Ana içeriğe geç
Sözlük

konuda ile cümle

konuda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom'un biraz önce söylediği hemen hemen her konuda aynı fikirde değilim.Eu discordo com quase tudo que o Tom acabou de dizer.
Tom'un konuştuğu konuda en ufak bir fikrim yok.Eu não faço a menor ideia sobre o que o Tom está falando.
Sparta'nın bu konudaki tutumu oldukça katıdır.Hierin bleek Sparta te sterk.
Uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamış ve bu konuda kendinden sonra gelenlere önderlik etmiştir.Hij formeerde toen het Kalmar Ochestra met medestudenten en dirigeerde dit dikwijls.
Dolaylı Anlatım; Herhangi bir konuda başkasından öğrendimiz bir haberi başkasına aktarmamıza denir.Zinvol spreken over God kan alleen als we uitgaan van openbaring.
Ayrıca husun (iyi) ve kubuh (kötü) deyimlerinin de bu konuda bir anlamı yoktur."Ook wat betreft mensen geeft dat een slechte indruk en het is onfatsoenlijk'.
Bu konuda yapılmış ciddi bir araştırma yoktur.Solide onderzoek naar dit onderwerp ontbreekt.
Bu konuda araştırmalar henüz kesin bir sonuca ulaşmış değildir.Onderzoek hiernaar heeft nog geen concreet resultaat opgeleverd.
Pek çok kullanıcı bu konuda şu hataya düşer.Veel boeken maken die fout nog steeds.
Bu konuda karar vermek de devletindir.Maar het is aan het land zelf om daarover te beslissen.
Bu konuda iki tane alıntı vardır.Als aanvulling hierop twee opmerkingen.
Diğer hukuki mercilerin de bu dönemde getirildiğini söylemek makuldür ancak bu konuda bilgi bulunmamaktadır.Ook de drievoudige vorm van ik wordt daar soms aangetroffen: Dat weet ik ik niet...
Hiçbir konuda kavga etmediğimiz için aramızda bir problem yoktu.Er was geen sprake van ruzie binnen de groep.
Halkı bu konuda bilinçlendirmek için gazetelere yazılar yazar.Verschillende kranten stuurden journalisten om verslag te doen van deze zaak.
Ancak Prkacin bu konuda adeta uzmandır.Maar de journalist is professional genoeg om de zaak te begrijpen.
Ve bu konuda ödülleri bulunmaktadır.Hiervoor worden prijzen uitgeloofd.
Bu konuda en çarpıcı isimlerden birisi ünlü filozof David Hume olmuştur.Een van de voornaamste descriptieve ethici was de Schotse filosoof David Hume.
Ancak yine de bu konuda belli bir anlaşmazlık vardır.Hier bestaat echter enige twijfel over.
Fakat bu konuda da hapishane müdürü onu aldatır.Nog steeds denkt de regisseur dat de mannen hem voor de gek houden.
Komünist Gençlik Birliği üyelerinin bu konuda uluslararası protestoları da etkili oldu.Jeugdbewegingen waren verenigd in de Communistische Jeugd Internationale.
Fakat bu konuda detaylı bir açıklama verilmemiş.Ik heb de vraag niet specifiek bestudeerd.
Bu konuda cok sıkı kontroller yapılmaktadır.Daarop wordt streng toegezien.
Aile bu konuda dikkatli davranmalıdır.Een school moet hier dus voorzichtig mee omgaan.
Bunlara karşın bu konudaki veriler için bir çoğalma söz konusudur.Een hoofdtelwoord is een woord (telwoord) dat een aantal weergeeft.
Bu konuda geleneksel kuralları hiçe saydı.Hij hield daarmee vast aan traditionele beginselen.
Onun bu konuda çeşitli teoremleri vardır.Hierover bestaan verschillende theorieën.
Birçok vaka bu konudaki yetersizlik nedeniyle ölümle veya kalıcı hasarla sonuçlanmaktadır.Velen hiervan kwamen om het leven of liepen blijvend letsel op.
Çin tarih kaynakları bu konuda önemli deliller sunar.Het Klassiek Chinees vertoont hier duidelijke sporen van.
Bu konuda karar, ertelendi.Later is besloten dit uit te stellen.
Ne hale gelirlerse gelsinler onlara bu konuda yardım edemeyeceğini söyler.Een man belt of ze naar buiten wil komen, ze kan niemand bereiken om haar te helpen.
Yine de bu konuda bir söz birliğine varılmış değildir.Niet dat zij zich ergens toe gedwongen voelde.
Bu konudaki başarılarından birisi de Franz Kafka'nın eserlerini tanıtan ilk kişilerden birisi olmasıdır.Zo geldt Tucholsky als één van de eersten die het werk van Franz Kafka ontdekte.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Daar zijn grote kanttekeningen bij te plaatsen.
Taylor'ın bu konudaki sözleri şöyle: "Her üç terminal için üç farklı komut bulunuyordu.Bekende woorden voor elke uitzendingen waren: "drie seconden na nu...".
Osmanlı ordusu maddesi bu konuda daha fazla bilgi içermektedir.Op Military Grid Reference System vindt u meer informatie hierover.
Ancak yine de bu kitap, bu konudaki tek kaynaktır.Dit boek wordt als enige bron gehanteerd.
Kadın, bu konudan hiç bahsetmez.Zij vertelt hem nooit over de ruzie.
Bu konuda da baştan anlaşmak gerekir.Dit moet duidelijk van tevoren worden afgesproken.
Bu konuda araştırmacıların çeşitli görüşleri bulunmaktadır.Er is discussie tussen geleerden hierover.
Bu konuda birçok farklı anlatı vardır.Hierover bestaan verschillende verhalen.
Bu konuda 2 rivayet vardır.Er zijn twee rijen.
Yeşil renkleri de bu konuda iyi bir kamuflaj sağlar.De bruine kleur levert goede camouflage.
The Dark Knight Returns ise bu konuda bir istisna sayılır.De edwardiaanse barokarchitectuur vormt hierop een uitzondering.
Sizlere bu konuda ayrıca yardımcı da olabilirim.Mogelijk is ook Ceva daarvan het slachtoffer geworden.
Eklenilen bir alt konuda ise Cartman, babasının gerçek kimliğini bilmiyor olabileceğini öğrenmektedir.Tot op de dag van vandaag kent Curtis de identiteit van zijn vader niet.
Odasını Josh' la paylasmak zorunda olan Drake ise bu konudan hiç memnun değildir.Garfield, en de wekker zelf ook, zijn hier niet zo blij mee.
Bu konuda birçok görüş ileri sürülebilir.Bij die zienswijze kunnen veel vraagtekens worden gezet.
2. konuda boşanma anlatılır.Het behandelt het thema echtscheiding.
Ancak önceki öneriye göre iki konuda değişiklik yapıldı.In vergelijking met de meeste eerdere edities zijn er twee wijzigingen.
Almanya bu konuda yardım etmeyi kabul etti.Duitsland sluit zich hierbij aan.
ABD kongresinde bu konuda bir inceleme başlatıldı.Ook voor dit onderwerp is er in Amerika een onderzoek opgestart.
Bu konuda ilk adımlar 1866 yılında atıldı.De eerste beklimming vond plaats in 1866.
Bu konuda çalışma yapan ilk ekonomisttir.Het was het eerste instituut dat zich hiermee bezighield.
Ev işlerini ve yemekleri kendi yapar ve bu konuda iyidir.Ze doet zijn huishoudelijke taken en kookt ook voor hem.
Ancak üçü de bu konuda isteksizdiler.Maar zij weigerden alle drie.
Bu konuda henüz ne yerel yönetim ne de mülki idare bir çözüm üretememiştir.Alleen lokale en regionale overheden mogen geen klachten indienen.
Bu konuda esas olarak iki iddia mevcuttur.Er zijn grofweg twee veronderstellingen.
Bu konuda kendisine açılan hakaret davasını kaybetmiştir.Zij heeft hierop klacht tegen hem ingediend.
Ayrıca gönüllü bir ekipte bu konuda çalışmaktadır.Daarnaast is er een ook een grote groep vrijwilligers actief.
Bu konuda eski kafalıyım.Dat zijn achterhaalde zaken.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod