Ana içeriğe geç
Sözlük

konuda ile cümle

konuda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Asprey bir biohacker ve aynı konuda beş kitap yazdı.Asprey has said that he expects to live to age 180.
Bu konuda asla yalan söylemedim.I never lied about it.
Osmanlı Devleti ona bu konuda yardımcı oldu.The Ottoman Empire helped him in this.
Ertesi gün, Hannah bu konuda Eve ile tartışır ve Eve Glasgow'a kaçar.The following day, Hannah has an argument with Eve over the matter and the latter flees to Glasgow.
Bu konuda aşağıdakileri yazdı:He wrote:
Bu konudaki ilk makalesi 1894'te yayınlandı.[56]His first article on this topic appeared in 1894.[56]
1840 yılında Akademi'ye bu konuda bir düzine bildiri sundu.In 1840, he presented a dozen papers on this topic to the Academy.
Görünüşe göre Marin Mersenne'e bu konuda yazmamış.It seems that he had not written to Marin Mersenne about it.
3. surenin 159. ayeti Muhammed'e bir konuda müminlerle istişare etmesini tavsiye eder.The 159th verse of 3rd Sura advises Muhammad to consult with believers regarding a matter.
Sudanlılara bu konuda danışılmadı.The Sudanese were not consulted.
Boş zamanlarını Doğu Araştırmalarına adadı, Almanya'da bu konuda büyük ilerleme kaydetti.His leisure was given to Oriental studies, in which he had made great progress in Germany.
Geleneksel partiler restore edilen Suriye'yi tamamen desteklerken, Baas partisi bu konuda bölündü.While the traditional parties fully supported the restored Syria, the Ba’ath party was split.
Daha sonraki birkaç trajik şair de görünüşe göre bu konuda oyunlar yazdı.Several later tragic poets apparently also wrote plays on the subject.
İnsanlar neden bu konuda spekülasyon yapıyor?Why do people speculate about it?
Bu konudaki kitabı "Dijital Otomatların Sentezi" oldukça popüler oldu.His book on that topic "Synthesis of Digital Automata" became well known.
Farelerin bu konudaki fikirleriyle ilgilenen bir kediyi ne zaman gördünüz?When have you seen a cat interested in the mice's opinion about it?
Tanıdıklığın bu konuda önemli bir rolü vardır.Familiarity plays an important role.
"İlişkisel Belleğin Aranması" (SAM) modeli, bu konudaki en önemli çalışmalardan biridir.The "search of associative memory" (SAM) model is the culmination of that work.
Şu ana kadar bu konuda daha resmi bir açıklama yapılmadı.There have been no more official announcements about this up until now.
Tess bu konuda Tanrı'yı temsil eder.Tess represents God in the matter.
Bu yazılarda feminizmin tarihi önemli değil — sadece bu konuda ne yapılacağı önemli.The history of feminism is not important in these writings—only what is going to be done about it.
Bu konuda yayınlanan ilk kitabı Quakerism: An International Way of Life (1930) idi.One was her first published book, Quakerism: An International Way of Life (1930).[2]
Thompson'ın bu çalışmaları, bu konuda birçok alanda daha fazla araştırmayı teşvik etti.This outline stimulated further exploration along the various paths in this issue.
Bu konuda çok şey anlamıyorum.Ich verstehe nicht viel davon.
Bu konuda hiç şüphe yok.Daran gibt es keinen Zweifel.
O, her konuda rakiplerine karşı daha üstün.Er übertrifft seine Konkurrenten in allem.
Bu konuda sizinle konuşmak isterdim.Ich wollte mit euch darüber sprechen.
Bu konuda haklısın.In diesem Fall hast du recht.
Biz o konuda her iki tarafa adaletli davranmalıyız.Wir sollten bei diesem Thema beiden Seiten gerecht werden.
Bu konuda çok emin olmazdım.Ich wäre mir da nicht so sicher.
Bu konuda bir öneride bulunabilir miyim?Kann ich einen Vorschlag dazu machen?
Bu konuda sizinle aynı fikirde değilim.Ich stimme in dieser Angelegenheit nicht mit Ihnen überein.
O konuda söyleyecek herhangi bir şeyim yok.Ich habe zu diesem Thema nichts zu sagen.
Merak etme, bu konuda tecrübeliyim.Mach dir keine Sorgen. Ich habe damit Erfahrung.
Onunla bu konuda konuşacağım.Ich werde mit ihm darüber reden.
O konuda seninle konuşmak istiyoruz.Wir wollen mit dir darüber sprechen.
Bu konuda çok umutluyum.In dieser Angelegenheit bin ich sehr zuversichtlich.
Bu konuda çok hassasımdır bilirsin.Weißt du, bei diesem Thema bin ich sehr empfindlich.
Farklıyım, ama bu konuda gerçekten çok iyiyim.Ich bin zwar anders, aber darin bin ich so richtig gut.
O konuda çok konuşuyoruz.Wir reden viel über jenes Thema.
Brecht bu konuda dikkatli davranıyordu ve teorik tartışmalara katılmıyordu.Brecht agierte hier vorsichtig und ließ sich nicht auf eine theoretische Auseinandersetzung ein.
Bu konuda hiç tartışmamız olmadı.Darüber gab es nie Konflikte.
Bu konuda büyükbabasına inanmaz.Sie glaubt dem Schwiegervater nicht.
Biz bu konuda kimseye yalvaracak değiliz.Wir stellen niemanden an den Pranger.
İsviçre’nin bu konuda Avusturya’nın da onayladığı bir özelliği “banka gizliliğidir”.Eine Besonderheit der Schweiz, die teils auch noch für Österreich zutrifft, ist das Bankgeheimnis.
Bu konuda John Heartfield ve Wieland Herzfelde kardeşler ve Karl-Heinz Drescher’de tanınmış sanatçılardı.Hierfür waren auch die Brüder John Heartfield und Wieland Herzfelde und Karl-Heinz Drescher bekannt.
Putin, 2001 yılında verdiği bir demeçte bu konudaki pişmanlığını dile getirmiştir.Putin brachte in dem Gespräch seine Trauer über den Vorfall zum Ausdruck.
"Devletlerden hoşlanırım, bu konuda dürüst olmak gerekir" dedi.Da bin ich gern obrigkeitsstaatlich“.
Mantık üzerine olan çalışmaları bu konuda başvurulan standart bir eserdi.Seine Abhandlungen über Logik wurde ein Standardwerk zu diesem Thema.
Son zamanlarda bu konuda yapılan çalışmalar mevcuttur.Initiativen hierzu wurden in jüngster Zeit unternommen.
Bu konuda daha detaylı bilgi için bakınız: Mantık-ut Tayr.Siehe dazu den Artikel Vernunft; Verstand.
Bunun üzerine Richelieu, o sıralarda yeni kurulan Académie Française'in bu konuda bir karar vermesini istedi.Cid Richelieu beauftragte die neu gegründete Académie française, ein Urteil abzugeben.
Bu konuda bana geri dön.Darauf zogen sie sich wieder zurück.
Bu konuda iki tane alıntı vardır.Hierzu zwei Beispiele.
Bu konudaki hadisler şunlardır 'Ey Kur’an ehli, vitir namazını kılın!Sie künden: Sei geduldig im Trübsal; Fröhlich in Hoffnung; Haltet am Gebet.
İsviçre bu konuda da ciddi bir sorun yaşadı.Eine ähnliche Problematik gab es in der Schweiz.
Ancak teferruata ait kırka yakın konuda fikir ayrılığına düşmüşlerdir.Die Bogenbrücke überspannt den Forth mit vier ausgemauerten, beinahe halbrunden Segmentbögen.
Bu konuda direktifler hazırlar.Richtlinien hierbei beachten.
Ancak her iki tarikat da bu konuda hevesli değildi.Das Paar schien darüber nicht begeistert gewesen zu sein.
Birbirlerine her konuda yardım ederler.Dabei helfen sie sich gegenseitig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod