konuşmaya ile cümle
konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Ders başladıktan sonra bile arkadaşıyla konuşmaya devam etti.She went on talking to her friend even after the class began.
Yemek yerken konuşmaya devam etti.She kept on talking while eating.
O, derin bir nefes aldı ve sonra kendisi hakkında konuşmaya başladı.She took a deep breath and then started to talk about herself.
Topluluk önünde konuşmaya alışkındır.She is used to speaking in public.
O, hızlı konuşmaya eğilimlidir.She tends to speak rapidly.
Yüksek gürültüye rağmen konuşmaya devam etti.She carried on talking in spite of the loud noise.
Ona konuşmayı durdurmasını rica ettikten sonra o konuşmaya devam etti.She kept on talking after I asked her to stop.
O, hüzünle gülümseyerek konuşmaya başladı.Smiling sadly, she began to talk.
O, okurken onunla konuşmayacaksın.You are not to speak to him while he is studying.
O zaten konuşmaya başlıyor.He's already beginning to talk.
Bu kitap Japonca'yı anadil olarak konuşmayan öğrenciler için tasarlandı.This book is intended for students who do not speak Japanese as a native language.
O çok kızgındı ve okul müdürüyle konuşmaya gitti.She was very mad and went to talk with the school manager.
Birkaç dakika sonra, konuşmaya olan ilgimi kaybetmeye başladım.After a few minutes, I began to lose interest in the conversation.
Asla onun hakkında konuşmayacak.She will never talk about it.
Kendime söz verdim, bir daha asla onunla konuşmayacağım.I promised myself, that I never gonna talk to him again.
Douglas sonunda Lincoln ile konuşmaya karar verdi.Douglas finally agreed to talk with Lincoln.
Katılımcı konuşmaya karışmaz.The exhibitor isn't involved in the conversation.
Hatalı olduğunu kabul edene kadar, seninle konuşmayacağım.Until you admit that you were wrong, I'm not going to talk to you.
Tom konuşmaya başladı.Tom began to talk.
Tom'un Mary ile konuşmaya ihtiyacı var.Tom needs to talk to Mary.
Tom konuşmaya devam etti ve Mary'nin ağzını açmasına izin vermedi.Tom kept talking and didn't let Mary get a word in edgewise.
Tom Mary uyuduğunda bile konuşmaya devam etti.Tom kept on talking even though Mary had fallen asleep.
Tom ve Mary her ikisi de aynı anda konuşmaya başladı.Tom and Mary both started talking at the same time.
Hem Tom hem de Mary aynı zamanda konuşmaya başladı.Tom and Mary both started talking at the same time.
Lola'yı hiç bilmeyen sen, nasıl aşktan konuşmaya cüret ediyorsun?How dare you speak of love, you who never knew Lola?
İnsan konuşmaya yeteneğine sahiptir.The man has the capability to talk.
Tom konuşmaya çalıştı, ama yapamadı.Tom tried to speak, but couldn't.
Tom yapayalnız oturan bir kız gördü, bu yüzden onunla konuşmaya gitti.Tom saw a girl sitting all alone, so he went over to talk to her.
Tom hemen konuşmaya başladı.Tom immediately began talking.
Tom geçimini sağlamak için ne yaptığı hakkında konuşmaya başladı.Tom began talking about what he did for a living.
Avdan döndüğünde onunla konuşmayacağım.When he returns from hunting, I will not speak with him.
Neden şimdi onun hakkında konuşmaya karar verdin?Why did you decide to speak about that now?
O köpekle konuşmaya başladı.He started talking to the dog.
O, hiç kimseyle konuşmayan bir adamdır.He's a man who doesn't speak with anybody.
Ya Çince konuşalım ya da hiç konuşmayalım.Let’s either speak Chinese, or not speak at all.
Tom'la konuşmaya ihtiyacım var.I need to talk with Tom.
Konuşmaya devam ettik.We continued chatting.
Bir daha asla onun hakkında konuşmayalım.Let us never speak of it again.
Konuşmaya başladım.I began to speak.
Bir insanın konuşmaya ihtiyacı var.Somebody has to talk.
Bir daha asla ders sırasında konuşmayacağım.I'll never talk during class again.
Bu konuda konuşmaya hiç gerek yok.There is no need to talk about it.
Bunun hakkında konuşmaya gerek yok.There is no need to talk about it.
Onların artık birbirleriyle konuşmayacaklarından emin misin?Are you sure they won't talk to each other any more ?
Seninle konuşmaya çalışıyorum.I'm trying to talk to you.
Konuşmaya çalışma. Enerjini sakla.Don't try to talk. Save your energy.
Gerçekten seninle özel olarak konuşmaya ihtiyacım var.I really need to talk to you privately.
Sen benimle böyle konuşmaya devam edemezsin.You can't keep talking to me like this.
Onun hakkında Tom'la konuşmaya gitmenin bir hata olduğunu düşündüm.I thought it was a mistake to go talk to Tom about that.
Hadi onun hakkında şu an konuşmayalım.Let's not talk about that right now.
Bu gece Tom hakkında konuşmayalım.Let's not talk about Tom tonight.
Para hakkında konuşmayalım, tamam mı?Let's not talk about money, okay?
Şimdi bu konuda konuşmayalımLet's not talk about it now.
Sadece artık konuşmayalım.Let's just not talk anymore.
Bunun hakkında konuşmayalım.Let's not talk about it.
Tom'la kendim konuşmaya gitmemi ister misin?Do you want me to go talk to Tom myself?
Tom konuşmaya devam etmek istemedi.Tom didn't want to continue the conversation.
Artık bunun hakkında konuşmayalım.Let's not talk about it anymore.
Kimse konuşmayacak.No one will talk.
Tom hiç kimseyle konuşmayacak.Tom won't talk to anyone.
İlgili Sayfalar