konuşur ile cümle

konuşur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Genelde asosyaldir ve çok nadir konuşur.غالباً نفسية، وهو أمر نادر.
Zerdalan (Belawend...Laki konuşurlar, Yâresânidirler.)لهجة أهل خور فكان و ما جاورها.
Genelde az konuşurlar.كثيرا ما يتحدث بشكل زائد عن الحد.
O biraz Arapça konuşur.هي تتحدث القليل من العربية.
O biraz Arapça konuşur.هي تتكلم القليل من العربية.
O gerçekten iyi konuşur.هذا حقا حديث جيد
O, beş yabancı dil konuşur ama o küfretmek istediğinde annesinin dilinde konuşur.هو يتكلم خمس لغات اجنبية , لكن اذا اراد ان يشتم يتحدث بلغته الام
488. günde, Summer Tom’u şehrin en sevdiği yerinde görür ve ikili bir süre konuşur.No dia 488, Summer vê Tom no seu lugar preferido na cidade e eles conversam.
Otururduk ve durumlarla ilgili konuşurduk.Nós sentávamos e começávamos a falar sobre situações.
Bir süre sonra Abraham konuşur ve yaşamaya devam etmek istediğini söyler.Eventualmente, Abraham fala, alegando que ele ainda quer viver.
Brian ve Lois, durum hakkında konuşur ve ikili arkadaş kalmaya karar verir.Brian e Lois discutem a situação e decidem continuar como amigos.
O gece Rick ve Michonne, Son Durak hakkında konuşurlarken Carl yakınlardaki bir arabada uyumaktadır.Naquela noite, Rick e Michonne falam sobre Terminus, enquanto Carl dorme em um carro nas proximidades.
Günlük yaşamda Gürcüce'nin farklı bir lehçesini (Acarca- Acaruli) konuşurlar.Procurar estar em dia com a torcida (Pagando as mensalidades em dia).
Bir süre konuşurlar.Eles conversam por um longo tempo.
Kafiyeli konuşur.Sobre falar merda.
Hep boğuk bir sesle konuşur.Sempre fala com uma voz sobrecarregada.
Sonunda öğle yemeğinde buluşan Barton, Mayhew ve Audrey yazarlık ve içki içmek hakkında konuşurlar.Quando eles finalmente se encontram para almoçar, Mayhew, Audrey, e Barton discutir a escrita, enquanto bebem.
Fransızcayı ve Esperanto dilini mükemmel konuşur.Ele e sua mãe falavam Esperanto.
Çok fazla konuşur.Fala muito.
Türki dillerin konuşurlarının %40 civarında bir kesimi Türkiye Türkçesi konuşmaktadır.O turco corresponde a cerca de 40% dos falantes do grupo túrquico.
Sözel seslendirmede konuşurcasına (Recitatif) söyleme belirgin özelliktir.Pois sem ti eles não serão revelados até que fales deles abertamente.
Her biri kendi dillerini konuşur.Cada um tem uma linguagem própria.
Konuşurken “onlar”dan söz eder.A última significa, literalmente, "fala".
Telepatik olarak Seras ile konuşur ve diğer karakterleri hipnotize edebilir.Ele demonstrou ser capaz de hipnotizar e se comunicar com outros seres telepaticamente.
Ana Lucia, Henry ile konuşur ve ona kaza yaptığı balonunun bulunduğu yerin haritasını çizdirir.Ana Lucia visita Ben, data em que ele desenha um mapa para o balão.
Karısı Elif ile konuşurlar.Conversas com Eliezer.
Belediye Başkanı da hapishaneye gelip Ninetta'yla konuşur.O laureado com a palestra deve apresentar uma palestra na NTNU.
Ama bu hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur ve insanlar gibi davranır.As pessoas agem como coisas e as coisas, como pessoas.
Senaryo yazımı hakkında kısaca konuşurlar ve o gün daha sonra tekrar buluşmak üzere sözleşirler.Eles discutem brevemente o roteiro do filme e organizam uma segunda reunião no final do dia.
Tornedalinler dört dil konuşurlar.Fala fluentemente quatro línguas.
Aileye ait dilleri 200 milyon insan konuşur.As línguas dravídicas são faladas por mais de 200 milhões de pessoas.
Jeanne inanılmaz hareketli bir varlıktı, dünya kadar konuşurdu." dedi.Ela se tornou uma incrível presença quando dicursa ao redor mundo".
Genelde asosyaldir ve çok nadir konuşur.Ele é mulherengo e raramente trabalha.
Gerçekte Vézina'ların yalnızca iki çocukları vardı ve Georges bozuk bir İngilizceyle konuşurdu.Também no Carpathia estavam dois garotinhos que só falavam francês.
İskoç aksanıyla konuşur.Fala com um sotaque russo.
Çok az konuşurlar, sürekli dua ederler.Recorria a Com frequência por meio da oração.
Takımadadaki insanlar Dahlik dilini konuşur.Os membros deste grupo falam a língua papel.
Günümüzde sadece İsrail halkı İbranice konuşur.Representam ainda o povo hebreu.
Büyükler konuşur biz dinlerdik.Quando um idoso fala, todos escutam.
Fransız aksanı ile konuşur.Fala com um sotaque francês.
O Portekizce konuşur.Ela fala português.
O, İngilizce konuşur mu?Ele fala inglês?
Büyükannem yavaş konuşur.Minha vó fala devagar.
Japonca, İngilizce, ve Fransızca konuşurum.Eu falo japonês, inglês e francês.
O Portekizce konuşur.Ele fala português.
Tom ve ben sık sık konuşuruz.Tom e eu falamos um pouco.
O iyi derecede Yunanca ve azıcık İngilizce konuşur.Ele fala bem grego e um pouco de inglês.
NA yolunu umursadığımda ve paylaştığımda minnetim konuşur").Spreek en verkondig mij des Meesters wil."
Wenzhoulular da Wenzhou lehçesini konuşur.De mensen uit Wenzhou spreken het Wenzhouhua.
488. günde, Summer Tom’u şehrin en sevdiği yerinde görür ve ikili bir süre konuşur.Op dag 488 komen Summer en Tom elkaar tegen op Toms lievelingsplekje.
Gagarin telsize konuşur: "Her şey iyi çalışıyor.Gagarin: "Alles werkt erg goed.
İskoç aksanıyla konuşur.Hij spreekt met een Schots accent.
Ama bu hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur ve insanlar gibi davranır.Dieren treden handelend, denkend en sprekend op, alsof het mensen zijn.
Çok fazla konuşur.Ik vertel veel te veel.
Hatta onların hanlarıyla konuşurlar.Ze proberen zelfs hun vrienden aan elkaar te koppelen.
Kuzey Atabask dillerini konuşurlar.Ze spreken Noord-Athabaskische talen.
Halkın %96'sı kendi arasında İsveççe konuşur.Van de inwoners heeft 96% Zweeds als moedertaal.
Güney Slav dili olan Makedoncayı konuşurlar.Ze spreken de Slavisch-Macedonische taal, een Zuid-Slavische taal.
Zaten bu bölümde oyuncular İtalyanca konuşurlar.)De acteurs spreken Italiaans in de film.
Ted eve gelip Marshall'la konuşur.Josh gaat naar huis om met Sarah te praten.

İlgili Sayfalar