konuşuyorlar ile cümle
konuşuyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Ja he sanoivat toisilleen: "Kuka meille vierittää kiven hautakammion ovelta?"
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.서로 말하되 누가 우리를 위하여 무덤 문에서 돌을 굴려 주리요 하더니
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.nói cùng nhau rằng : Ai sẽ lăn hòn đá lấp cửa mộ ra cho chúng_ta ?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.nói cùng nhau rằng: Ai sẽ lăn hòn đá lấp cửa mộ ra cho chúng ta?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Och de sade till varandra: »Vem skall åt oss vältra bort stenen från ingången till graven?»
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Og de sagde til hverandre: "Hvem skal vælte os Stenen fra Indgangen til Graven?"
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Og de sa til hverandre: Hvem skal velte bort stenen fra døren til graven for oss?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Onderweg vroegen zij zich af hoe zij ooit die zware steen voor de opening konden wegrollen.
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Und sie sprachen untereinander: Wer wälzt uns den Stein von des Grabes Tür?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.y decían una a otra: --¿Quién nos removerá la piedra de la entrada del sepulcro
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Και ελεγον προς εαυτας Τις θελει αποκυλισει εις ημας τον λιθον εκ της θυρας του μνημειου;
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.И в първия ден на седмицата дохождат на гроба много рано, когато изгрея слънцето.
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.и говорят между собою: кто отвалит нам камень от двери гроба?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.І казали між собою: Хто відкотить нам каменя від дверей гробу?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.ותאמרנה אשה אל אחותה מי יגל לנו את האבן מעל פתח הקבר׃
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.وكنّ يقلن فيما بينهنّ من يدحرج لنا الحجر عن باب القبر.
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.彼 此 說 、 誰 給 我 們 把 石 頭 從 墓 門 輥 開 呢
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.彼此 說 、 誰給 我 們把 石頭從 墓 門輥 開呢
Arkadaşlarım bu konuyu konuşuyorlar hep. "Eşcinsel" sözcüğünü farklı anlamda kullanıyorlar.Mis amigos hablan sobre esto todo el tiempo.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Anders gesagt, sie sprachen alle wie James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Cu alte cuvinte, toți vorbeau ca James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Dengan kata lain, mereka kini berbicara mirip seperti James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.En d'autres termes, ils parlaient tous comme James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.En otras palabras, todos estaban hablando como James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.In altre parole, parlavano tutti come James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Innymi słowy, wszyscy mówili jak James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Inými slovami, všetci rozprávali ako James Tooley (kolega z Newcastle Univerzity).
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Jinými slovy, všichni mluvili jako James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı. (Kahkahalar)Nios cách khác, chúng đều phát âm giống James Tooley (Tiếng cười)
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.그러니까 다들 영국인 교육학자 제임스 툴리처럼 말하고 있었습니다.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Más szóval, mind úgy beszéltek, mint James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Med andra ord så pratade de som James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Med andre ord talte de alle som James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Met andere woorden, zij spraken allemaal als James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Por outras palavras, estavam todas a falar como o James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Toisin sanoen, he kaikki puhuivat kuin James Tooley.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Με άλλα λόγια, μιλούσαν όλα σαν τον Τζέιμς Τούλεϊ.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Другими словами, они заговорили, как Джеймс Тули.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.Іншими словами, вони всі говорили як Джеймс Тулі.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.С други думи, всички говореха като професор Джеймс Тули.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.במילים אחרות, הם כולם דיברו כמו ג'יימס טולי.
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.وبعبارة أخرى، كانوا جميعا يتكلّمون مثل "جيمس تولاي".
Başka bir deyişle James Tooley gibi konuşuyorlardı.(笑)
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırA veces hablaban mi mismo idioma, que es el lingala.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırA volte parlano nella mia lingua, il Lingala.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırCateodata vorbeau in limba mea, Lingala.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırCzasami mówili w moim języku, czyli Lingala.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu Lingaladır가끔씩 그들은 제 언어로 얘기했어요- 링갈라어로요
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırManchmal sprachen sie in meiner eigenen Sprache, Lingala.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırParfois ils parlaient ma langue maternelle, le lingala.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırSoms spraken ze in mijn eigen taal, Lingala.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırThỉnh thoảng, chúng nói chuyện bằng tiếng mẹ đẻ của tôi, tiếng Lingala.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırИногда они разговаривают на моем родном языке - лингала.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu LingaladırПонякога те говореха на моя език - Лингала.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu Lingaladırלעיתים הם דיברו בשפתי, לינגלה.
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu Lingaladırفي بعض الآحيان يتحدثون بلغتي ,لينغالا .
Bazen benim ana dilimi konuşuyorlardı ki bu Lingaladırまた、どんな戦略を進めているか、何を計画しているか聞きました
Ben sadece İngilizce onlar ise İtalyanca konuşuyorlar, yani iletişim kurmamız mümkün değil.Csak angolul beszélek, ők csak olaszul, tehát sehogy sem tudunk kommunikálni.
Ben sadece İngilizce onlar ise İtalyanca konuşuyorlar, yani iletişim kurmamız mümkün değil.Eu só falo inglês, eles só falam italiano, portanto não tínhamos forma de comunicar.
Ben sadece İngilizce onlar ise İtalyanca konuşuyorlar, yani iletişim kurmamız mümkün değil.Eu vorbesc doar engleză, ei doar italiană. nu puteam comunica nicicum.