konuşuyor ile cümle
konuşuyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bir sürü ilişki yaşamış gibi konuşuyorsun.You sound like you have tons of experience.
RNA insanları RNA dünyasını konuşuyorlar.The RNA people would talk about the RNA world.
- Tanrı aşkına, orda herkes Çince konuşuyor!They speak Chinese over there for Christ's sake!
"Televizyonda Uruguay ile ilgili konuşuyorlar!!!""They're talking about Uruguay on TV!!!"
Bu büyük İngiliz ikonu hakkında konuşuyorduk:And we're all talking about this great English icon and saying,
Bildiğiniz gibi, 50 yıldır dünyayı değiştirmek ve dönüşüm hakkında konuşuyoruz.You know, for 50 years, we've talked about changing the world, about total transformation.
Bu konuda biraz düşündüm ve başka kim bu şekilde konuşuyor biliyor musunuz?And I got to thinking, you know, who else talks that way?
McLuhan küreselleşme hakkında konuşuyordu.You know, McLuhan talked about the global village.
Kendi kendine ne konuşuyorsun öyle?Aigoo, what are you talking to yourself about?
Acımızı Facebook'a yazmayı öğrendik ve 140 karakter veya daha azıyla konuşuyoruz.We have learned to diary our pain onto Facebook, and we speak swiftly in 140 characters or less.
Pekala, bu sabah yolsuzluk sorusu üzerine konuşuyorum.Okay, this morning I'm speaking on the question of corruption.
Evet, çünkü sen İspanyolca'yı çok hızlı konuşuyorsun.Yes, that's because you talk too fast in Spanish.
Amerikan aksanı ile konuşuyorum, siz deI speak with an American accent, which you would think as an Iranian-American actor,
Bill konuşuyor, ilk ulusaldan selam bill nasılsın ?Hey Eth. Bill here, First National. Hi Bill, how are you?
Temel olarak, toplumdaki tüm dışlanmışlar hakkında konuşuyor.And as I read that,
Uluslararası donörlerle konuşuyorlar.They talk to international donors.
Ve görüyoruz ki, sürekli telefonlarla konuşuyoruz.And we're seeing that already with, say, phones.
Bu örneği daha önce denedim, bankacılık ile ilgili konuşuyorum.I tried this exercise recently, talking about banking.
Ve oturup... ...hedefler hakkında konuşuyorlar.And they sit around, and they talk about dreams.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.They were sitting in a circle, talking about the dreams for the village.
North Carolina'dan cocuk doktoru bir arkadasimla konusuyordum.It's changed the way we talk. I was talking to a pediatrician friend in North Carolina. He said,
Yani gerçekten, burada ne hakkında konuşuyoruz?So really, what are we talking about here?
Peki ne hakkında konuşuyorsun?So what do you talk about?
Bu konu hakkında, hastalarınızı içtenlikle hissederek empati duyarak konuşuyorsunuz.You speak about these things with so much insight and empathy for your patients.
Bu konuda konuşuyorlar.They talk about it.
Mesele dışarı çıkıp süt alsam, sütü satan kişiyle [güler] haddinden fazla uzun konuşuyordum.Like going buy milk,and I would chat with the person selling milk, for [Laughs] like, way to long.
Bu şeyle ilgili birkaç okul öğretmeniyle konuşuyordum yaklaşık bir yıl önce.I was talking about this stuff to some schoolteachers about a year ago.
Aslında hayat hakkında konuşuyorum.I am talking really about life.
Kont Zaroff öyle ilgi çekici konuşuyordu ki 'tehlikeyi' fark edemedim.Count Zaroff was so interesting... I didn't realize the danger.
Sevgili hanımefendi, kendi adınıza konuşuyorsunuz.My dear lady, you are pleading for yourself.
Farzedelim sizinle konuşuyoruz ve amcamı size tanıtıyorum.Suppose I were talking with you and I was introducing you to my uncle.
Ama eğer birbirimizle Mandarin Çincesi konuşuyor olsaydık, böyle bir lüksüm olmayacaktı.If we were speaking Mandarin Chinese with each other, though, I wouldn't have that luxury.
Gelecek zaman kipi bulunan bir dil olan İngilizce dilini konuşuyorsunuz.You speak English, a futured language.
Bu hafta bir dizayn ile ilgili bir şeyler konuşuyoruz ve duyuyoruz.So we spoke and we heard some about design this week.
Ve onun hayatı hakkında konuşuyorduk.And we were talking about his life.
Tim, bir talk show turnesindeydi ve benim makalem hakkında konuşuyordu.And he was doing the talk show circuit. And he was talking about my writing.
3 yıl önce karavanım ile Wal-Mart otoparkında yaşıyordum. Bugün ise TED'de konuşuyorum.Three years ago I was living in a van in a Wal-Mart parking lot, and today I'm speaking at TED.
Gundelik konusuyormus gibi yapti.He tried to make it sound casual.
Dün birileri Maslowian hiyerarşisi hakkında konuşuyordu.Somebody was talking yesterday about Maslowian hierarchy.
Ve onunla konuşuyorum.And I talk to him.
Yine uykunda konuşuyordun.You were talking in your sleep again.
Ben şiddete ve teröre karşı konuşuyorum.I talk against violence, against terrorism.
Jonathan ile konuşuyordum -- o da bu işle uğraşıyor--And I was just talking to Jonathan about the way that music,
Bugün buraya çıkmış sizinle konuşuyorumAs I stand here today talking to you guys,
Öyle mi? "öyle miymiş?" Bak hele bu çocuk nasıl da kibar konuşuyor!So it is true that you live under one roof. Hyung. Oh.
Birileri Geometri hakkında konuşuyorsa, bilin ki dünyayı ölçmekten bahsediyor.This refers to the earth And then you see this Metry part
Hey, Sen yerel argo konuşuyorsun doğru ve düzgün.Hey, you're speaking the local lingo right and proper.
Ben onların vajinları hakkında konuşuyordum.I was talking about her vagina.
Oh, aman tanrım, o konuşuyor.Oh, my God, he's talking.
Ve değil sadece mobil DS Oyunları, ben tam olarak konuşuyorum konsol Maceraları.And not just mobile DS games, I'm talking full-on console adventures.
Ve bu kadın karakterler filmde birbiriyle konuşuyorlar mı?And do these women talk to each other at any point in the movie?
Neden bugün benimle böyle bu kadar kibar konuşuyorsun?Why are you so kind-hearted today?
Romanca konuşuyor!He speaks Romanés!
Romanca konuşuyor mu?Can he speak Romanés?
Bazen mesela, bir arkadaşın hakkında konuşuyorsun ve telefon çalıyor.Sometimes you are talking about your friend and your phone bell ring.
Uzun zamandır konuşuyoruz, ve işte tekrar buradayız.We have been talking for a long time, and now here we are again.
Fakat internette herkes aynı hızda konuşuyor.But online, everybody speaks at the same speed.
"İnsanlar yüksek sesle konuşuyor--"People talk loudly --
"İnsanlar benimle yüksek sesle ve yavaşça konuşuyor.People talk loudly and slowly to me.
Testte uzman bir kişi, bir insan ve bir bilgisayarla konuşuyor.A human judge has a conversation with a human and a computer.