konuşuyorlar ile cümle
konuşuyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
İsa’yla konuşuyorlardı.Vil du gjøre hva som helst for Jesus?
İsa’yla konuşuyorlardı.Ia membawanya kepada Yesus.
Hem de ana dilleri gibi İngilizce konuşuyorlar.父同様に方言で喋る。
İlahlarla aynı dili konuşuyorlar ve birbirleriyle mükemmel biçimde anlaşıyorlardı.レヒト諸語と最も近い関係にあり、互いによく通じる。
İsa’yla konuşuyorlardı.耶穌就和他們同去。
İsa’yla konuşuyorlardı.마르타가 예수님께 말하였다.
İsa’yla konuşuyorlardı.בכך הזכיר לרבים את ישו.
İsa’yla konuşuyorlardı.Tako su učinili i s Isusom.
Onlar çoğunlukla Latince, Koine Yunancası ve Kıpti dillerini konuşuyorlardı.Poznavao je većinu europskih jezike te latinski, grčki i orijentalne jezike.
İsa’yla konuşuyorlardı.S ním odišli aj jezuiti.
İsa’yla konuşuyorlardı.Mokėsi pas jėzuitus.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.1860년대는 노예 제도에 대해 얘기하고 있습니다.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.1860 spricht man über Sklaverei.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.1935年 - 救済 恐慌 回復 銀行
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Están hablando de esclavitud en 1860.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Ils parlent de l'esclavage en 1860.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Mówią o niewolnictwie w 1860.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Rabszolgaságról beszélnek 1860-ban.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Si parla di schiavitù nel 1860.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Vorbesc despre sclavia din 1860.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Ze praten over slavernij in 1860.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Вони говорили про рабство у 1860-х.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Говорят за робство през 1860-та.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.Они говорят о рабстве в 1860-м году.
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.הם מדברים על עבדות ב 1860
1860'larda ki kölelik hakkında konuşuyorlar.أنها تتحدث عن العبودية في أعوام 1860.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.Am vrut doar să vă anunț că asta spun oamenii cînd nu sînteți de față.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.여러분이 아셨으면 하는 것은, 여전히 어떤 사람들은 이 문제로 미국인에 대한 험담을 하고 있다는 겁니다.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.Rad bi le, da veste, da to ljudje govorijo o vas za vašim hrbtom.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.אני רק רוצה שתדעו שזה מה שאנשים אומרים עליכם מאחורי גבכם.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.لكن أريد فقط أن تعرفوا أن هذا هو ما يقوله الناس عنكم وراء ظهوركم.
Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.ただ皆さんのことを 陰でそう言う人が いるのを知っておいてください ヨーロッパでは 皆さんが いなくなると 言ってるんです
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Ale zůstává jedna velká otázka: mají svůj jazyk, a pokud ano, o čem si povídají?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Mais il reste une question majeure: ont-ils un langage, et si oui, que se racontent-ils?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Mas há uma grande questão que permanece: será que têm uma linguagem própria e, se sim, de que falam eles?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Men der er et stort spørgsmål tilbage: har de sprog, og hvis de har, hvad taler de så om?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Pozostaje jednak jedno istotne pytanie: czy posiadają własny język, a jeśli tak, to o czym rozmawiają?
Ama geriye önemli bir soru kalıyor: Yunusların bir dili var mı? Eğer varsa, ne hakkında konuşuyorlar?Але залишається одне велике запитання: чи мають дельфіни якусь мову, і якщо так, про що вони розмовляють?
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Cô nàng đang ngồi với ai đó mà tôi đoán là mẹ của cô ấy, họ đang nói chuyện về cuốn "Xứ cát".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Ea stătea cu cineva, despre care am presupus că era mama ei, și vorbeau despre romanul "Dune."
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Estaba sentada con alguien que presumo era su madre, y estaban hablando sobre la novela "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Estava sentada com alguém que presumo que fosse a mãe, e estavam a falar do livro, "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Hon satt med någon som jag förmodar var hennes mamma, och de talade om boken "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Seděla s někým, o kom předpokládám, že byla její matka a bavili se spolu o románu Duna.
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Sedeva con qualcuno che presumo fosse sua madre, e parlavano del libro "Dune."
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Siedziała chyba z matką, rozmawiały o powieści "Diuna".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Valakivel ült, aki gondolom az anyja lehetett, és a Dűne című regényről beszélgettek.
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Ze zat naast iemand die wellicht haar moeder was, en ze praatten over de roman "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Καθόταν με μια γυναίκα η οποία υποθέτω πως ήταν η μητέρα της και συζητούσαν για το μυθιστόρημα "Dune".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Она была с кем-то ещё, предполагаю, что это была её мать, и они обсуждали роман "Дюна".
Annesi olduğunu sandığım birisiyle oturuyordu ve "Dune" isimli bir roman hakkında konuşuyorlardı.Тя седеше със някого, предполагам нейната майка, и те си говореха за романа, "Дюн."
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.A hovorily jedna druhej: Kto nám odvalí kameň odo dverí hrobu?!
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.E diziam umas �s outras: Quem nos revolverá a pedra da porta do sepulcro?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Elles disaient entre elles: Qui nous roulera la pierre loin de l`entrée du sépulcre?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.És mondják vala maguk között: Kicsoda hengeríti el nékünk a követ a sírbolt szájáról?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Esse dicevano tra loro: «Chi ci rotolerà via il masso dall'ingresso del sepolcro?»
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.Femeile ziceau una către alta: ,,Cine ne va prăvăli piatra de la uşa mormîntului?``
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.I mówili do siebie: Któż nam odwali kamień ode drzwi grobowych?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.In pogovarjale so se med seboj: Kdo nam odvali kamen od grobnih vrat?
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.I pravily vespolek: Kdo nám odvalí kámen ode dveří hrobových?