İkinci konudaki ilahi dışında kitap öyküseldir.La divinazione è un altro tema presente nel libro.
Bu konudaki görüşlerini: şeklinde ifade etmektedir.La descrizione apparente dell'oggetto è la seguente: ...
Polis bu konuda araştırma yapmaya başladı.La polizia comincerà ad indagare.
Bu konuda kesin bilgilere ulaşılamasa da mahallenin kuruluşu 1800'lü yıllara tarihlenebilir.Mancando di dati precisi, si può collocare la sua nascita agli inizi del Seicento.
Hiçbiri, hiçbir konuda kendisine karşı gelmiyor.Lei non fa compromessi in nessuna delle sue vite.
Fakat, bu konudaki rakamın on binin üzerinde olması mümkündür.Questo significa che i valori di questa serie possono essere multipli di 10.
Ancak, Bizans kaynaklarında bu konuda ihtilaf vardır.Fonti indiane contestano questa affermazione.
Bu konuda onu desteklemek istemediler.Они не хотели поддерживать его в этом деле.
O her konuda gerçek bir centilmendir.Он джентльмен во всех отношениях.
Bu konuda seninle tartışmaya niyetim yok.У меня нет намерения дискутировать с тобой на эту тему.
Bu konuda endişelenmek zorunda değilsin, tamam mı?Ты не должен беспокоиться об этом, договорились?
O bu konuda suçlu değil.Она в этом не виновата.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Этому есть весомые свидетельства.
Almanya bu konuda yardım etmeyi kabul etti.Германия согласилась на помощь.
Hiçbir konuda kavga etmediğimiz için aramızda bir problem yoktu.Между нами не было никаких противоречий, потому что ни за что не боролись.
Bu konuda birçok söylenti vardır.По этому поводу было много слухов.
Vatandaşlık genelde doğumdan kaynaklanırdı, farklı şehirlerin bu konuda farklı kuralları vardı.В городах имущественный ценз различался, разные города имели разные правила.
Bertrand Russell bu konuda göksel çaydanlık örneğini gösterir.Бертран Рассел использует в качестве примера небесный чайник.
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Ранние книги Шаха изучали то, что он называл « малыми верованиями».
Ancak bu konuda başka muhtelif görüşler de ileri sürülmüştür.Но, нет, - им была уготована другая доля.
Kur'an-ı Kerim'de ise bu konuda 2 ayet bulunmaktadır ki bu ayetler: Ey iman edenler!Слово «василя» упоминается в двух аятах Корана: «О те, которые уверовали!
Kur'an 'da Hac Suresinde bu konuda bir ayet vardır.Кроме того, именно в хадисах даётся тафсир (толкование) аятов Корана.
Bu konudaki tartışma uzun süredir devam etmektedir.Полемика на эту тему продолжалась долгое время.
Bu konuda birçok söylenti vardır.Há um monte de boatos.
Bana her konuda; ama her konuda yazmaya devam edin.Будь такой милый, напиши мне поскорее обо всём этом.
İnternet üzerinde çeşitli bloglarda bu konuda yazılar yazılmaktadır.Обо всём этом она подробно пишет в своём блоге.
Cedric birçok konuda hep Toyota Crown'ın ana rakibi olarak kabul edildi.На протяжении многих поколений основным конкурентом Седрика считается Toyota Crown.
2008 yılında bu konudaki pişmanlığını dile getiren Frota bir daha porno film çevirmeyeceğini açıklamıştır.В 2008 году она сообщила, что более не будет появляться в порно в любом его виде.
Kadın, bu konudan hiç bahsetmez.А старуха не говорит.
Halkın % 12'si ise bu konuda yorum yapmanın zor olduğunu ifade etmiştir.2 % граждан затруднились дать ответ.
Suriye hükümeti, Yahudi cemaatine göç de dahil birçok konuda katı kısıtlamalar getirmiştir.Правительство Сирии наложило на евреев ряд ограничений, в том числе на эмиграцию.
Bu konuda ne dersiniz?" diye sorar.Что вы думаете о том?»
Bu konuda dikkatli olunmalıdır.К этому мнению надо относиться с осторожностью.
Bu her konuda böyle.Так происходит во всём.
Jedi Ustası Yoda’nın ise bu konuda hala şüpheleri vardır.Но его коллега Джаст сомневается в этом.
Bu nedenle bu konuda çok dikkatli olmalısınız.Поэтому следует быть крайне осторожным.
Tom'un birçok konuda rakibidir.На многих собраны тома.
Ailesi onu bu konuda destekledi.Семья поддержала её в этом решении.
Mead bu konuda "Ortada kesin bir neden yoktu.Тимур тут явно был ни при чём».
Yeni albümüm bu konuda.Весь альбом об этом.
Dolaylı Anlatım; Herhangi bir konuda başkasından öğrendimiz bir haberi başkasına aktarmamıza denir.Далее он отправляется к другим людям, чтобы разъяснить истину.
Bu konudada kendini sürekli över.Я сам себя спрашиваю об этом всё время.
Yine de bu konuda "Benim için çalışan insanları tanıdım...(Мысль) «Спрашивал я у людей...»
1980'li yıllarda hakkında bu konuda davalar açıldı.В начале 1980-х годов появился ряд статей по этим вопросам.
Bu konuda karar, ertelendi.Но решение было отложено.
Aile bu konuda dikkatli davranmalıdır.Важно, чтобы семья сделала такой шаг.
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.Комиссия также информирует Парламент о своей позиции по данному вопросу.
2. konuda boşanma anlatılır.Поговаривают о разводе.
Onun bu konuda çeşitli teoremleri vardır.Было много теорий по этому поводу.
Biz bu konuda kimseye yalvaracak değiliz.Мы не посмеем произносить никому укора.
Antlaşmadan sonra taraflar Norveç'ten bu konuda yardım istediler.После войны норвежцы продолжили оказывать помощь Финляндии.
Öğretmene bu konuda yardım edilmelidir.Учитель, помоги мне, хорошо?
Bu konudaki en bilinen örnek "Sakar Şakir" filmidir.В качестве примера приводится случай классического фильма "Эта прекрасная жизнь".
Ufak tefek anlaşmazlıklar olsa bile köylüler birbirlerine her konuda yardımda bulunurlardı.Этому обществу противопоставлена тяжелая жизнь крестьян, помогающих друг другу в беде.
Bu konuda en değişken tRNA, oynak pozisyonunda inosin (I) bulunduran tRNA'lardır.Еще хуже те правители, которых народ боится, и хуже всех те, которых народ презирает».
O herhangi bir konuda nadiren tavır alır.Редко появляется на каких-либо мероприятиях.
Doğal nedenlerden öldüğünü anlatmaya çalıştı ancak bu konuda diğer generaller buna inanmadı.Медики констатировали естественные причины смерти, но Луис им не верит.
Bu konudaki ilk referandum 1975'te yapıldı, seçmenlerin %67'si üyeliğin devam etmesi yönünde oy kullandı.В 1950 году был проведён референдум о его будущем, и 57 % избирателей проголосовало за возвращение.
Bu konuda akademisyenler tarafından eleştirildi.Вот это и потрясло академиков.
Ancak ben olsam bu konuda o kadar kesin konuşmazdım.Но тогда все это было не так заметно, об этом как-то не говорили.