10:00'a kadar orada olmam konusunda bana güvenebilirsin.You can count on me to be there by 10:00.
Bazı insanlar onlarla konuşulmadıkça nadiren konuşurlar.Some people seldom speak unless they're spoken to.
İyi kaliteli şarap söz konusu olduğunda hiçbir ülke Fransa'ya rakip olamaz.When it comes to good quality wine, no country can rival France.
O sadece Fransızca konuşmaz aynı zamanda İngilizce de konuşur.Not only does he speak French, he can also speak English.
Wang Xiaoming İngilizce konuşuyor ama çok İngilizce kitabı yok.Wang Xiaoming speaks English, but doesn't have a lot of English books.
Onlar Birleşik Devletlerde hangi dili konuşuyorlar?What language do they speak in the US?
Tom sanat konusunda çok zevkli.Tom has good taste in art.
Onun sadakatsizliği konusunda beni uyarıyor.She's warning me about his infidelity.
Bay Sato İngilizceyi iyi konuşur.Mr. Sato speaks English well.
Taro İngilizceyi benden daha iyi konuşur.Taro speaks English better than I do.
Esperanto dünyanın 120 ülkesinde konuşulur.Esperanto is spoken in 120 countries of the world.
Benim dilimi konuşuyor musun?Do you speak my language?
Bilge sözler asla konuşulmadı.Wiser words were never spoken.
O, konuşuyor.She is talking.
Tom Romanşça konuşur.Tom speaks Romansh.
O bir yabancı ama Çince'yi mükemmel bir şekilde konuşuyor.She’s a foreigner, but speaks Chinese excellently.
Betty Esperanto dilini çok iyi konuşuyorBetty speaks Esperanto really well.
Herkes sizi duyabilmesi için daha yüksek sesle konuşun.Please speak more loudly so everybody can hear you.
Lütfen daha yüksek sesle konuşun, böylece herkes sizi duyabilir.Please speak louder so everybody can hear you.
İngilizce onun anadili olmamasına rağmen, onu kusursuz konuşur.Although English is not his first language, he speaks it impeccably.
Bu cümle bir yerli konuşucu tarafından kontrol edilmeli.This sentence needs to be checked by a native speaker.
İnsanlar bu günlerde sosyal ağlar hakkında çok şey konuşuyorlar.People talk a lot about social networks these days.
Ukrayna'da, ben hep Ukraynaca konuşurum.In Ukraine I always speak Ukrainian.
O akıcı konuşur.He speaks fluently.
Hollandaca konuşur musun?Do you speak Dutch?
Afrika'daki birçok millet Fransızca konuşuyor.Many people in Africa speak French.
Toki Pona konuşuyor musun?Do you speak Toki Pona?
Ben yalnızca biraz Vietnamca konuşuyorum.I only speak a little Vietnamese.
İnsanlarla nasıl konuştuğun konusunda daha dikkatli olmalısın.You should be more careful how you talk to people.
Tom'un Mary'nin babasının kim olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea who Mary's father was.
Tom ona bir şey olabileceği konusunda endişeli.Tom is worried that something might happen to him.
O yalnızca Almanca ve Fransızca değil, İngilizce de konuşuyor.She speaks not only German and French, but English as well.
Latince, Fransızca ve İngilizce konuşurdum, fakat şimdi hepsini unuttum.I used to speak Latin, French and English, but now I've forgotten it all.
Bu konuşuyor.This is speaking.
Birçok insan yalnızca bir dil konuşuyor.Many people only speaks one language.
Dostum, söz konusu kadınlar olunca sen çok aptalsın.Dude, you're so dumb when it comes to women...
Ben konuşurken dinle.Listen while I talk.
Şu anda kimle konuşuyorum?Who am I currently speaking to?
Portekizce konuşurken Carioca aksanım var.I have a Carioca accent when I speak Portuguese.
Sen Tom'un neden kaybolduğu konusunda hiç fikre sahip misin?Do you have any idea why Tom disappeared?
İngilizceyi bir İspanyol ineği gibi konuşur.He speaks English like a Spanish cow.
Ben sadece gerçeği konuşurum.I speak only the truth.
O İngilizce ve Almanca konuşur.She speaks English and German.
Gürcüce konuşuyor musun?Do you speak Georgian?
Tom sık sık uykusunda konuşur.Tom frequently talks in his sleep.
Eşcinsel evlilik konusunda bir tartışmaları vardı.They had a debate on same-sex marriage.
İngilizce konuşurum.I speak English.
Macaristan'da Macarca konuşurlar.In Hungary they speak Hungarian.
Macaristan'da Macarca konuşuyorlar.In Hungary they speak Hungarian.
Tom yavaş yavaş konuşur.Tom speaks slowly.
Tom telefonda konuşuyor.Tom is talking on the phone.
Ben kız kardeşimle konuşuyorum.I am talking to my sister.
Tom kekeleyerek konuşuyor.Tom is stuttering.
Tom uykusunda konuşuyor.Tom is talking in his sleep.
Öğretmen testin zor olacağı konusunda bizi uyardı.The teacher warned us that the test would be difficult.
Tom prezervatif satın alma konusunda utanır.Tom is embarrassed about buying condoms.
Tom Hollandaca konuşuyor! Onun bu dili bildiğini bilmiyordum.Tom is speaking in Dutch! I didn't know he knew this language.
Onlar bizim hakkımızda konuşuyorlar.They speak about us.
Mary yabancılarla konuşuyor.Mary is speaking to strangers.
Marika Findir ama tıpkı Almanlar gibi Almanca konuşur.Marika is Finnish but she speaks German just like the Germans.