konuşmaya ile cümle
konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Şu an Fransa'da yaşayan sözde varis Philippe, zaman zaman Mapuçeler adına konuşmaya çalışmıştır.Текущий наследник престола, Филипп, живущий во Франции, от случая к случаю говорит от имени народа мапуче.
Madonna şarkılar için başka fikirler geliştirmek adına Timberlake ile konuşmaya karar verdi.Мадонна решила обсудить между собой и Тимберлейком дальнейшие идеи для песен.
Kadınlar kendi aralarında konuşmaya başladılar.Женщины разговариваются друг с другом.
Spears onun yanına gider ve konuşmaya başlarlar.Бритни подходит к нему, и они начинают разговаривать.
Şarkı söylüyordu ve birden bir adam annesiyle konuşmaya başladı.Можно мне её спеть?», девочке дали микрофон, и она начала подпевать отцу.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.Слепоглухонемые, которые не обладают никакой речью.
Doktor onunla konuşmaya çalışır ama o herkesin dediklerini tekrarlamaya başlar.Она пытается его забыть, но всё ей напоминает о нём.
Birkaç haftalıkken konuşmaya başladı.Разговор шел уже несколько часов.
Dışarı çıkıp konuşmaya başlarlar.Они разговорились и начали встречаться.
Bunları açıkça ifşa etmeye karar verir ve konuşmaya başlar.Это заставит его изумленно умолкнуть и начать к Вам прислушиваться.
Oyunla ilgili gizlice konuşmaya başlarlar.تجري القرعة لمعرفة البادئ باللعب.
Dışarı çıkıp konuşmaya başlarlar.التفكير قبل الكلام.
Daha çok konuşmaya bağlıdır.فالجملة أعم من الكلام.
Almanya'ya döndükten sonra Auschwitz'de yaptıkları hakkında konuşmaya isteksiz normal bir hayatı seçti.Ao retornar à Alemanha, ele conduziu uma vida normal, relutante em falar sobre seu tempo em Auschwitz.
Daha sonra sorunlarla ve insan ilişkileriyle ilgili konuşmaya başlardık.E então começávamos a falar sobre questões, problemas ou relacionamentos com pessoas.
Daha çok konuşmaya bağlıdır.É fazer mais do que falar.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Antes de falar, cada convidado educadamente espera que outro convidado termine de falar.
Madonna şarkılar için başka fikirler geliştirmek adına Timberlake ile konuşmaya karar verdi.Madonna discutiu com Timberlake sobre outras canções que poderiam ser desenvolvidas.
Giritli yaşlılar da kendi aralarında Girit Rumcasını konuşmaya devam ediyorlar.Mas as esposas mais antigas só sabem conversar entre si sobre assuntos domésticos.
Doktor onunla konuşmaya çalışır ama o herkesin dediklerini tekrarlamaya başlar.Ele tenta distrai-la ao longo dos dias, mas ela o pressiona, pedindo que façam novamente, o que acontece.
Rick en sonunda onlarla konuşmaya karar verir.O Governador exige que Rick fale com ele.
Birden onları şaşırtacak olarak mersin çalısı konuşmaya başlar.Porém, de repente, uma fumaça verde começou a os cercar.
Vater ile Pogner konuşmaya başlarlar.Sr. Poe e Senhor chegam.
Sam Norman’la konuşmaya başlar, Lila eve doğru yönelir.Terwijl Sam een gesprek heeft met Norman, sluipt Lila het huis in.
30 Artık sizinle uzun uzun konuşmayacağım.Samen praten ze al lang niet meer met elkaar.
Rahibeler kendi aralarında ne arzuları olduklarını konuşmaya başlarlar.De zusters bespreken de kleine wensen die zij hebben met elkaar.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.In het uiterste geval spreekt iemand helemaal niet meer.
Tara ona döner ve konuşmaya başlarlar.Elle komt naar hem toe en ze beginnen te praten.
Ziyaretini Buffy'e açıklamayınca Buffy buna sinirlenmiş ve L.A.'e onunla konuşmaya gelmiştir.Nadat Angel naar L.A. vertrok bleef hij contact houden met Buffy, en kwam nog regelmatig op bezoek bij haar.
Kiril artık konuşmaya başlamıştır ama hala birbirinin dilini anlamazlar.Als Nikki ten tonele wordt gevoerd, spreekt ze een taal die de hoofdpersonen niet verstaan.
Rick Carl (Chandler Riggs) ile konuşmaya çalışır ancak Carl onu görmezden gelir.Inspecteur Chuck Lulling (Keith Carradine) gaat de zaak onderzoeken, maar Hoffman wil niet met hem praten.
Dışarı çıkıp konuşmaya başlarlar.Dan begint hij te praten.
Mahkemeler esnasında, konuşmaya ait yazı bilinmiyordu.Tijdens de bezetting was het verboden naar de programma's te luisteren.
Bu sırada yaralı durumdaki Emel, konuşmaya devam ediyordu.Door deze opgelopen blessure verscheen ze niet meer op de baan.
Bunları açıkça ifşa etmeye karar verir ve konuşmaya başlar.Bemerken ze onraad, dan beginnen ze te blaffen.
Tina bir arkadaşıyla konuşmaya gider.Tony moet voor een vriend zorgen.
Asla onun hakkında konuşmayacak.Ze zal daar nooit over spreken.
Bu akşam işin hakkında konuşmayalım.Laat ons vanavond niet over je werk praten.
Bu şekilde konuşmaya utanmıyor musun?Schaam je je niet om op deze manier te praten?
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.A kto tego nie wypowie, ten nie będzie grał.
Sokrat konuşmaya başlayınca Hicabi'nin Akıncı olduğunu söyler.Legenda mówi, że gdy Shirahime płacze, pada śnieg.
Helenistik dönemde Yahudiler Yunancanın Koine diyalektini konuşmaya başlamışlardır.Ówczesna diaspora żydowska mówiła przeważnie językiem greckim.
30 Artık sizinle uzun uzun konuşmayacağım.Nie może z nią jednak długo rozmawiać.
Şarkı söylüyordu ve birden bir adam annesiyle konuşmaya başladı.Zaczął śpiewać jako mały chłopiec, występował razem ze swoim ojcem.
Rick en sonunda onlarla konuşmaya karar verir.Lee postanawia ostatecznie rozprawić się z przeciwnikami.
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.Bart går iväg, förtvivlad över sin egen dumhet, sedan börjar han omedvetet tala franska med sig själv.
Şarkı söylüyordu ve birden bir adam annesiyle konuşmaya başladı.Han började tidigt sjunga så han följde med sin mor till kyrkan.
Birkaç haftalıkken konuşmaya başladı.Den hade inletts ett par veckor tidigare.
Eva Sachs'a yaklaşır ve yarın yapılacak şarkı yarışması üzerinde konuşmaya başlarlar.Eva kommer ut och frågar Sachs om utsikterna vid den förestående tävlingen.
Tina bir arkadaşıyla konuşmaya gider.Ellen åker till Italien med några väninnor.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.Той, хто приходить до мене, вже не лінується.
Benimle konuşmaya başlayan, önce bilmezmiş gibi görünür.Перелякана дівчина спочатку не знає з чого почати.
Köylülerden birisi tesadüfen bu konuşmaya kulak misafiri olur.Прийшовши на збори, селяни могли почути розпорядження властей.
Spears onun yanına gider ve konuşmaya başlarlar.Прайс погоджується, і вони беруться до справи.
Bu sırada akli dengesi bozuk gencin katili görmüş olduğunu fark ederler ve onunla konuşmaya çalışırlar.Спочатку здивований, що ворон говорить молодий чоловік намагається спілкуватися з ним.
Tom'un Mary ile konuşmaya ihtiyacı var.Тому потрібно поговорити з Мері.
Konuşmaya devam et.Продовжуй говорити.
Neden ilk önce konuşmaya başlamıyorsun?Чому б тобі не заговорити першому?
Hemen şimdi onunla konuşmaya gidecğim.Я піду поговорю з нею просто зараз.
Para hakkında konuşmayalım, tamam mı?Давай не говорити про гроші, гаразд?
İlgili Sayfalar