Bu nedenle bu konuda çok dikkatli olmalısınız.Por eso se debe ser muy cuidadoso.
Çin'deki nüfus artış hızı sadece %0,47, yani bu konuda dünya çapında 159. sırada.La tasa de crecimiento demográfico de China es solo de 0,47%, lo que la sitúa en el 156º lugar en el mundo.
Ailesi onu bu konuda destekledi.Sus padres la apoyaron.
Bu sevgisi takıma pek çok konuda katkı sağlamıştır.Su recuerdo equivale en mi vida a tantas, tantas cosas...
Degas ise bu konuda "Hiçbir sanat benimkinden daha anlık olamaz." demişti.Tal y como el mismo Degas llegó a explicar “Ningún arte fue nunca menos espontáneo que el mío.
Çok konuşuyor ve her konuda fikrini söylüyor.Ella es muy fuerte, piensa y dice todo lo que piensa.
Aslında ben bu konuda pek düşünmedim...”No, en verdad no había entendido...».
Ama bu konuda uzmanlar arasında görüş birliği yoktur.Sobre este particular, no parecen existir controversias entre los profesionales.
Bu konuda yapılmış ciddi bir araştırma yoktur.No hay un estudio serio.
Ona her konuda destek vereceğim.Es una mujer que lo apoya en todo.
Her konuda söyleyecek sözü vardır.Hay maneras de decir cualquier cosa.
Henning bu konuda pek çok bilgi edindi.Tandem aprendió de este error.
Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” diye sordu.«¿Vives tú en él?», me preguntaba.
Bu konuda kilit bir adım, İngiliz biyolog ve istatistikçi Ronald Fisher'in çalışmasıydı.Un paso clave fue la contribución del biólogo británico Ronald Fisher.
Kardeşlerinden farklıdır o konuda.El destino de sus hermanos fue diverso.
Hikaye ile ilgili çok fazla şey söyleyemiyorum bu konuda konuşma yasağım var."No lo creo, solo puede contar historias sobre la guerra».
Hiçbir konuda oydaşma yoktu.No había orgullo allí ....
Üç hafta kadar önce bu konudaki kararımı verdim ve bunun bırakmak için doğru zaman olabileceğini düşündüm.Como bien es sabido, he necesitado tres meses para poder tomarla.
Bu konuda yanıldığı, 1951 Mart ayında anlaşıldı.Este mensaje se descifró en abril de 1951.
Hiçbir konuda kavga etmediğimiz için aramızda bir problem yoktu.No hubo nunca ningún problema porque nunca discutimos sobre nada.
İki konudan oluşan kısa bir kitaptır.Novela corta de 2 páginas.
Bu konudaki tartışmalar devam etmektedir.La discusión al respecto continúa.
Bu konuda daha çok ayrıntı çoklu dizi hizalaması hakkındaki maddede bulunabilir.Esto puede ser debido al aumento en detalle gráfico.
Dini inanışların her biri bu konuda farklı bir yaklaşım getirecektir.Cada cual hace hincapié en un aspecto distinto de la creación.
Bu konuda daha detaylı bilgi için bakınız: Mantık-ut Tayr.Para obtener más información, vea Puerta lógica.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.Repeat. A menudo se discute si Mate.
Bu konuda ilerlemeler sürse de ne yazık ki henüz kesin bir başarı elde edilememiştir.Sin embargo, aunque ciertamente se hayan conseguido algunos progresos, todavía queda mucho camino por andar.
Bu konuda iki tane alıntı vardır.Hay dos referencias en él.
Bu konuda karar, ertelendi.C. y por lo cual la cuestión quedó pospuesta.
Bu konuda ilginç bir yaklaşım Eduard Hahn tarafından ortaya atılmıştır.Un discurso similar fue planteado por Adiv.
Bu konuda onun en büyük silahi güçtür.Su arma más poderosa es su cuerpo.
Bu konuda nasıl karar alındığı yönünde bir bilgi yoktur.Aún se desconoce el por qué de esta decisión.
Suriye hükümeti, Yahudi cemaatine göç de dahil birçok konuda katı kısıtlamalar getirmiştir.El gobierno sirio impuso severas restricciones a la comunidad judía, en particular sobre la emigración.
Space Marines (Uzay Bahriyelileri) ise bu konuda bir istinadır.Los cocodrilos marinos seguramente lo eran.
Halkı bu konuda bilinçlendirmek için gazetelere yazılar yazar.Los familiares ponen avisos en los diarios para encontrarlo.
Bu konuda kaynak gösterilen ayetlerden biri, örneğin, Hucurât suresi, 9. ayettir (49/9).En dicho protocolo, página 49, punto 9 del decálogo, figura claramente lo siguiente: 9.
Ancak ben olsam bu konuda o kadar kesin konuşmazdım.Así que hablé de eso sin ser tan específico.
Yönetmen William Wyler, Olivier ile oyunculuğu hakkında birçok konuda anlaşamıyordu.Al director John Guillermin nunca se le permitió ver a los actores.
Bu konudaki kanun ve anayasa değişiklikleri 2012 tarihlidir.Así Las elecciones presidenciales y legislativas coincidan desde esta reforma.
Filmin yeniden çekileceği söylentileri dolaşsa da bu konuda henüz net hiçbir bilgi yoktur.Existen rumores sobre la posibilidad de otra película, pero por ahora no hay nada seguro.
Ananda bu konuda başarılı olmuştur.Y al respecto, AMD ha tenido éxito.
Komşuları olan ihtiyar, kendisini bu konuda uyarır.Un vecino la escuchó llorando.
Ancak üçü de bu konuda isteksizdiler.Pero esto fue negado por ambos.
Bu konudaki teknolojik gelişme bu barışçıl dönem boyunca sürmüştür.La economía rusa experimentó el crecimiento sano durante este tiempo pacífico.
Bana, ’çok çalış, biz sana her konuda yardımcı olacağız’ dediler." ifadelerinde bulunmuştur.Dijo: «El tema será el amor, llamémoslo así.
Bir edebiyat dergisi çıkarmayı tasarlar ama hiçbir zaman bu konuda harekete geçmez.Nos mostraron cómo tratar a un acto de apertura y nunca voy a olvidar eso.
Kendisinin bu konudaki davranışlarını yargılayacak konumda değilim." demişti.Yo no tengo suficiente habilidad para juzgarlo ".
1894'te bu konuda bir dilbilgisi kitabı, 1901'de bir sözlük ve başka çalışmalar yayımladı.En 1919, publicó un diccionario de 2000 nuevas palabras.
Hiçbiri, hiçbir konuda kendisine karşı gelmiyor.Nadie se basta a sí mismo para todo.
Bu konuda bir örnek vermek istiyorum.Permítanos mostrarle un ejemplo.
Bu konuda dikkatli olunmalıdır.Ser cuidadoso con esto.
Fakat bu konuda yapımcı şirket herhangi bir açıklama yapmamıştır.Sin embargo, la agencia funeraria no sabía nada de ese coche.
Bu bölümde Dante her konuda uzmanlaşıyor.En esta punto Dante inicia a describir a cada condenado.
Bu konudaki diğer ayrıntı, Samuel Taylor Coleridge'ın ünlü şiiri Kubla Khan'da bulunmaktadır.También es una alusión a una frase del famoso poema de Samuel Taylor Coleridge, Kubla Khan.
Günümüzde en çok bu konudaki çalışmaları ile tanınır.Actualmente es muy reconocido por sus trabajos realizados.
Bu konuda da araştırmalar devam etmektedir.La Iniciativa también está investigando.
Arkadaşının bu konudaki uzman görüşüne başvurmak istemektedir.Ese concepto está en la mente del especialista.
Tarihçilerde bu konuda hemfikirdir.En esto hay algo de cierto según los historiadores.
Bu konuda sizinle konuşmak isterdim.Vorrei parlare con voi di questo argomento.
Bu konuda sizinle aynı fikirde değilim.Su questo argomento non sono della vostra stessa idea.