Ana içeriğe geç
Sözlük

konuşu ile cümle

konuşu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom çok iyi Fransızca konuşur.Tom speaks very good French.
Tom Fransızcayı çok iyi konuşur.Tom speaks French very well.
Tom Fransızcayı mükemmel bir şekilde konuşur.Tom speaks French perfectly.
Tom her zaman Fransızca konuşur.Tom always speaks in French.
Fransızcayı çok iyi konuşuyorsun.You speak French very well.
Çok güzel Fransızca konuşuyorsun.You speak French very well.
Tom biraz Fransızca konuşur.Tom speaks French a little.
Personelimle Fransızca konuşurum.I speak French to my staff.
Fransızcayı iyi konuşur musun?Do you speak French well?
Fransızca konuşuyorlar mı?Are they speaking French?
Tom iyi Fransızca konuşur.Tom speaks good French.
Ben zaten Fransızca konuşurum.I already speak French.
Hepimiz Fransızca konuşuruz.All of us speak French.
Tom Fransızca konuşur.Tom speaks French.
Fransızca konuşuyorum.I speak French.
Biz sadece o konuda konuşuyorduk.We were just talking about that.
Tam onun hakkında konuşuyorduk.We were just talking about him.
Kaç kişi sizin dilinizi konuşur?How many people speak your language?
Kaç kişi hâlâ senin dilini konuşuyor?How many people still speak your language?
Senin dilini kim daha iyi konuşuyor, erkekler mi yoksa kadınlar mı?Who speaks your language better, men or women?
Yaşlı insanlarınız hala sizin dilinizi konuşuyor mu?Do your old people still speak your language?
Senin dilinin hâlâ konuşulduğu köyler hangisi?Which are the villages where your language is still spoken?
Birçok insan sadece bir dil konuşuyor.Many people only speak one language.
Neden hep Tom hakkında konuşuyorsun?Why do you always talk about Tom?
Aksanlı mı konuşuyor?Does he speak with an accent?
Tom ve Mary birbirleriyle her zaman Fransızca konuşurlar.Tom and Mary always speak to each other in French.
Tom yediği yemekler konusunda çok titizdir.Tom is so meticulous about the food he eats.
Tom Japonlardan daha iyi Japonca konuşur.Tom speaks Japanese better than Japanese do.
Tursun Fransa'ya gitme konusunda bir şey söyledi.Tursun said something about going to France.
Tom, bütün geceyi ne olabileceği konusunda endişelenerek geçirdi.Tom spent all night worrying about what might happen.
Tom ve Mary her zaman birbirleriyle konuşurdu.Tom and Mary used to talk to each other all the time.
Tom şu anda biriyle konuşuyor. Bekleyebilir misin?Tom is talking with someone right now. Can you wait?
Tom'la dün gece ne olduğu hakkında konuşuyordum.I was talking to Tom about what happened last night.
Tom yardım edecek birini bulması konusunda herhangi bir zorluk çekmeyecek.Tom won't have any trouble finding someone to help.
Tom'u Mary'nin onu aradığı konusunda uyaracağım.I'm going to warn Tom that Mary is looking for him.
Birinin beni öldürmeye çalışacağı konusunda uyarıldım.I was warned that somebody would try to kill me.
Son günlerde Tom'un Mary ile konuşup konuşmadığını biliyor musun?Do you know if Tom has spoken to Mary recently?
Tom'u Mary'nin pişirdiği hiçbir şeyi yememesi konusunda uyardım.I warned Tom not to eat anything Mary cooked.
Tom kiminle konuşması gerektiği konusunda hiç emin değil.Tom's not at all sure who he should talk to.
Tom ve Mary hava durumu hakkında konuşuyorlardı.Tom and Mary were talking about the weather.
Muhtemelen senden daha iyi Fransızca konuşurum.I probably speak French better than you do.
Tom herhangi bir sorun olmayacağı konusunda bana güvence verdi.Tom assured me there would be no problems.
Bizimle biraz konuşup konuşmayacağını merak ediyorum.I wonder if you'd talk to us for a moment.
Tom'la başka bir şey hakkında konuşuyordum.I was talking to Tom about something else.
Tom güçlü bir Fransız aksanıyla İngilizce konuşuyor.Tom speaks English with a strong French accent.
Tom ne yediği konusunda çok dikkatlidir.Tom is very careful about what he eats.
Boşanman konusunu duyunca üzüldüm.I was sorry to hear about your divorce.
Onu tekrar yapmaman konusunda seni uyarıyorum.I'm warning you not to do that again.
Burada neyin söz konusu olduğunun farkındayım.I'm aware of what is at stake here.
Geçen gün Tom'la konuşuyordum.I was talking to Tom the other day.
Başka bir şey hakkında konuşuyordum.I was talking about something else.
Sana güvenebileceğim konusunda emin olmak zorundaydım.I had to be sure I could trust you.
Tom iş deneyimi konusunda yalan söyledi.Tom lied about his job experience.
Ben sadece annenle konuşuyordum.I was just talking to your mother.
Bunun olabileceği konusunda seni uyarmaya çalıştım.I tried to warn this might happen.
Tom Cockney aksanıyla konuşuyor.Tom speaks with a Cockney accent.
Tom ve Mary, John'la konuşuyorlar.Tom and Mary are talking to John.
Hâlâ hayatta olduğun konusunda hiç bir fikrim yoktu.I'd no idea you were still alive.
Tom mahkemeye verilme konusunda endişeli.Tom is worried about being sued.
Nereye gitmem gerektiği konusunda hiçbir fikrim yoktu.I had no idea where I should go.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod