konuşmaya ile cümle
konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
İş hakkında konuşmayalım.Let's not talk about work.
Tom'la konuşmaya çalışayım.Let me try to talk to Tom.
Sen Tom'la konuşmaya gitmek zorundasın.You have to go talk to Tom.
Tom çok konuşmaya eğilimlidir.Tom tends to talk too much.
Sadece Tom'la konuşmaya gideyim.Let me just go talk to Tom.
Tom'la konuşmaya çalıştın mı?Did you try to talk to Tom?
Tom seninle konuşmayacağını söyledi.Tom said not to talk to you.
Spor hakkında konuşmayalım.Let's not talk about sports.
Okul hakkında konuşmayalım.Let's not talk about school.
Boston hakkında konuşmayalım.Let's not talk about Boston.
Belki Tom'la konuşmaya gitmeliyim.Maybe I should go talk to Tom.
Sakin bir yere konuşmaya gidelim.Let's go talk somewhere quiet.
Tom kendi kendine konuşmaya başladı.Tom started talking to himself.
Neden sadece Tom'la konuşmaya gitmiyorum?Why don't I just go talk to Tom?
Bebeğin ne zaman konuşmaya başladı?When did your baby start talking?
Sorunlarım hakkında konuşmayalım.Let's not talk about my problems.
Tom'la konuşmayacağını söyledin.You said you wouldn't talk to Tom.
Tom neden Mary'yle konuşmaya çalışıyor?Why is Tom trying to talk to Mary?
Sadece hepimiz Tom'la konuşmaya gidelim, tamam mı?Let's just all go talk to Tom, OK?
Herkes tekrar konuşmaya başladı.Everybody started talking at once.
Tom çocuklarla konuşmaya alışkın.Tom is used to talking to children.
Tom senden, bana konuşmaya gelmeni istedi mi?Did Tom ask you to come talk to me?
Tom yabancılarla konuşmaya alışkın.Tom is used to talking to strangers.
Bunun hakkında konuşacak mıyız yoksa konuşmayacak mıyız?Are we gonna talk about this or not?
Tom bu öğleden sonra benimle konuşmaya geldi.Tom came to talk to me this afternoon.
Onun hakkında Tom'la konuşmaya çalıştın mı?Have you tried talking to Tom about that?
Tom Mary ile konuşmayacak ve o onunla konuşmayacak.Tom won't talk to Mary and she won't talk to him.
Yapılması gerekenler hakkında seninle konuşmaya geldim.I came to talk to you about what needs to be done.
Tom kapı kapanır kapanmaz Mary ile konuşmaya başladı.Tom started talking to Mary as soon as the door closed.
Tom konuşmaya fazla kızmıştı.Tom was too angry to speak.
Tom oldukça hızlı konuşmaya eğilimlidir.Tom tends to speak quite fast.
Tom herkesin önünde konuşmaya alışkın değil.Tom isn't used to speaking in public.
Tom konuşmaya başladı ama sonra sessiz kalmaya karar verdi.Tom started to speak, but then decided to remain silent.
Tom sizinle konuşmaya çalıştı mı?Did Tom try to speak to you?
Sen benimle o biçimde konuşmayacaksın.You will not speak to me like that.
Burada Fransızca konuşmayan tek kişi ben miyim?Am I the only one here who doesn't speak French?
Bu grupta Fransızca konuşmayan tek kişiyim.I'm the only one in this group who doesn't speak French.
Tom, Mary'ye John'la konuşmaya gitmesini söyledi.Tom told Mary to go talk to John.
Onlar, insanlar siyaset hakkında konuşmaya başladıklarında söyleyecek bir şeyleri vardır.They always have something to say when people start talking about politics.
Tom ve ben artık fazla konuşmayacağız.Tom and I don't talk much anymore.
Sen annen gibi konuşmaya başlıyorsun.You're starting to sound like your mother.
Bu öğleden sonra Tom'la konuşmaya gideceğiz.We'll go talk to Tom this afternoon.
Karımın arkadaşı ziyarete geldiğinde, konuşmaya fırsat bulmayı zor bulurum.When my wife's friend comes to visit, I find it hard to get a word in edgeways.
Biz bunun hakkında konuşmaya devam emek zorunda mıyız?Do we have to keep talking about this?
Şimdi para hakkında konuşmayalım.Let's not talk about money now.
Tom bana herkesin içinde konuşmaya alışkın olmadığını söyledi.Tom told me that he wasn't used to speaking in public.
Tom benimle tekrar asla konuşmayacağını söyledi.Tom said he'd never speak to me again.
Tom konuşmaya başlamadan önce Mary bitirinceye kadar bekledi.Tom waited until Mary was finished before he started talking.
Tom'la o şekilde konuşmaya hakkın yok.You've got no right to talk to Tom that way.
İşe yararsa, Tom'la konuşmaya gideceğim.If it'll help, I'll go talk to Tom.
Belki Tom'la konuşmaya gitmelisin.Maybe you should go talk to Tom.
Tom'la konuşup konuşmayacağını merak ediyordum.I was wondering if you would talk to Tom.
Tom'la konuşmaya gitmem gerektiğini düşünüyor musun?Do you think I should go talk to Tom?
Tom'la tekrar konuşmayacağım.I'm never going to talk to Tom again.
Tom bugün o konuda Mary ile konuşmaya çalışacak.Tom is going to try to talk to Mary about that today.
İtalyanca konuşmayacak mıyım?Won't I speak Italian?
Gerçekten seninle konuşmaya ihtiyacım var.I really need to talk with you.
Bir çocukla mantık ekseninde konuşmaya çalışmak zaman kaybı.It's a waste of time to reason with a child.
Seninle bir şey hakkında konuşmaya ihtiyacım vardı.I needed to speak to you about something.
İnsanlar konuşmaya başlayacak.People will start talking.
İlgili Sayfalar