Bugünkü kızların sanki erkekmiş gibi konuşmaları nadir değildir.It is not rare for girls today to talk as if they were boys.
Konuşamayacak kadar çok şaşırdım.I was too astonished to speak.
Şaşkınlık beni konuşmamdan mahrum etti.Astonishment deprived me of speech.
Konuşamayacak kadar çok şaşırmıştım.I was too surprised to speak.
Benim için sürpriz oldu, o çok iyi İngilizce konuştu.To my surprise, she spoke English very well.
O heyecanlandığında, gittikçe daha hızlı konuştu.As he grew excited, he spoke more and more rapidly.
Profesör İngilizce konuşmayı öğretir.The professor teaches English conversation.
Profesörün konuşması mizah doluydu.The professor's speech was full of humor.
Lütfen izinsiz konuşmaktan sakının.Please refrain from speaking without permission.
Biz oldukça samimi olarak konuştuk.We talked quite frankly.
O, aniden konuyu değiştirdi.Suddenly, he changed the subject.
Katılacak acil bir konum var.I have an urgent matter to attend to.
Elimden gelen her konuda size yardım edeceğim.I will help you all I can.
Kumi kulübü hakkında konuşmadı.Kumi did not talk about her club.
Konuklar mutlu çifte uzun ve müreffeh bir hayat diledi.The guests wished the happy couple a long and prosperous life.
Konuk sayısı 20'dirThe number of guests is 20.
Tartışma söz konusu olduğunda o hepsinden iyidir.He is second to none when it comes to debating.
Onlar tartıştıktan sonra bir hafta birbirleriyle konuşmadılar.After they argued, they didn't speak to each other for a week.
Tören onun konuşmasıyla başladı.The ceremony began with his speech.
Onun Fransızca konuştuğunu duymadın mı?Didn't you hear her speaking French?
Bir muhabir Dr Patterson'la konuşan bir goril olan Koko hakkında görüşme yapıyor.A reporter is interviewing Dr. Patterson about Koko, a talking gorilla.
İnce espri konuşmaya lezzet verir.Wit gives zest to conversation.
İlk fırsatta onunla konuşacağım.I'll speak to him at the first opportunity.
Hakkında hiçbir şey bilmediğim Geometri çok sıkıcı bir konu gibi görünüyor.Geometry, about which I know nothing, seems like a very dull subject.
Zamanında teşhis konulursa kanser tedavi edilebilir.Cancer can be cured if discovered in time.
Kore'de hangi dilleri konuşurlar?What languages do they speak in Korea?
Hata yapmaktan korkan kişiler İngilizce konuşmada gelişme kaydedemez.People who are afraid of making mistakes will make no progress in English conversation.
Hata yapma konusunda endişelenmeyin.Don't worry about making mistakes.
Çevre kirliliği ile nasıl uğraşacağın ciddi bir konudur.How to deal with environmental pollution is a serious matter.
Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.The student center is a good place to strike up conversations.
Her konuşmacıya beş dakika ayrıldı.Each speaker was allotted five minutes.
Genel olarak konuşursak, Japonlar sıkı işçidir.Generally speaking, Japanese are hard workers.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking, women are better linguists than men.
Genel olarak konuşulursa kızlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking girls are better linguists than boys.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Genel olarak konuşursak, biz Japonlar yabancı dilleri konuşmaktan çok çekiniyoruz.Generally speaking, we Japanese are a little too timid in speaking foreign languages.
Yabancı öğrencilerin İngilizceyi iyi konuşması zordur.It is difficult for foreign students to speak English well.
Yabancı dilleri konuşmak kolay değildir.Speaking foreign languages is not easy.
Bir dili öğrenmenin en iyi yolu, o dilin konuşulduğu ülkeye gitmektir.The best way to learn a foreign language is to go to the country where it is spoken.
Bir yabancı dili iyi konuşmak zaman alır.To speak a foreign language well takes time.
Çok az sayıda insan bir yabancı dili mükemmel şekilde konuşabilir.Few people can speak a foreign language perfectly.
Yabancı dillerden bahsederken, Fransızca konuşabilir misin?Speaking of foreign languages, can you speak French?
Birkaç yabancı dil konuşabilmek çok iyi.It is so good to be able to speak a number of foreign languages.
Açılış konuşması tek başına bir saat sürdü.The opening address alone lasted one hour.
Yüksek sesle konuş ki herkes seni duyabilsin.Speak clearly so that everyone may hear you.
Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapmaya alışıktır.Mr Kaifu is used to making speeches in public.
Yurt dışında seyahat söz konusu değil.Traveling abroad is out of the question.
Eski güzel günler hakkında konuşmak istiyorum.I like to talk about the good old days.
Çözümün zaman alacağı konusundaki açıklaması kimseyi tatmin etmedi.His explanation that a solution would take time didn't satisfy anyone.
Konuşma yeteneğini tazelemek için Fransa'ya gitti.He went to France to brush up on his speaking ability.
İyi bir hoşsohbet olmak sadece İngilizcede iyi bir konuşmacı olmak anlamına gelmez.Being a good conversationalist does not just mean being a good speaker of English.
Bir konuşmaya girdiğinde söyleyecek bir şeyin olmalı.When you enter a conversation, you should have something to say.
Konuşmamıza katılmaz mısın?Won't you join our conversation?
Toplantıda konuşmak isterseniz elinizi kaldırmak zorundasınız.You have to raise your hand if you want to speak at the meeting.
Hepimiz İngilizce konuşamıyoruz.Not all of us can speak English.
Biz telefonda konuşurken bağlantı kesildi.We were cut off while talking on the telephone.
Gece geç saatlere kadar konuştuk.We talked late into the night.
Konuyu ona bırakmaktan başka seçeneğimiz yoktu.We had no choice but to leave the matter to him.
Biz telefonda konuştuk.We talked on the telephone.
Biz işaret dili konuştuk.We talked in sign language.