konuşur ile cümle

konuşur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Konuşurken “onlar”dan söz eder.Zo denken me aan ’t praten te krijgen”.
Bizim için de onların dilini konuşurken durum aynıdır.Hun taal is ook typisch voor wat betreft hun uitroepen.
Büyükler konuşur biz dinlerdik.Het verleden moet praten en wij moeten luisteren.
Akıcı Yunanca konuşur.Ze spreekt vloeiend Grieks.
Çok konuşurlar.Ze praat veel.
Harry, Voldemort ile konuşur.Harry gaat het gevecht met Voldemort aan.
Harry'le çok az konuşur.Zegt je weinig, niet waar?
Hep Sesi Kısık Konuşur.Over het algemeen praat ze heel erg zacht.
Genellikle alçak, sakin ve kendinden emin bir şekilde konuşur.Meestal is hij zeer kalm en welbespraakt.
Sadece Ben Kurt konuşur.Wolf is een wolf.
Kelhur (Gorani konuşurlar, Yâresânidirler.)De hoedrand is (gevoord (gestreept).
Jeffrey dedektifle konuşur ama evdeki konumu hakkında telsizdeki Williams'a yalan söyler.Gulwell wordt even weggeroepen en laat het beheer van het kantoor aan Williams over.
Hep boğuk bir sesle konuşur.En hij praat nog steeds met een overslaande stem.
İngiliz aksanıyla konuşur.Hij praat met een Brits accent.
Yaklaşık 100.000 kişi Zaiwa dili konuşur.In Hainan spreken nog ongeveer 100.000 mensen het dialect.
Bu nedenle kişi konuşurken başka şeylere pek dikkat edememektedir.Als geest kan men ook niet praten met andere mensen.
Feore, Fransızca'yı akıcı olarak konuşur.Lilly spreekt vloeiend Frans.
Genelde asosyaldir ve çok nadir konuşur.Hij is erg neurotisch, en praat vrijwel nooit.
Bunu keşfeden yetişkinler, bebeklerle yüksek sesle konuşur.Wetenschappers onderzoeken baby's met een hoge intelligentie.
Varvara, Albay İsmail Bey ile konuşur.Gilbert stelt zich voor aan kolonel Andrus.
Arkadaşları geldiğinde onlarla konuşur.Zij gaan er met zijn vieren naartoe.
Kuzey Kurmancisi konuşurlar.Commissaris Noorderwind praat haar bij.
İngilizceyi Avustralyalı aksanıyla konuşur.Zijn broer spreekt Engels met een Canadees accent.
Konuklarla muhabbet eder, bazı anlarda seyircilerle de konuşur.Hij bezoekt evenementen en interviewt mensen.
Bunların yanında İngilizce ve Rusça da konuşur.Naast Engels spreekt hij ook Spaans en Russisch.
Mantıksal olarak konuşursak sizin materyalist, benimse idealist olmam beklenir.Het is niet noodzakelijk dat I {\displaystyle I} zelf een priemideaal of zelfs maar een ideaal is.
Monica gidip onla konuşur ve arkadaşlarıyla tanıştırır.Chloe leidt haar rond en stelt haar voor aan de collega's.
David uyutulmakta olan Mühendisi uyandırır ve Weyland ne istediğini açıklamak için onun dilinde konuşur.David wekt de Engineer en stelt de vraag van Weyland aan hem.
Fransız aksanı ile konuşur.Hij praat er met een Frans accent.
O Rusça konuşur.Zij spreekt Russisch.
İngilizce konuşur musun?Spreek je Engels?
Avustralya'da biri İngilizce konuşur.In Australië spreken ze Engels.
O, akıcı Fransızca konuşur.Hij spreekt vloeiend Frans.
Dick her şeyi biliyor gibi konuşur.Dick spreekt alsof hij alles weet.
İsveçce konuşurum.Ik spreek Zweeds.
İbranice konuşur musun?Spreek je Hebreeuws?
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşur.Hij spreekt alsof hij alles weet.
Hollandaca konuşur musunuz?Spreekt u Nederlands?
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşur.Hij praat alsof hij alles weet.
O Rusça konuşur.Hij spreekt Russisch.
Tom oldukça iyi Fransızca konuşur.Tom spreekt redelijk goed Frans.
Özbekçe konuşurum.Ik spreek Oezbeeks.
Siz konuşursunuz.Jullie spreken.
Sen konuşursun.Jij spreekt.
Tom iyi Fransızca konuşur, ama mükemmel değil.Tom spreekt goed Frans, maar niet perfect.
Endonezce konuşur musunuz?Spreekt u Indonesisch?
Güney Kurmancisi konuşurlar, Yâresânidirler.)Południowa grań Ostrej (słow.
Az Konuşur.Mało mówi.
Çok konuşurlar.Dużo mówią.
Çok fazla konuşur.Zawsze dużo mówi.
Laki konuşurlar, Yâresânidirler.)Let Them Talk (ang.).
Çok az konuşurlar, sürekli dua ederler.Czuwajcie więc i módlcie się w każdym czasie.
Mizrahi Yahudilerinin çoğunluğu Arapça konuşurlardı.Większość Żydów posługiwała się językiem arabskim.
David uyutulmakta olan Mühendisi uyandırır ve Weyland ne istediğini açıklamak için onun dilinde konuşur.David wybudza Inżyniera z hibernacji i przemawia do niego z zamiarem wyjaśnienia tego, czego oczekuje Weyland.
Ferb'ün aksine çok konuşur ve hareketlidir.W przeciwieństwie do Ferba, jest bardzo gadatliwy.
Bulgarlar, bugün Güney Slav dillerine dâhil olan Bulgarcayı konuşurlar.Współcześnie Bułgarzy posługują się językiem bułgarskim należącym do grupy języków południowosłowiańskich.
Her biri kendi dillerini konuşur.Mówią swoim własnym językiem.
Sadece başlangıçta konuşurlar ve bir daha konuşmazlar.Najpierw mówi, a dopiero potem myśli.
"Axl Rose Konuşur".W. Axl Rose, właśc.
Ama günümüzde Ukraynaca konuşurlar.Zawsze i wszędzie używaj ukraińskiego języka.

İlgili Sayfalar