konuştuk ile cümle

konuştuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bununla ilgili daha önce Coulomb'un yasasını öğrenirken konuştuk.وقد تحدثنا عنها مسبقاً عندما شرحنا عن قانون كولوم.
Bununla ilgili daha önce Coulomb'un yasasını öğrenirken konuştuk.話をしていきます. 物理のビデオの中にあるクーロンの法則のビデオをおさらいしてもかまいません.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.A esto nos referimos normalmente cuando se habla del código genético.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Das meint man also, wenn man über den genetischen Code spricht - darüber wird dann gesprochen.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Dat is wat ze meestal de genetische code noemen, waar ze het meestal over hebben.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Đây là cái mà chúng ta vẫn luôn nói về -- mã di truyền -- đây là cái chúng ta đang thảo luận.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Despre asta se vorbește în mod tipic -- codul genetic -- despre asta vorbesc.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Detta är vad de typiskt handlar om -- den genetiska koden -- detta är vad de handlar om.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.È questo che si intende di solito quando si parla di codice genetico.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Isto é do que costumam falar -- o codigo genético -- isto é do que falam.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Itulah yang mereka biasa bicarakan -- kode genetik -- inilah yang mereka bicarakan.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.사람들이 흔히 유전암호에 대해 이야기할때 바로 이걸 보고 말하는 거죠.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.O tom se obvykle mluví, pokud se řekne genetický kód.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Tehát általában erről van szó -- a genetikai kódról --, általában erről beszélnek.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Toto je to, o čom sa obvykle hovorí -- genetický kód -- toto je to, o čom hovoria.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.V mislih imamo torej to, ko govorimo o genskem zapisu.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Voici ce dont ils parlent -- le code génétique - voilà ce dont ils parlent.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Zazwyczaj nazywa się to kodem genetycznym. Zazwyczaj nazywa się to kodem genetycznym.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Αυτό είναι για το οποίο μιλούν συνήθως -- ο γενετικός κώδικας -- αυτό είναι για το οποίο μιλούν.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Вот о чем обычно говорят — генетический код — именно об этом говорят.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Ето за какво говорят те - генетичния код - за това говорят те.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.Це те, про що зазвичай говорять, - генетичний код - ось про що говориться.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.על זה בדרך-כלל מדברים -- הקוד הגנטי -- על זה מדברים.
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.وهذا ما يتم التحدث عنه على الدوام بمسمى الكود الجيني .. هذا ما كانوا يتحدثون عنه قبل قليل
Bu onların hakkında konuştukları şey -- genetik kod -- bahsettikleri şey.ご覧のこれがまさにそれなんです ここではDNA科学の違った側面_
Buradaki ekmekle tekrar, konuştuklarımıza ek olarak, bu ekmeğe여기서 제가 시도했던 일은 여기 이 빵에 있습니다. 오늘 우리가 나눈 이야기에 덧붙여서 말하자면
Buradaki ekmekle tekrar, konuştuklarımıza ek olarak, bu ekmeğeVà điều chúng ta sắp cố gắng làm với chiếc bánh mỳ này
Buradaki ekmekle tekrar, konuştuklarımıza ek olarak, bu ekmeğeומה שננסה לעשות עם הלחם הזה, שוב, הוא להשתמש, נוסף על כל מה ששוחחנו עליו,
Buradaki ekmekle tekrar, konuştuklarımıza ek olarak, bu ekmeğeوالذي سنحاول القيام به هنا مع قطعة الخبز هذه هو اكله ! . .بالاضافة لكل ما تحدثنا عنه
Buradaki ekmekle tekrar, konuştuklarımıza ek olarak, bu ekmeğe実現しようとしている試みは いままでお話したことに加えて ビール粕を使うことです 「ビール粕パン」です
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.Điển hình chúng ta sẽ thảo luận về việc truyền thông chỉ tập trung khai thác những chuyện tiêu cực.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.이것은 우리가 공공연히 말해왔던 전형적인 것들이고 미디어에서 초점을 맞추는 부정적인 면이었습니다.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.O tym właśnie mówiliśmy, o roli mediów skupiających się wyłącznie na negatywach.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.Şi asta e exact ce am discutat, rolul pe care media îl joacă în a sublinia numai aspectele negative.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.We praten doorgaans over de rol van de media, die enkel gericht is op de negativiteit.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.ועל זה באופן כללי אנחנו מדברים, על תפקידה של התקשורת בהדגשת הדברים השליליים.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.فهذا تحديداً ما كنا نتحدث عنه ، الدور الذي تلعبة وسائل الإعلام في تركيزها فقط على الجوانب السلبية .
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.私達の抱える課題の 典型例です これがどうして問題なのか?
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Buổi tối sau khi tôi nói chuyện với các bạn nữ sinh viên đó, tôi cũng đến thăm một nhóm nam giới ở Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.De avond nadat ik praatte met deze studentes ging ik ook naar een mannengroep in Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Depois de falar com estas universitárias, visitei um grupo de homens no Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.In der Nacht, nachdem ich die College-Mädchen gesprochen hatte, ging ich auch in eine Männergruppe in Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.이 여대생들과 이야기를 나눈 후 저녁에는 캔사스에 있는 남성들의 모임에 또한 갔었습니다.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.La noche después de hablar con estas chicas universitarias, fui a hablar con un grupo de hombres de Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.La sera dopo che avevo parlato con queste ragazze, ho anche partecipato ad un gruppo maschile in Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Miután ezekkel az egyetemista lányokkal beszélgettem, felkerestem egy fiúcsapatot is Kansasben.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Następnego wieczora po rozmowie z tymi studentkami, odwiedziłam też grupę mężczyzn w Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Noaptea de după ce-am vorbit cu aceste fete de facultate, am mers şi la un grup al bărbaţilor în Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Večer po rozhovoru se studentkami jsem zajela za skupinou mužů v Kansasu.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Το βράδυ αφότου μίλησα σ'αυτά τα κορίτσια του κολλεγίου, πήγα επίσης σε ένα γκρούπ ανδρών στο Κάνσας.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Нощта след като говорих с тези момичета в колежа, аз също отидох при група мъже в Канзас.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Порозмовлявши з дівчатами з коледжу, я також зустрілася з групою чоловіків із Канзасу.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.После того, как я поговорила с этими девушками из колледжа, я также встретилась с группой мужчин из Канзаса.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.בערב אחרי ששוחחתי עם נערות הקולג' האלה, ביקרתי גם אצל קבוצת גברים בקנזס,
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.في الليلة التالية لحديثي مع البنات في الكلية ، ذهبت أيضاً إلى مجموعة رجال في كانساس .
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.カンザスの男性グループにも会いに行きました 彼らはまさに、先ほど述べた産業社会の
Bu uygulamayı halihazırda kullanan çok insan var, ve bunun eğitimle ilgili yönünü biraz konuştuk.Agora, nós temos muitas pessoas que já estão a fazer isto, e nós falámos um pouco do lado educacional.
Bu uygulamayı halihazırda kullanan çok insan var, ve bunun eğitimle ilgili yönünü biraz konuştuk.Bây giờ, chúng ta có rất nhiều người đã thực hiện điều này, và chúng ta đã nói một ít về khía cạnh giáo dục.
Bu uygulamayı halihazırda kullanan çok insan var, ve bunun eğitimle ilgili yönünü biraz konuştuk.Există mulți care fac asta deja, și am vorbit despre partea educativă.
Bu uygulamayı halihazırda kullanan çok insan var, ve bunun eğitimle ilgili yönünü biraz konuştuk.Existuje mnoho ľudí, ktorí to už robia, a to hovoríme o stránke vzdelávania.

İlgili Sayfalar