Ana içeriğe geç
Sözlük

konu ile cümle

konu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Konuşmamızı kesme.Don't interrupt our conversation.
Biz konuşuyorken kesme.Don't cut in while we're talking.
O konuda onunla aynı fikirdeyim.I agree with him on that point.
Tekrar denememiz konusunda seninle aynı fikirdeyim.I agree with you that we should try again.
Sabah ikiye kadar konuştuk.We talked until two in the morning.
Bu konudaki dürüst görüşünü paylaşır mısın?Could you share your honest opinion on this issue?
Konudan sapmayalım.Let's not deviate from the subject.
Asıl konuya gelelim ve iş konuşalım.Let's get down to brass tacks and talk business.
Kız kardeşim arkadaşlarıyla konuşuyor.My sister is having a conversation with her friends.
Eğer biri benimle öyle konuşsa polis çağırırım.If anyone were to talk to me like that, I would call a police.
Yarın zamanında burada olacağın konusunda sana güvenebilir miyim?Can I rely on you to be here on time tomorrow?
Yarın öğleden sonra tekrar gel, seninle konuşmak için daha fazla zamanım olacak.Come again tomorrow afternoon, when I will have more time to talk with you.
Yarın tekrar konuşmamız gerekebilir.Maybe we should talk again tomorrow.
Yarın onunla meseleyi konuşacağım.I am to talk over the matter with him tomorrow.
Yarın onunla konuşmayı unutma.Don't forget to talk with him tomorrow.
Açık konuşmak gerekirse, onun görüşü benimkinden biraz farklı.Strictly speaking, his view differs a little from mine.
Nefesini idareli kullanabilirsin. Onunla konuşmanın hiç bir faydası yok.You can save your breath. There is no use talking to him.
Konu kabül mü yoksa red mi edeceğimdir.The point is whether I accept or refuse.
Nadiren, kırk yılda bir, gece geç saatlere kadar telefonda konuşurum.I rarely, if ever, talk on the phone till late at night.
Benim birçok arkadaşlarla konuşmak için bol bol vaktim vardı.I had plenty of time to talk to many friends.
O, arkadaşları ile konuşmaktan zevk aldı.He took delight in talking with friends.
Arkadaşlarımızla konuşarak akşamı geçirdik.We passed the evening away talking with our friends.
Yumi çok iyi İngilizce konuşur.Yumi speaks English very well.
Yuko bir yabancı ile asla konuşmadı.Yuko has never spoken with a foreigner.
Güzel konuşan bilim adamı kolayca tartışmaya katıldı.The eloquent scholar readily participated in the debate.
Akşam yemeği masanın üzerine konuldu.Supper was laid out on the table.
Yemekten sonraki konuşmalarında, onlar politikadan bahsettiler.In their discourse after dinner, they talked about politics.
Kim daha iyi İngilizce konuşabilir, Yoko mu yoksa Yumi mi?Who can speak English better, Yoko or Yumi?
Yoko İngilizce konuşur, değil mi.Yoko speaks English, doesn't she?
Konu onların çok genç olmalarıdır.The point is they're too young.
Konu onların aç olmasıdır.The point is that they are hungry.
Açık konuşmak gerekirse, neden gitmek istediğini anlamak zor.Frankly speaking, it's difficult to understand why you want to go.
Açıkça konuşmak gerekirse, senin düşünce biçimin demode.Frankly speaking, your way of thinking is out of date.
Dürüstçe konuşulursa, o güvenilmez bir adamdır.Frankly speaking, he is an unreliable man.
Açık konuşmak gerekirse, bu roman çok ilginç değil.Frankly speaking, this novel isn't very interesting.
Açık konuşmak gerekirse, onun yeni romanı çok ilginç değil.Frankly speaking, his new novel is not very interesting.
Dürüstçe konuşmak gerekirse, seninle gitmek istemiyorum.Frankly speaking, I don't want to go with you.
Açıkça konuşmak gerekirse, bu sana yakışmıyor.Frankly speaking, it doesn't suit you.
Açıkça konuşmak gerekirse, o çok fazla umurumda değil.Frankly speaking, I don't care for her very much.
İngilizceyi akıcı şekilde konuşmak istiyorum.I would like to speak English fluently.
Bitişik odada birinin konuştuğunu duyuyorum.I can hear someone talking in the next room.
Gözyaşlarına boğulmuş ve konuşamamıştı.She was choked with tears and was unable to speak.
Soğuk bir bira hakkında konuşalım.Let's talk over a cold beer.
Bayan Suzuki bu öğleden sonra bir konuşma yaptı.Mrs Suzuki was giving a speech that afternoon.
Yaşlı bir adam aniden benimle konuştu.An old man spoke to me suddenly.
Yaşlı insanların konuşacak birine ihtiyaçları vardır.Old people need someone to talk to.
Sağır-dilsiz insanlar işaret dili kullanarak konuşurlar.Deaf-mute people talk using sign language.
Benimle konuşmak istiyorsan, lütfen beni ara.If you want to speak to me, please call me up.
Özel konuşabilir miyiz?Can we talk in private?
Seninle bir şey hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk to you about something.
Ben sizinle konuşabilir miyim?May I speak to you?
Tartışılacak konuların bir listesini yapar mısın?Will you make a list of issues to discuss?
Konuşmacı, teoriyi örneklerle açıkladı.The speaker illustrated the theory with examples.
Konuşmak için birine ihtiyacım var.I need someone to talk with.
Benim için biraz çok hızlı konuşuyorsun. Biraz daha yavaş konuşur musun?You're speaking a little too fast for me. Would you speak a little more slowly?
Onun konuşma şeklinden o odur diyebilirim.I can tell it's him by the way he speaks.
Konuşma üçe kadar sürüncemede kaldı.The talk dragged on till three o'clock.
Biz değişik başlıklarda konuştuk.We talked about various topics.
Konuşmadan önce lütfen elini kaldır.Please raise your hand before you speak.
Konuyu değiştirme.Don't change the subject.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
konu ile cümle - Sayfa 36 - konu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App