Hiç fikrim yok nerede olduğumuz konusunda.I have no idea where we are.
Ben konuşuyorum.I'm speaking.
Tom konuşuyor?Tom is speaking.
Tom yalnız gelmem konusunda ısrar ediyor.Tom insists I come alone.
Tom yalnız gelmem konusunda ısrar etti.Tom insisted I come alone.
Tom'u yalnız bırakman konusunda seni uyardım.I warned you to leave Tom alone.
Tom seni tek başına gördüğü konusunda ısrar ediyor.Tom insists on seeing you alone.
Tom tek başına hareket ettiği konusunda ısrar etti.Tom insisted that he acted alone.
Tom'u yalnız bırakman konusunda ısrar ediyorum.I insist that you leave Tom alone.
Tom ve Mary holde yalnızdı, birbirleriyle konuşuyorlardı.Tom and Mary were alone in the hall, talking to each other.
Kendini söz konusu şirketin sahibi olarak düşün.Think of yourself as the owner of the company mentioned.
Neden biz bunun hakkında bile konuşuyoruz?Why are we even talking about this?
Babam İngilizceyi iyi konuşur.My dad speaks English well.
Tom konuşuyor.Tom is talking.
Dün gece Mary ile telefonda konuşurken uyuyakaldım.Last night, I fell asleep while talking with Mary on the phone.
Tom komik konuşur.Tom talks funny.
Tom sert konuşur.Tom talks tough.
Siz ikiniz ne hakkında konuşuyordunuz?What were you two talking about?
"Siz ikiniz ne hakkında konuşuyordunuz?" "Hiçbir şey hakkında.""What were you two talking about?" "Nothing."
Taylor'la mı konuşuyorum?Am I speaking with Taylor?
Ebeveynlerin İngilizce konuşur mu?Do your parents speak English?
Onlar konuşuyorlar.They're talking.
Tom konuşuyordu.Tom was talking.
Sen bir kadınla konuşuyorsun.You're talking to a woman.
Erkek kardeşim çok fazla konuşur.My brother talks too much.
Hâlâ konuşuyorum.I'm still talking.
Şimdi konuşuyoruz.Now we're talking.
Şimdi konuşuyorsunuz.Now you're talking.
İspanya'da İspanyolca konuşulur.In Spain they speak Spanish.
Kim Fransızca konuşur?Who speaks French?
Biz konuşuyorken o sessiz kaldı.He kept quiet while we were talking.
O bozuk Fransızca konuşur.He speaks broken French.
O çok iyi konuşuyordu.He spoke very well.
Filmin konusunu sevmedim.I didn't like the plot of the movie.
Kapa çeneni! Çok fazla konuşuyorsun.Shut up! You're talking too much.
Onlar eski dostlar gibi birbiriyle konuşuyorlardı.They were talking together like old pals.
O oyunun konusu ne?What's the subject of that play?
Benimle çok konuşur.He talks to me a lot.
Bu ülkede Fransızca ve Arapça konuşulur.French and Arabic are spoken in this country.
Herkes onun hakkında konuşuyor.Everyone is talking about it.
Tom'la konuşuyorum.I'm talking to Tom.
Onlar Tom'la konuşuyor.They're talking to Tom.
Dürüstçe mi konuşuyorsun?Are you speaking frankly?
Arkadaşım hakkında mı konuşuyorsun?Are you talking about my friend?
Siyaset söz konusu olduğunda, o hala bir çocuk kadar masum.As far as politics is concerned, he's still as innocent as a child.
Kıbrıs'ta Yunanca, Türkçe ve İngilizce konuşurlar.In Cyprus, they speak Greek, Turkish and English.
Onlar, özellikle eğitimli insanlar, çok İngilizce konuşurlar.They speak English a lot, especially the educated people.
Orta ve Güney Amerika'da İspanyolca konuşulmaktadır.Spanish is spoken in Central and South America.
Yöneticiyle konuşun.Speak to the manager.
Ne olacağı konusunda çok fazla tahmin vardı.There was a great deal of conjecture as to what would happen.
Güvenlik konusunda asla işin kolayına kaçmamalısın.You should never cut corners on safety.
Biraz daha yavaş konuşur musunuz?Would you speak more slowly?
Daha yavaş konuşur musun?Would you speak more slowly?
Öğretmenimle Berberice konuşurum.I speak Berber to my teacher.
O, öğretmenleriyle Berberice konuşur.He speaks Berber to his teachers.
Tom ve Mary birbirleriyle genellikle Fransızca konuşurlar.Tom and Mary usually speak French to each other.
Tom her zaman konuşuyor.Tom is always talking.
Tom alay konusu olabilecek bir kimse.Tom is fair game.
Tom Mary ile konuşuyor.Tom is talking to Mary.
Yürürken konuşuyordu.He was talking as he walked.