konuşur ile cümle
konuşur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ayrıca bölüm sonunda Spike ve Buffy konuşurlar.Jednak ostatecznie Spike zostaje przy Buffy i reszcie grupy.
Yaklaşık 30 milyon kişi bu gruba ait dillerden birini konuşur.Językami z tej grupy posługuje się ponad milion ludzi.
Elfler “Yaşlı Irk” olarak bilinirler ve antik dili, sihir dilini konuşurlar.Ojczystym językiem elfów jest pradawna mowa - język prawdy i magii.
Feore, Fransızca'yı akıcı olarak konuşur.Depp mówi płynnie po francusku.
Bir süre konuşurlar.Długo rozmawiają.
Fransız aksanı ile konuşur.Mówi z francuskim akcentem.
Çoğunlukla Taihu Wu lehçesini konuşurlar.Często powtarza słowa desu wa.
Sadece Ben Kurt konuşur.Mówiono też o wilkołaku.
Hep Sesi Kısık Konuşur.Przemawia łagodnym głosem.
Lloyd ve Levitan kendi aileleri hakkında konuşurken, aile temalı bir TV dizisi yapma fikri doğdu.Podczas pracy w biurze, Lloyd i Levitan opowiadali sobie historię swoich rodzin.
Köyün tamamı Gürcüce konuşur.Cała wioska słucha z napięciem rozprawy.
Her bölümde mutlaka konuşur.Występuje w każdym odcinku.
Dale daha sonra Shane ile konuşur.Charly pogłębia później związek z Alice.
İngiliz aksanıyla konuşur.Mówi z brytyjskim akcentem.
İngilizce aksanı bozuktur ve kabaca konuşur.Słynie ze swojego dziwnego akcentu i ciętego języka.
Han Ulusu Çin dillerinden birini konuşur.Posługują się językiem dungańskim z grupy języków chińskich.
Yaklaşık iki bin yıllık yazılı bir geleneğe sahip olan Tamilce dilini konuşurlar.Badania nad językiem hebrajskim mają blisko dwutysiącletnią tradycję.
Telepatik olarak Seras ile konuşur ve diğer karakterleri hipnotize edebilir.Potrafi porozumiewać się telepatycznie i hipnotyzować.
Son kez konuşurlar.Po raz ostatni.
Çok güzel konuşurdu.Postąpił bardzo słusznie.
Babası ile konuşurken tuhaf bir dil kullanır.Często używa angielskiego pomieszanego z własnym językiem.
Aileye ait dilleri 200 milyon insan konuşur.W sumie językami należącej do tej rodziny posługują się niemal dwa miliony osób.
Sahilde Jin, Charlotte ile konuşur.Cooper zrywa z Charlotte.
Otururduk ve durumlarla ilgili konuşurduk.Dzieła oglądano i dyskutowano o nich na spotkaniach.
Filmin ilgili bölümü hangi ülkede geçiyorsa oyuncular o bölümde o ülkenin diliyle konuşurlar.Wszystkie postaci występujące w filmie mówią językami używanymi w kraju, w którym akcja się toczy.
7 Mart'ta yayınlanan SmackDown'da Ambrose ve Reigns ringe gelip Rollins hakkında konuşurlar.Na SmackDown 7 marca Rollins pogodził się z Ambrose'em i Reignsem.
Almanca konuşur musun?Mówisz po niemiecku?
O, İngilizceyi benim kadar iyi konuşur.Ona mówi po angielsku tak dobrze jak ja.
Çok fazla konuşur.Hon pratar mycket.
Örneğin; Araplar, 'beseder ' (“tamam” la eşdeğerdir) kelimesini Arapça konuşurken kullanırlar.På bland annat arabiska är frågetecknet spegelvänt: (؟).
Kent halkı Almanca konuşur ve çoğunluğu Katoliktir.De flesta invånarna talar tyska och är katoliker.
Fransız aksanı ile konuşur.Pratar med en fransk accent.
Ama bu hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur ve insanlar gibi davranır.Fabler är berättelser med djur som talar och beter sig som människor.
Sözel seslendirmede konuşurcasına (Recitatif) söyleme belirgin özelliktir.Vokalen /ə/ finns inte slutstavelsen av ett ord (förutom några få enstaviga proklitiska ord).
Marge'ın babası Clancy, dizide nadiren yer almaktadır ve şu ana kadar sadece iki bölümde konuşurken göründü.Marges fader Clancy har inte medverkat i flera episoder och har bara haft en talroll i två episoder.
Son kez konuşurlar.Först samtalar vi.
Bir cihaz sayesinde konuşur.Jag tänker på ett tal.
Güney Kurmancisi konuşurlar, Yâresânidirler.)Lydiska som talas söder om Onega.
Rapa Nui dilini konuşurlar.För språket, se Rapa nui.
Bir süre konuşurlar.En stund tillsammans.
Genelde asosyaldir ve çok nadir konuşur.Ses ofta som känslolös och pratar sällan.
Kafiyeli konuşur.Ansträngande att tala.
Güney Slav dili olan Makedoncayı konuşurlar.Makedonska är ett sydslaviskt språk.
Her yerde konuşur ve ilgilenirler.För andra betydelser, se El Yunque.
Bob her zaman konuşur.Bernard jobbade ju jämt.
Kimi bilir de konuşur üzerine, kimi de bilmez, ama yine de konuşur.Trots att de vet hur man talar, så kan de inte.
Halkı Farsça'nın bir lehçesi olan Dilicani dilini konuşur.De talar ett bantuspråk, setswana.
Savaşın ortasında, Galbatorix Murtagh'ı kullanarak Oromisle konuşur.I tredje boken dödas han av Galbatorix genom Murtagh i strid.
Yaklaşık 100.000 kişi Zaiwa dili konuşur.Cirka 2 miljoner talar det besläktade zazaiska språket.
Diyalogları sırasında üç kere bir duvar bilmecesi hakkında konuşurlar.Under turen får man via högtalarsystemet information om nationalparken på olika språk.
Ertesi akşam Pyotr ve Pugachev birlikte yalnız konuşurlar.Pugatjov och Petr lämnas ensamma.
Fakat, Sezenle konuşurken, Sana bir sürpriz yapıcaz dedi.I det att jag säger Du träder jag in i en relation.
488. günde, Summer Tom’u şehrin en sevdiği yerinde görür ve ikili bir süre konuşur.На 488-й день Саммер бачить Тома у його улюбленій точці міста, де у них відбувається розмова.
Çok az konuşurlar, sürekli dua ederler.Дуже багато молилася, часто цілі ночі проводила в молитвах.
İngiliz aksanıyla konuşur.Розмовляє з британським акцентом.
Kirmani (Güney Kurmancisi konuşurlar, Yâresânidirler.)Людмила Миколаївна Шаймухаметова (нар.
İyi giyinip, güzel konuşur.Відмінно одягнений і прекрасні манери».
Estonya nüfusunun % 2'si (26 000 kişi) İsveççe konuşur.Футунською мовою говорить 24 % населення (3600 осіб).
Güney Kurmancisi konuşurlar, Yâresânidirler.)У південній півкулі — відповідно, навпаки.
Grekçe öğeleri az arkaik Bir Yunanca konuşurlardı.За його словами греків було менше.