konuşmaya ile cümle

konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Neyse bu konuda fazla konuşmayacağım, zira gözlerim şimdiden yaşlandı.לעולם אל תאמר לעולם לא, אבל אני מרגיש שאני נהיה מבוגר מדי לכך.
Doktor onunla konuşmaya çalışır ama o herkesin dediklerini tekrarlamaya başlar.הדוקטור קולט את זה מהר וכל פעם שהוא מתחיל עם משהו\משהי הוא עוצר אותו.
Bunları açıkça ifşa etmeye karar verir ve konuşmaya başlar.היא מפענחת את הפקודות ומתחילה לפעול לפיהן.
Öteki gelenler ise İngilizce konuşmayan ülkelerdendi.כיום נכללות בו גם מדינות שאינן דוברות אנגלית.
Hüseyin, Ömer'le konuşmaya gider.הימלר הסכים להפגש עם מוזי.
Kasım 2011 itibarı ile 1050'nin üzerinde konuşmaya ücretsiz online olarak ulaşılabilmektedir.Към ноември 2011 г. над 1050 лекции са достъпни безплатно онлайн.
Daha çok konuşmaya bağlıdır.Тя е по-разговорна.
Fakat bazıları da bu iddiaları konuşmaya devam etti.Все пак, някои проучвани противоречат на тези твърдения.
John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu.Джон беше толкова забързан, че нямаше време за разговори.
Filmin kendisi üzerindeki etkisi hakkında asla konuşmayacağını söyledi.Film ne govori dalje o njihovoj sudbini.
Nadia daha önce de işkence gördüğünü ve Sayid ona ne yaparsa yapsın konuşmaya ikna olmayacağını söylüyor.Ona mu otkriva da su je i ranije mučili i da ju ništa što Sayid učini može natjerati da progovori.
Helenistik dönemde Yahudiler Yunancanın Koine diyalektini konuşmaya başlamışlardır.Židovi u dijaspori su počeli govoriti grčki.
Kadınlar kendi aralarında konuşmaya başladılar.Ľudia sa prestávajú medzi sebou rozprávať.
Aynı zaman artık tüm Rusya yaklaşan tehlikeden ve Napolyon ile olacak savaştan konuşmaya başlamıştı.Dúfali, že sa tu spoja s prichádzajúcimi Rusmi a budú pokračovať v odpore Napoleonovi.
Bir de kural olarak ana oğul yol boyunca tek kelime konuşmayacaktır.Zaujímavosťou je, že hlavný hrdina, podobne ako v prvej časti počas celej hry neprehovorí ani slovo.
Bu olay üzerine bir yıl boyunca kimseyle konuşmayan Mecnun, gerçeği bir türlü kabul edemez.Kliatba, podľa ktorej celý rok nepomyslí na ženu, mu prišla vhod.
Spears onun yanına gider ve konuşmaya başlarlar.Britney Spears stopi do njega in se prične pogovarjati z njim.
Daha çok konuşmaya bağlıdır.Ima povečano željo po pogovarjanju.
Bu bölgede hâlâ Kızılderililer yaşamakta ve Maya dillerini konuşmaya devam etmektedirler.Tuo tarpu kaimuose, tarp indėnų, paplitusios majų kalbos.
Kimse konuşmayacak.Niekas nekalbės.
1983'te Antarktik Antlaşma'nın tarafları Antarktika'da madenciliği konuşmaya ve tartışmaya başladılar.1983. aastal alustasid Antarktika lepingu osapooled läbirääkimisi maavarade kaevandamise reguleerimiseks.
Daha sonra sorunlarla ve insan ilişkileriyle ilgili konuşmaya başlardık.See on päev, kui räägitakse naiste muredest ja probleemidest.
Woeser bu yasaktan sonra yazmaya ve konuşmaya devam edeceğini açıkladı.Pärast raamatu avaldamist sai Schleiermacher tuntuks ja jätkas kirjutamist.
Dışarı çıkıp konuşmaya başlarlar.Ta võtab kõnetunde, et hakata uuesti rääkima.
1983 yılında ona gidip, dersten sonra bir kaç dakika konuşmaya vakti olup olmadığını sordum.Mary Allen Schulman, e siamo nel 1983 e dico:Professoressa posso parlare alla classe?
1983 yılında ona gidip, dersten sonra bir kaç dakika konuşmaya vakti olup olmadığını sordum.Professor Schulman kann ich nach der Stunde mit Ihnen reden?
1983 yılında ona gidip, dersten sonra bir kaç dakika konuşmaya vakti olup olmadığını sordum.Ако бях отишъл при нея през 1983-та и кажа: "Професор Шулман, може ли да разговарям с вас за момент?
1983 yılında ona gidip, dersten sonra bir kaç dakika konuşmaya vakti olup olmadığını sordum.あるビジネスモデルのアイデアを先生に提供します、と。
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.A hneď boli otvorené jeho uši, a rozviazané bolo puto jeho jazyka, a hovoril správne.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.A hned otevříny jsou uši jeho, a rozvázán jest svazek jazyka jeho, i mluvil právě.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Aussitôt ses oreilles s`ouvrirent, sa langue se délia, et il parla très bien.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Då öppnades hans öron, och hans tungas band löstes, och han talade redigt och klart.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.De man kon ineens goed horen en spreken.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.E abriram-se-lhe os ouvidos, a prisão da língua se desfez, e falava perfeitamente.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.És azonnal megnyilatkozának annak fülei: és nyelvének kötele megoldódék, és helyesen beszél vala.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.E subito gli si aprirono gli orecchi, si sciolse il nodo della sua lingua e parlava correttamente
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Îndată, i s'au deschis urechile, i s'a deslegat limba, şi a vorbit foarte desluşit.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.In odpro se ušesa njegova in razveže se vez jezika njegovega, in razločno je govoril.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.I wnet się otworzyły uszy jego, i rozwiązała się związka języka jego, i wymawiał dobrze.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.그의 귀가 열리고 혀의 맺힌 것이 곧 풀려 말이 분명하더라
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Niin hänen korvansa aukenivat, ja hänen kielensä side irtautui, ja hän puhui selkeästi.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Og hans Øren åbnedes, og straks løstes hans Tunges Bånd, og han talte ret.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Og straks blev hans ører oplatt, og hans tunges bånd blev løst, og han talte rent.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Telinga orang itu terbuka dan lidahnya menjadi lemas kembali, dan ia mulai berbicara dengan mudah
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Tức thì tai được mở ra, lưỡi được thong thả, người nói rõ ràng.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Tức_thì tai được mở ra , lưỡi được thong_thả , người nói rõ_ràng .
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Und alsbald taten sich seine Ohren auf, und das Band seiner Zunge war los, und er redete recht.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Y de inmediato fueron abiertos sus oídos y desatada la ligadura de su lengua, y hablaba bien
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.Και ευθυς ηνοιχθησαν τα ωτα αυτου και ελυθη ο δεσμος της γλωσσης αυτου, και ελαλει ορθως.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.И тотчас отверзся у него слух и разрешились узы его языка, и стал говорить чисто.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.И ушите му се отвориха, и връзката на езика му се развърза, и той говореше чисто.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.І зараз одчинив ся йому слух, і розімкнулись окови язика його, й заговорив добре.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.וברגע נפתחו אזניו ויתר קשר לשונו וידבר בשפה ברורה׃
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.وللوقت انفتحت اذناه وانحل رباط لسانه وتكلم مستقيما.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.他 的 耳 朵 就 開 了 、 舌 結 也 解 了 、 說 話 也 清 楚 了
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.他 的 耳朵 就 開 了 、 舌結 也 解了 、 說話 也 清楚 了
Adamlarla konuşmaya başladık그래서 우린 그들과 이야기하기 위해 갔어요
Adamlarla konuşmaya başladıkNous avons donc commencé à leur parler,
Adamlarla konuşmaya başladık Ve onları Korunmuş Alanın içinde olduğumuza ikna etmeye çalıştık.Also begannen wir unsere Gespräche und erklärten ihnen, dass dies ein Schutzreservat ist.
Adamlarla konuşmaya başladık Ve onları Korunmuş Alanın içinde olduğumuza ikna etmeye çalıştık.Asa ca am inceput sa vorbim cu ei, sa ii convingem ca suntem intr-o zona protejata.
İlgili Sayfalar