Tom yine uykusunda konuşuyor.Tom is talking in his sleep again.
Yine kendine kendine mi konuşuyorsun?Are you talking to yourself again?
Tom'un onun ne anlama geldiği konusunda fikri yok.Tom has no idea what that means.
Tom'un ne bekleyeceği konusunda hiç bir fikri yoktu.Tom had no idea what to expect.
Biz bütün gece ayakta konuşuyorduk.We were up all night talking.
Tom ve ben her ikimiz de Fransızca konuşuruz.Tom and I both speak French.
Tom sık sık kendi kendine konuşur.Tom often talks to himself.
Tom çok sessizce konuşur.Tom speaks very quietly.
Tom biraz Fransızca konuşuyor.Tom speaks some French.
Tom hâlâ konuşuyor.Tom is still talking.
Sonra konuşuruz, Tom.Catch you later, Tom.
O çok konuşur ama iş yapmaz.He's all bark and no bite.
Maori dili konuşur musun?Do you speak Maori?
Birkaç dil konuşuyorum.I speak a few languages.
Amerika'da insanlar hangi dili konuşuyor?What language do people speak in America?
Amerika'da insanlar hangi dili konuşur?What language do people speak in America?
Konuşurken bana müdahale etme!Don't interrupt me when I'm talking!
Birkaç problem olabileceği konusunda Tom'u uyarmam gerekiyor.I need to warn Tom that there may be a few problems.
Bununla ilgili bir sorununuz varsa, patronla konuşun.If you have a problem with that, talk to the boss.
Tom'un Mary'nin sorunlarının ne olduğu konusunda hiç bir fikri yok.Tom has no idea what Mary's problems are.
Tom'la problem hakkında konuşuyordum.I was talking about the problem with Tom.
Yetki verme konusunda herhangi bir sorunum yok.I have no problem delegating authority.
Sorunlarımın ne olduğu konusunda Tom'un hiçbir fikri yok.Tom has no idea what my problems are.
Özbekçe konuşurum.I speak Uzbek.
Senin hakkında konuşuyorum.I'm talking about you.
Sizin hakkınızda konuşuyorum.I'm talking about you.
Kusura bakma, açıklama yapma konusunda kötüyüm.Sorry, I'm bad at explaining.
Öğretmen, sınavın muhtemelen karmaşık olacağı konusunda bizi uyardı.The teacher warned us that the exam would probably be complicated.
Sessizce konuşursan seni anlayamam.If you speak quietly, I don't understand you.
Lütfen yavaş ve açıkça konuşun.Please speak slowly and clearly.
Merhaba, kim konuşuyor?Hello, who is speaking?
Hangi dili konuşuyorsun?What language are you speaking?
Hangi dili konuşursun?What language are you speaking?
Tom oldukça çok konuşur.Tom talks quite a lot.
İngilizce konuşurum,biraz da İtalyanca ve İspanyolca.I speak English, a little Italian and Spanish.
Tom öncekinden daha iyi Fransızca konuşuyor gibi görünüyor.Tom seems to speak French better than before.
Birbirleriyle konuşuyorlar.They're talking with each other.
Tom sizden çok konuşur.Tom speaks very highly of you.
Fransızca konusunda uzmanlaşacağım.I'm going to major in French.
İrlandaca konuşuyor musun?Do you speak Irish?
Bunun olacağı konusunda beni uyarmalıydın.You should've warned me that this was going to happen.
Ne istediğin konusunda gerçekten daha açık olmalısın.You really should've been more clear about what you wanted.
Ben Azerice konuşuyorum.I speak Azerbaijani.
Ben Azerbaycanca konuşuyorum.I speak Azerbaijani.
Marie akıcı bir biçimde Almanca konuşur.Marie speaks German fluently
Marie, akıcı bir Almanca konuşur.Marie speaks fluent German
Tom'un biraz tuhaf olduğu konusunda sizi uyarmalıydım.I should've warned you that Tom is a little strange.
Letonca konuşuyorum.I speak Latvian.
Mary üniversitede edebiyat konusunda ihtisas yaptı.Mary majored in literature at the university.
Mary aldığı para konusunda yalan söyledi.Mary lied about taking the money.
Onlar aldıkları para konusunda yalan söylediler.They lied about taking the money.
Ben iki tane yabancı dil konuşuyorum.I speak two foreign languages.
O iki yabancı dil konuşuyor.He speaks two foreign languages.
İki yabancı dil konuşur.She speaks two foreign languages.
Mary iki yabancı dil konuşuyor.Mary speaks two foreign languages.
İki yabancı dil konuşuyoruz.We speak two foreign languages.
Onlar iki tane yabancı dil konuşurlar.They speak two foreign languages.
Bilgisayar konusunda çok deneyimim var.I have a lot of experience in computers.
Masum olduğum konusunda ısrar ediyorum.I insist that I'm innocent.
Onun bilgisayar konusunda çok deneyimi vardır.He has a lot of experience in computers.