Herkes bizim hakkımızda konuşuyor.Everyone is talking about us.
Herkes onlar hakkında konuşuyor.Everyone is talking about them.
Herkes benim hakkımda konuşuyor.Everyone is talking about me.
Onlar hakkında çok fazla konuşuyorsun.You talk about them too much.
Onun hakkında çok fazla konuşuyorsun.You talk about him too much.
Tom bunun olabileceği konusunda bizi uyardı.Tom warned us that this might happen.
Avukatım savcı ile konuşuyor.My lawyer's talking to the prosecutor.
Onunla İngilizce konuşun.Speak to him in English.
Tom bir polis memuru olduğu konusunda Mary'yi ikna etti.Tom convinced Mary that he was a police officer.
Mary ülkenin Suriye'deki çatışma konusundaki en önde gelen uzmanıdır.Mary is the country's foremost expert on the conflict in Syria.
Tom, Mary'nin hamileliği konusunda kimseye bir şey söylemedi.Tom didn't tell anyone about Mary's pregnancy.
İspanyolca birçok ülkede konuşulur.Spanish is spoken in many countries.
Tatarca konuşur musun?Do you speak Tatar?
Tom papağanıyla konuşuyor.Tom is talking to his parrot.
Dan kendi kendine konuşurken, mutfakta oturuyordu.Dan was sitting in the kitchen, talking to himself.
Ülkenizde hangi diller konuşuluyor?What languages are spoken in your country?
Ülkenizde hangi dil konuşuluyor?What language is spoken in your country?
Amerika'da hangi dili konuşuyorlar?What language do they speak in America?
Fransızca konuşursan benim için daha iyi olur.If you speak French, it'll be better for me.
Odasının ne kadar küçük olduğu konusunda daima şikayetçidir.He is always complaining about how small his room is.
Sen konuşulmayı hak etmiyorsun.You don't deserve to be spoken to.
Hava konusunda onu suçlama!Don't blame it on the weather!
Dan küfürlü konuşuyordu.Dan was talking trash.
Ben Farsça konuşurum.I speak the Persian language.
Senin önerdiğin gibi yapmak söz konusu olamaz.To do as you suggest is out of the question.
Dan, Linda'nın ölümü konusunda kendini suçlu hissetti.Dan felt guilty about Linda's death.
Dan, Linda'nın öldürülmesi konusunda pişman değildi.Dan wasn't remorseful about killing Linda.
Macaristan'da herkes Macarca konuşuyor.In Hungary, everyone speaks Hungarian.
Dan restoran yakınında bilinmeyen bir adamla konuşurken görüldü.Dan was seen talking to an unknown man near the restaurant.
Dan Linda'nın hala hayatta olduğu konusunda umut besledi.Dan nourished the hope that Linda was still alive.
Sık sık kendi kendine konuşur musun?Do you often talk to yourself?
Neden bahsettiğim konusunda hiç bir fikrin yok, değil mi?You have no idea what I'm talking about, do you?
Onun işe yarayacağı konusunda bir ihtimal yok.There's not a chance that that'll work.
Tom hiç işi hakkında konuşur mu?Does Tom ever talk about his work?
Ben o bavullar konusunda sana yardımcı olabilir miyim?Can I help you with those suitcases?
Tom haklı olduğu konusunda ısrar etti.Tom insisted that he was right.
Tom her zaman bu kadar çok konuşur mu?Does Tom always talk this much?
Herkes toplantıda ne olduğu hakkında konuşuyor.Everybody's talking about what happened at the meeting.
Bu bir şaka konusu değil.This isn't a joking matter.
Bunun hakkında daha sonra konuşup konuşmamızın bir sakıncası var mı?Would you mind if we talked about this later?
Tom onu yapmadığı konusunda ısrar etti.Tom insisted that he didn't do it.
Fransızcayı ne kadar iyi konuşuyorsunuz?How well do you speak French?
Tom seninle Fransızca konuşuyor mu?Does Tom talk to you in French?
Ne için benimle konuşuyorsun?What are you talking to me for?
Ne kadar şanslı olduğun konusunda bir fikrin var mı?Do you have any idea how lucky you've been?
Siz ne hakkında konuşuyordunuz millet?What were you guys talking about?
Siz ikiniz ne hakkında konuşuyorsunuz?What are you two talking about?
Ne hakkında konuşuyoruz?What are we going to talk about?
Dan karısı Linda'nın ölümcül derecede hasta olduğu konusunda bilgilendirildi.Dan was informed that his wife, Linda, was terminally ill.
Dan Linda'nın vefat ettiği konusunda bilgilendirildi.Dan was informed that Linda had passed away.
Bu filmin tahmin edilebilir bir konusu var.This movie has a predictable plot.
Açıkçası Tom, olabilecekler konusunda endişeliydi.Tom was obviously worried about what might happen.
Tom, ne olduğu konusunda yalan söyledi.Tom lied about what had happened.
Bu kız İngilizce ve Almanca konuşur.This girl speaks English and German.
Şu adamlar Fransızca konuşuyorlar.Those men are speaking French.
Şu adamlar Fransızca konuşuyor.Those men are speaking French.
O adamlar Fransızca konuşuyorlar.Those men are speaking French.
O adamlar Fransızca konuşuyor.Those men are speaking French.
Lütfen Fransızca konuşunuz.Please speak French.
Lütfen Fransızca konuşun.Please speak French.