konuşmaya ile cümle
konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Yakında herkesin içinde konuşmaya alışacaksın.You will soon get used to speaking in public.
Başkalarının hakkında kötü konuşmaya gereğinden fazla hazırsın.You are too ready to speak ill of others.
Neredeyse seninle konuşmaya korkuyordum.I was almost afraid to talk to you.
İnce espri konuşmaya lezzet verir.Wit gives zest to conversation.
Bir konuşmaya girdiğinde söyleyecek bir şeyin olmalı.When you enter a conversation, you should have something to say.
Ciddi bir konuşmaya girdik.We entered into a serious conversation.
Konuşmaya hazırlanmak için çok az zamanım vardı.I had little time to prepare the speech.
İngilizceni geliştirmek istiyorsan mümkün olduğu kadar sık İngilizce konuşmaya çalış.Try to speak English as often as possible if you want to improve your English.
Direksiyon başındaki kişiyle konuşmayacaksın.You are not to speak to the man at the wheel.
Konuşmaya katılmadım.I didn't take part in the conversation.
Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin?How dare you speak like that to me?
Artık onunla konuşmayacağım.I won't talk with him anymore.
Artık onun hakkında konuşmayalım.Let's not talk about it any more.
Bob Anne ile konuşmaya çalıştı, ama yapamadı.Bob tried to speak to Anne, but he couldn't.
Yüksek sesle konuşmaya gerek yok.There's no need to speak so loud.
Küçük çocuk yetişkinlerle konuşmaya alışkın.The little boy is used to talking with grown-ups.
Orta yaşlı kadınlar yol boyunca yüksek sesle konuşmaya devam ettiler.The middle-aged women kept talking loudly all the way.
Adam bir saat konuşmaya devam etti.The man kept talking for an hour.
John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu.John was in such a hurry that he had no time for talking.
Kelly boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.Kelly cleared his throat and begin to speak.
Konuşmaya başlamadan önce düşünmelisin.You should think before you begin to speak.
Çay içtikten sonra konuşmaya başladık.After we had tea, we began the discussion.
Bir kere konuşmaya başladığında, onu durdurmak yok.Once she starts talking, there is no stopping her.
Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin!How dare you speak to me like that!
Yakında herkesin önünde konuşmaya alışacaksın.You'll soon get used to speaking in public.
Bir daha bu adamla kesinlikle konuşmayacağım!I absolutely will not speak to that fellow again!
Konuşmacı durakladı ve sonra tekrar konuşmaya devam etti.The speaker paused and then went on talking again.
Biz müziği duyabilmek için konuşmaya son verdik.We stopped talking so that we could hear the music.
Kısa sürede herkesin içinde konuşmaya alıştım.I soon got accustomed to speaking in public.
Ben herkesin önünde konuşmaya alışık değilim.I am not accustomed to speaking in public.
Toplum içinde konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to speaking in public.
Yalnız olduğun zaman gelmeye ve benimle konuşmaya çekinme.Whenever you get lonely, feel free to come and talk to me.
Topluluk önünde konuşmaya alıştım.I've got accustomed to speaking in public.
Kütüphanede konuşmaya izin verilmiyor.Talking in the library is not allowed.
Bütün öğrenciler derhal konuşmaya başladı.All the students began talking at once.
Sınıfta asla tekrar konuşmayacağım.I won't ever talk in class again.
Öğretmen iki saat boyunca konuşmaya devam etti.The teacher went on talking for two hours.
Öğretmen sınıfın etrafına baktı ve konuşmaya başladı.The teacher looked around the classroom and started to talk.
Lütfen benimle konuşmaya gel.Please come to talk to me.
Onun teklifi hakkında konuşmaya değmez.His proposal is not worth talking about.
O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.He began by saying that he would not speak very long.
O, İngilizce konuşmaya başladı.He started to speak English.
O yabancılarla konuşmaya alışkındır.He is used to talking to foreigners.
O, konuşmaya tesadüfen kulak misafiri oldu.He overheard the conversation by accident.
O, bizimle Fransızca konuşmaya çalıştı.He tried to speak French to us.
Herkesin önünde konuşmaya alışkın olmadığını söyledi.He said he wasn't used to speaking in public.
O herkesin önünde konuşmaya alışkındır.He is accustomed to speaking in public.
O, herkesin önünde konuşmaya alışkındır.He's used to speaking in public.
O, toplum içinde konuşmaya alışkındır.He is used to speaking in public.
O konuşmaya devam etti.He kept talking.
Onlar saatlerce konuşmaya devam etti.They went on talking for hours.
Onların hepsi zamanında konuşmaya çalıştı.They all tried to talk at one time.
Bütün gece konuşmaya devam ettiler.They went on talking all night.
Onunla konuşmaya asla cesaret etmedim.I have never dared to speak to her.
Onunla konuşmayalım.Let's not talk to her.
Çok konuşmaya eğilimlidir.She tends to talk too much.
Köpekle konuşmaya başladı.She began to talk to the dog.
O, o yaşlı kadınla konuşmaya girdi.She entered into conversation with that old woman.
O toparlandı ve tekrar konuşmaya başladı.She pulled herself together and started to talk again.
O bir yabancı ile konuşmaya başladı.She started talking with a stranger.
İlgili Sayfalar