der bor dødningene, at hennes gjester er i dødsrikets dyp.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Những người chẳng biết rằng kẻ chết ở đó , Và những người khách của nàng đều ở dưới chốn sâu của âm_phủ .
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Những người chẳng biết rằng kẻ chết ở đó, Và những người khách của nàng đều ở dưới chốn sâu của âm phủ.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.No saben ellos que allí están los muertos, que sus invitados están en lo profundo del Seol
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Αλλ' αυτος αγνοει οτι εκει ειναι οι νεκροι, και εις τα βαθη του αδου οι κεκλημενοι αυτης.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.И он не знает, что мертвецы там, и что в глубине преисподней зазванные ею.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.Но той не знае, че мъртвите* са там, И че гостите й са в дълбочината на ада.
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.ולא ידע כי רפאים שם בעמקי שאול קראיה׃
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.ولا يعلم ان الاخيلة هناك وان في اعماق الهاوية ضيوفها
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.人 卻 不 知 有 陰 魂 在 他 那 裡 . 他 的 客 在 陰 間 的 深 處
Ne var ki, evine girenler ölüme gittiklerini, Ona konuk olanlar Ölüler diyarının dibine indiklerini bilmezler.人 卻 不知 有 陰魂 在 他 那 裡 . 他 的 客 在 陰間 的 深處
O konuk ederken Deepak Chopra'yı.בראיון עם דיפק צ'ופרה
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!Akkor nem bírja el! - Isten javít a lelkem, lesz, hogy egy lázadás közt a vendég!
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!Budete ho nesnesou - Bůh opravit mou duši, budete dělat vzpouru mezi mými hosty!
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!Budete ho neznesú - Boh opraviť moju dušu, budete robiť vzburu medzi mojimi hosťami!
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!Du kommer inte stå ut med honom - Gud skall laga min själ, kommer du att göra ett myteri bland mina gäster!
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!Du vil ikke holde ham -! Gud skal reparere min sjæl, vil du lave et mytteri blandt mine gæster!
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!Du wirst ihn nicht leiden - Gott wird meine Seele zu kitten, erstellen Sie eine Meuterei unter meinen Gästen!
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!Je zult hem niet verdragen - God zal mijn ziel herstellen, maak je een muiterij onder mijn gasten!
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!당신은 그를 견딜 수없는거야 -! 하나님이 내 영혼을 고쳐야한다, 당신은 내 손님들 사이에 반란을거야!
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!Ne boste ga prenašati! - Bog se Popraviti mojo dušo, boste lahko upor med svoje goste!
Ona tahammül edeceğiz - Allah ruhumu tamir eder, benim konukları arasında bir isyan yapacağız!Nie będziesz znosić go - Bóg naprawić moją duszę, Zrobisz bunt wśród moich gości!