konuşmaya ile cümle

konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.Muž, který nemluví, promluvil.
Billy o arada ayağa kalkar ve konuşmaya başlar.Robot v jednu chvíi vstane a začne hovořit.
Ama avukatlar sadece bir formalite icabı vardı ve avukatlar hiç konuşmaya yapmazdı.S běžně chápaným pojmem „advokát“ nemají ovšem generální advokáti nic společného.
İngilizceyi akıcı bir biçimde konuşmaya başladı ve İngiltere'ye karşı sempati kazandı.Ten uměl plynně anglicky a rychle se s Brity domluvil.
Bunları açıkça ifşa etmeye karar verir ve konuşmaya başlar.Nikdo se mu neozývá a tak začne s úklidem.
Spears onun yanına gider ve konuşmaya başlarlar.Spears se îndreaptă spre el și încep să vorbească.
Madonna şarkılar için başka fikirler geliştirmek adına Timberlake ile konuşmaya karar verdi.Cântăreața s-a decis să poarte discuții cu Timberlake pentru a dezvolta idei pentru melodii.
Kiril artık konuşmaya başlamıştır ama hala birbirinin dilini anlamazlar.Părinții lui Marr vorbeau limbi diferite, nici unul dintre ei necunoscând limba rusă.
Kadınlar kendi aralarında konuşmaya başladılar.Dintr-o dată, una dintre păpuși începe să vorbească cu ei.
Toplum içinde konuşmaya alışkın değilim.Nu sunt obișnuit să vorbesc în public.
Toplum içinde konuşmaya korkuyorum.Mi-e teamă să vorbesc în public.
Toplum içinde konuşmaya korkuyorum.Îmi e teamă să vorbesc în public.
Tom'la konuşmaya korkma.Nu îţi fie teamă să vorbeşti cu Tom.
Kiril artık konuşmaya başlamıştır ama hala birbirinin dilini anlamazlar.Kiril, bár a lánnyal nem értik meg egymás nyelvét, újra beszélni kezd.
Oyunla ilgili gizlice konuşmaya başlarlar.Beszélgetni kezdenek a szerepről.
Öteki gelenler ise İngilizce konuşmayan ülkelerdendi.A többit viszont nem, mert angolul voltak.
Dışarı çıkıp konuşmaya başlarlar.Az felült és beszélni kezdett.
Konuşmaya başladık.Beszélgetni kezdtünk.
Tom konuşmaya devam etti.Tovább beszélt Tom.
Daha sonra sorunlarla ve insan ilişkileriyle ilgili konuşmaya başlardık.Samaan aikaan pitäisi vielä huolehtia perheestä ja ihmissuhteista.
Yüksek sesle konuşmaya gerek yok.Ei tarvitse puhua niin kovaa.
Ben herkesin önünde konuşmaya alışık değilim.En ole tottunut puhumaan julkisesti.
Kadınlar kendi aralarında konuşmaya başladılar.Άρχισαν να αλληλογραφούν μεταξύ τους.
Fakat bazıları da bu iddiaları konuşmaya devam etti.Άλλοι πάλι διαφωνούν και με τις εικασίες αυτές.
Kasım 2011 itibarı ile 1050'nin üzerinde konuşmaya ücretsiz online olarak ulaşılabilmektedir.Το Μάιο του 2013, πάνω από 1.500 ομιλίες είναι διαθέσιμες δωρεάν στο διαδίκτυο.
Ben bu konuda konuşmaya hazır değilim.Δεν είμαι έτοιμος να μιλήσω γι' αυτό.
Tom ile bir daha asla konuşmayacağım.Δε θα ξαναμιλήσω ποτέ στον Τομ.
Nadia daha önce de işkence gördüğünü ve Sayid ona ne yaparsa yapsın konuşmaya ikna olmayacağını söylüyor.Hun afslører, at hun er blevet tortureret før, og at intet, Sayid kan gøre, vil få hende til at tale.
Kadınlar kendi aralarında konuşmaya başladılar.Nu begyndte de at kriges indbyrdes.
Tara ona döner ve konuşmaya başlarlar.Hun går hen til dem, og de begynder at snakke sammen.
Düşen Kudüs ezgisi (7:8-10): Birincil şahıs konuşmaya devam eder fakat bu kişi şehrin kendisidir.Matt 10,23 (Q): Når de forfølger jer i én by, så flygt til den næste.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Før en gjest begynner å snakke venter vedkommende høflig på at den nåværende taleren skal avslutte.
İnsanları eski Rusça konuşmaya, haç çekerken iki parmak kullanmaya ve sakallarını uzatmaya davet ettiler.De fortsatte å snakke gammelrussisk, korset seg med to fingre istedenfor tre og lot skjegget gro.
Yazıdan konuşmaya: Tercüme edilen metin, konuşma sentezini kullanarak konuşma çıktısına dönüştürülebilir.Et eksempel er ordet snakking, som er avledet av verbet å snakke.
Burun konuşmaya yardımcıdır.Hjernen hjelper til.
Nadia daha önce de işkence gördüğünü ve Sayid ona ne yaparsa yapsın konuşmaya ikna olmayacağını söylüyor.Hun avslører at hun har blitt torturert før, og ingenting Sayid gjør vil få henne til å røpe noe.
Açık seçik olmayan bir konuşmaya başlarlar.Dia mengucapka pidato yang tidak jelas.
Pearl ile konuşmaya başlayan Brian, onu sesinin mükemmel olduğu konusunda iknâ eder ve Pearl bundan etkilenir.Brian menyelamatkannya dan lalu meyakinkan Pearl bahwa suaranya sungguh menakjubkan.
Daha çok konuşmaya bağlıdır."Lebih dari sekadar bicara.
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.Tanpa berbicara menggunakan bahasa Prancis, dia mulai putus asa mencari istrinya.
Bu sırada yaralı durumdaki Emel, konuşmaya devam ediyordu.Sampai sekarang bekas lukanya masih membekas.
Arkadaşları birbirleriyle kavga ederken onlar bir köşeye oturup konuşmaya başladılar.Thay vì đấu tranh với nhau, hai chị em đã ngồi lại và nói chuyện với nhau.
Şu an Fransa'da yaşayan sözde varis Philippe, zaman zaman Mapuçeler adına konuşmaya çalışmıştır.フランスに在住した前国王フィリップは、時にマプチェ族についてコメントを発表することがあった。
30 Artık sizinle uzun uzun konuşmayacağım.賢太とは長いこと会話していない。
Alex'in yanına gittim konuşmaya çalıştım ama o arkasını dönüp gitti.しかし彼女はアレックスに会う決意をし、そこを飛び出した。
Akşam yemeğini yedikten ve geceyi orada geçirmek için izin aldıktan sonra Chiron, onlarla konuşmaya başlar.夕食と一夜の宿を許された後、シャロンは心を開くようになる。
Kral Hirodes'in genç hizmetlisi onunla konuşmaya koyulur.部長 なにかと文句をつけるヒロカズの上司。
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.朝議未定者,夔一言立決。
Dışarı çıkıp konuşmaya başlarlar.我不得不站出来说话。
Daha çok konuşmaya bağlıdır.然交涉之事愈多。
Fakat bazıları da bu iddiaları konuşmaya devam etti.然而,其他人也對這些主張提出過批評。
Benimle konuşmaya başlayan, önce bilmezmiş gibi görünür.现在看来,先派遣使者好像也没什么关系。
Kutunun içinden çıkıp onun sevgilisi rolünü oynayan İbrahim Kendirci'yle bir dev olarak konuşmaya gelmiştir.曹晏豪飾演王翔的弟弟王杰,和林子熙飾演的角色是情侶。
Neyse bu konuda fazla konuşmayacağım, zira gözlerim şimdiden yaşlandı.但不知道是從哪一刻起,大家開始視我為了年長者。
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.德鲁比移动的很慢,昏昏欲睡,并且说着一口很单调无味的英语。
Rick en sonunda onlarla konuşmaya karar verir.最終,李健選擇將聚來提淘汰。
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.말을 더 이상 잇지 못한 사람이 패자가 된다.
Başta her şey iyiyken, silahlar konuşmaya başladığında işler karışır.전투가 얼마안가 시작될 때쯤 부하들은 라고 말이 전해지면, 무기를 검사하기 시작했다.
Diğer kurtulanlarla kendi şöhretini hatırlatacak konularda konuşmaya çalışıyor.그녀는 그의 정체를 알기 위해 다른 사람들에게 큰 소리로 도움을 청한다.
Birkaç haftalıkken konuşmaya başladı.למה לא ישבו לדבר שבועיים קודם...
İlgili Sayfalar