Boş konuşma.Don't talk nonsense!
Evet, şirket başkanı ile konuştum.Yes, I spoke with the company president.
Parti onun konuşmasıyla başladı.The party opened with his speech.
Parti ev sahibinin konuşması ile sona erdi.The party ended with a speech by the host.
Partiye davet edilmiş konuklar arasında iki yabancı bayan vardı.Among the guests invited to the party were two foreign ladies.
Yeni Zelanda'da, halk İngilizce konuşur.They speak English in New Zealand.
Yeni Zelanda'da İngilizce konuşurlar.They speak English in New Zealand.
Nick Portekizce'yi çok iyi konuşabilir. Çünkü 5 yıldır onu öğreniyor.Nick can speak Portuguese very well. That's because he's been studying it for 5 years.
Nicole çok iyi Japonca konuşabiliyor.Nicole can speak Japanese very well.
Benimle ne hakkında konuşmak istiyorsun?What do you want to talk to me about?
Mümkün olduğunca yavaş konuşabilir misiniz?Could you speak as slowly as possible?
Konuları niçin not etmedin?Why didn't you note down the points?
Niçin onun konuşma şeklinden hoşlanmıyorsun?Why do you dislike his way of speaking?
Çünkü hiç kimse benim dilimi konuşamaz.Because no man can speak my language.
Bu özel konuyu neden seçtiniz?Why did you choose that particular subject?
Niçin öyle bir konu seçtin?Why did you choose such a subject?
Neden onun hakkında onunla doğrudan konuşmuyorsun?Why not talk to her about it directly?
Aynı dili konuşuyoruz, değil mi?We speak the same language, don't we?
Güneş altında herhangi bir şey hakkında konuşabilirsiniz.You can talk about anything under the sun.
Hassas konulardan kaçındım.I steered clear of sensitive topics.
Önce gel, sonra konuş.Come first, talk later.
Tom, bütün gece konuşmayı sürdürdü.Tom kept talking all night.
Tom Japoncayı akıcı olarak konuşur.Tom is a fluent speaker of Japanese.
Tom bir saattir telefonda konuşuyor.Tom has been talking on the phone for an hour.
Tom çok fazla konuştu ve sırrı ağzından kaçırdı.Tom talked too much and let the secret slip.
Tom'a ders sırasında konuştuğu için gözaltı cezası verildi.Tom was given detention for talking during class.
Tom İngilizcenin yanı sıra Almanca da konuşabilir.Tom can speak German as well as English.
Tom Bill'den daha yavaş konuşur.Tom speaks more slowly than Bill.
Tom ne kadar hızlı konuşuyor!How fast Tom speaks!
Tom İspanyolca konuşur, ve Betty de İspanyolca konuşur.Tom speaks Spanish, and Betty speaks Spanish, too.
Tom konuşmasını güzel bir şarkıyla kapadı.Tom closed his speech with a beautiful song.
Tom'un konuşma şekli benim sinirlerimi bozuyor.Tom's way of speaking gets on my nerves.
Tom'un konuşma şekli sinirlerime dokundu.Tom's way of speaking got on my nerves.
Tom'un konuşması mükemmeldi.Tom's speech was excellent.
Tom'la selamlaşıp konuşuyoruz.I am on speaking terms with Tom.
Tom eve döndüğünde onunla konuşacağım.I'm going to talk to Tom when he returns home.
Hangi konuda iyisin?What subject are you good at?
En çok hangi konuları seviyorsun?Which subject do you like best?
Bütün konular içerisinde en çok İngilizceyi severim.I like English best of all subjects.
İngilizce konuşmayı nasıl öğrendiğimi düşünüyorsun?How do you think I learned to speak English?
Her neyse, bu zor konuyu gündeme getirebildiğin için memnunum.Anyway, I'm glad you were able to broach this difficult subject.
Tony İngilizceyi iyi konuşur.Tony speaks English well.
Tony benden daha iyi İngilizce konuşur.Tony speaks English better than I do.
Sınıfımızda İngilizceyi en iyi Tony konuşur.Tony speaks English the best in our class.
Tony Amerikalı olmasına rağmen, o İngilizce konuşamıyor.Though Tony is American, he can't speak English.
Tony İngilizceyi senin kadar iyi konuşur.Tony speaks English as well as you.
Donald diğerleri hakkında kötü konuşan insanları sevmez.Donald doesn't like people who speak ill of others.
Kimle konuşmak istiyorsun?Who do you want to speak to?
Sana İngilizce konuşmayı kim öğretiyor?Who teaches you English conversation?
Toshio çok iyi İngilizce konuşabilir.Toshio can speak English very well.
Bay Sato ile konuşmak istiyorum, lütfen.I want to speak to Mr. Sato, please.
Şehirler-arası nasıl konuşabilirim?How can I make a long-distance call?
O konuda ne yapacaksın?What are you going to do about it?
Onu bu kadar sinirlendiren şey konusunda yanılıyorsun.You are mistaken as to what makes him so nervous.
Taro niçin çok iyi şekilde İngilizce konuşabilmektedir?Why can Taro speak English so well?
Nasıl oluyor da sen o dili konuşabiliyorsun?How is it that you can speak this language?
Ne yapacağım konusunda bir fikrim yoktu.I had no idea what to do.
Almanca konuşmak için çok az fırsatımız var.We have few opportunities to speak German.
Almanca konuşamam.I cannot speak German.
Çadırda sürekli konuştuk.In the tent we talked and talked.