konuşuyorlar ile cümle

konuşuyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Aralarında, ‹‹Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?›› diye konuşuyorlardı.They were saying among themselves, "Who will roll away the stone from the door of the tomb for us?"
Bütün bu olup bitenleri kendi aralarında konuşuyorlardı.They talked with each other about all of these things which had happened.
"Ey Musa, dedi, ileri gelenler seni öldürmek için aralarında konuşuyorlar."O Moses," he said, "the chiefs are deliberating to kill you.
Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.Ask him in case they can speak."
Derken yola çıktılar, aralarında konuşuyorlardı.So they departed, talking in low voices:
Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.Said he, “Rather, their chief may have done it; so question them, if they can speak.”
AB yetkilileri kıtanın enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusunda da konuşuyorlar.EU officials have also talked about diversifying the continent's energy sources.
Türk blogcular terör örgütü PKK'ya karşı sınır ötesi harekâtla ilgili konuşuyorlarTurkish bloggers chime in on cross-border operations against PKK
Rakip partiler söz konusu ekonomi olunca tek bir ağızdan konuşuyorlar.When it comes to the economy, the rival parties speak with one voice.
Mülteciler ise çok nadiren Türkçe konuşuyorlar.The refugees themselves rarely speak any Turkish.
Yunanistan'ın dışında arkadaşları olabiliyor, insanlarla tanışıp yabancı dillerde konuşuyorlar.They can have friends outside Greece, they meet people and they speak languages.
İnsanlar sadece basketbol konuşuyorlardı.People spoke only about basketball.
Yazarların çoğu Rus üniversitelerinde eğitim almış ve akıcı Lehçe konuşuyorlardı .Most of the authors received education in the Russian universities and were fluent in Polish.
[2]halk lur ve lurca diline konuşuyorlar.At the 2006 census, its population was 609, in 167 families.[2]
Otuho dilini konuşuyorlar.They speak the Otuho language.
O ve babası sık sık geç saatlere kadar yatıp neler olabileceği hakkında konuşuyorlardı.She and her father often stayed up late, talking about what might have happened.
Evli çift birbirleriyle konuşuyorlar.Das Ehepaar unterhält sich.
Onlar hızlı konuşuyorlar.Sie sprechen schnell.
Onlar polis memuru ile konuşuyorlar.Sie sprechen mit dem Polizeibeamten.
Bazı Yahudiler Yidce, diğerleri Ladino konuşuyorlardı.Einige Juden sprachen Jiddisch, andere Ladino.
Uzun uzun kavaklar Abuk sabuk konuşuyorlar.Die hinteren Einzelsitze haben Sicherheitsgurte.
İsa’yla konuşuyorlardı.Sie wiesen auf Jesus.
İsa’yla konuşuyorlardı.La surprise de parler à Jésus.
Kendilerini Rum olarak görüyorlar ve Rumca konuşuyorlar."Reste comme tu es, Romain et regarde en face".
Alanlar da, İskitler gibi, göçebe bir kavimdi ve onlara yakın bir dil konuşuyorlardı.Les Menteşeoğulları avaient comme capitale Beçin à proximité de Milas.
Almancayı ve İngilizceyi çok iyi konuşuyorlar ve çok güzel piyano çalıyorlardı.Elle est très riche, elle parle bien anglais, et elle joue très bien du piano.
Onlar İngilizce konuşuyorlar mı?¿Están hablando en inglés?
John odaya girdiğinde Tom ve Mary Fransızca konuşuyorlardı.Tom y Mary estaban hablando en francés cuando John entró a la habitación.
Kolombiya'da İspanyolca konuşuyorlar.En Colombia hablan español.
İsa’yla konuşuyorlardı.Comiendo con Jesús.
Onlar müzik hakkında konuşuyorlar.Loro parlano di musica.
Tom ve Mary Fransızca konuşuyorlardı ama John odaya girince ingilizceye döndüler.Tom e Mary stavano parlando francese ma quando Tom è entrato nella stanza sono tornati all'inglese.
Uzun uzun kavaklar Abuk sabuk konuşuyorlar.I lunghi abiti sono stretti ai fianchi da cinture.
İsa’yla konuşuyorlardı.Camminare con Gesù.
Lolanlar Kurmanci lehçesi konuşuyorlar.In questo caso si parla di poliposi.
Tom ve Mary birkaç dakika önce mutfakta sessizce konuşuyorlardı.Фома и Маша тихо беседовали на кухне несколько минут назад.
Onlar konuşuyorlar.Они разговаривают.
Lolanlar Kurmanci lehçesi konuşuyorlar.Краткая речь по причащ.
Seks hayatları hakkında konuşuyorlardı, birbirlerinin kanlarını boyunlarında birer kolyede taşıyorlardı.وكانوا يتحدثون عن الحياة الجنسية، وكانوا يرتدون قلادة تحتوي على دمائهم.
İsa’yla konuşuyorlardı.نحت حديث للمسيح.
"80 yıl boyunca suskun kalan Son Osmanlılar ilk kez konuşuyorlar".سمع الاثنان بعضهما البعض أكثر وضوحا مما كان عليه حديثهما لأول مرة قبل ثمانية وثلاثين عاما مضت."
Alanlar da, İskitler gibi, göçebe bir kavimdi ve onlara yakın bir dil konuşuyorlardı.E foram vistas por eles línguas repartidas, como que de fogo, as quais pousaram sobre cada um deles.
Hem de ana dilleri gibi İngilizce konuşuyorlar.Em vez disso, fala inglês, como a maioria dos personagens.
İsa’yla konuşuyorlardı.Eles querem Jesus Cristo .
İsa’yla konuşuyorlardı.Zo spraken zij tot Christus.
Çoğunlukla Güney İngiltere aksanıyla konuşuyorlar.Vaak praten ze met een Duits accent.
İsa’yla konuşuyorlardı.Rozmowy z Jezusem.
İsa’yla konuşuyorlardı.Följ med Jesus.
Onlar İngilizce konuşuyorlar mı?Вони розмовляють англійською?
Onlar mutfakta konuşuyorlar.Вони розмовляють на кухні.
Onlar hangi dili konuşuyorlardı?Якою мовою вони розмовляли?
Tom ve Mary, John'la konuşuyorlar.Том та Мері говорять з Джоном.
Onlar Birleşik Devletlerde hangi dili konuşuyorlar?Якою мовою говорять у Сполучених Штатах?
Onlar mensup oldukları köyün dilinde konuşuyorlar.A faluban beszélt nyelvjárásban írta a műveit.
İsa’yla konuşuyorlardı.Jézussal együtt.
Belçika'da hangi dilleri konuşuyorlar?Mitä kieliä Belgiassa puhutaan?
Onlar mutfakta konuşuyorlar.He keskustelevat keittiössä.
İsa’yla konuşuyorlardı.Παραφράζοντας τα λόγια του Ιησού.
Fransızca konuşuyorlar.Γαλλικά μιλάνε.
Birlikte bilim, matematik ve felsefe konuşuyorlardı.De diskuterer videnskabsfilosofi og matematikfilosofi.

İlgili Sayfalar