konuşmaya ile cümle
konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'la konuşmaya geldim.Vine a hablar con Tom.
Tom'la konuşmaya gitmeliyim.Tengo que ir a hablar con Tom.
Tom benimle konuşmayacak.Tom no va a hablar conmigo.
Onlar Tom'la konuşmayacak.No van a hablar con Tom.
Sadece konuşmaya devam et.Simplemente sigue hablando.
Tom konuşmaya devam etti.Tom siguió hablando.
Niçin Tom'la konuşmaya gitmiyorsun?¿Por qué no vas a hablar con Tom?
Benim bilmediğim bir dilde konuşmaya başladılar, ama kulağa melodik geliyordu ve dinlemesi güzeldi.Empezaron a hablar en una lengua que no conocía, pero que resultaba melódica y encantadora.
Seninle artık konuşmayacağım.Ya no voy a hablar más contigo.
Seninle tekrar asla konuşmayacağım Charles.No volveré a hablar contigo, Charles.
Asla seninle tekrar konuşmayacağım.No volveré a hablar contigo nunca.
Onlarla konuşmaya çalıştın mı?¿Has intentado hablar con ellos?
Sadece Tom'la konuşmaya gideyim.Solo déjame ir a hablar con Tom.
Tom'la konuşmaya çalıştın mı?¿Has intentado hablar con Tom?
Tom kendi kendine konuşmaya başladı.Tom empezó a hablar consigo mismo.
Sadece "evet" ve "hayır" diyen biriyle konuşmaya devam etmek çok zor.Seguir hablando con alguien que solo dice "sí" o "no" es muy difícil.
Eva bu konu hakkında Sachs ile konuşmaya karar verir.Eva decide preguntar a Sachs sobre el tema.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Antes de hablar, cada invitado educadamente espera que termine el orador actual.
Eva Sachs'a yaklaşır ve yarın yapılacak şarkı yarışması üzerinde konuşmaya başlarlar.Escena 4 Eva se acerca a Sachs, y ellos hablan del concurso de canto del día siguiente.
Yazıdan konuşmaya: Tercüme edilen metin, konuşma sentezini kullanarak konuşma çıktısına dönüştürülebilir.De texto a voz: El texto traducido se puede transformar en salida de voz usando la síntesis de voz.
İbraniceyi gayet akıcı biçimde konuşmaya başlamıştı.Llegó a hablar el hebreo de manera fluida.
Tina bir arkadaşıyla konuşmaya gider.Entonces, un hombre se acerca a Tony para hablar con él.
Dışarı çıkıp konuşmaya başlarlar.Se agradan y empiezan a hablar.
Kiril artık konuşmaya başlamıştır ama hala birbirinin dilini anlamazlar.Griffith), aunque la lengua seguía sin poder entenderse.
Bunları açıkça ifşa etmeye karar verir ve konuşmaya başlar.Me gustaría que la gente lo reconociera y empezara a hablar sobre ello.
Alex'in yanına gittim konuşmaya çalıştım ama o arkasını dönüp gitti.Haré la cama, Ella dijo, pero se dio la vuelta.
Potansiyel ve papaz konuşmaya başlarlar.Se levanta a hablar otro predicador...
Emin, konuşmada çok az rol alır, Asım ise eserin sonunda konuşmaya katılır.Sólo participa brevemente al principio, luego se limita a escuchar.
Birden onları şaşırtacak olarak mersin çalısı konuşmaya başlar.Asombrosamente, la estatua comienza a hablar.
Artık onun hakkında konuşmayalım.Non parliamone più.
Seninle konuşmaya çalışıyorum.Sto cercando di parlare con te.
Bizim hakkımızda konuşmaya son ver.Smetti di parlare di noi.
Onlarla bu konu hakkında konuşmayacağım.Non parlerò di questo con loro.
Tom boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.Tom si schiarì la gola ed attaccò a parlare.
Woeser bu yasaktan sonra yazmaya ve konuşmaya devam edeceğini açıkladı.In quell'occasione Woeser dichiarò che avrebbe continuato a scrivere e parlare.
Bu arada Clary, Isabelle ve Simon; Dumort Oteli'ne Camille'in yanına Beyaz Kitap hakkında konuşmaya giderler.Nel frattempo, Clary, Isabelle e Simon vanno all'Hotel Dumort per prendere il Libro Bianco a Camille.
Daha açık bir ifadeyle Hellenler, Grekçe konuşmayan tüm topluluklara "barbar" demekteydiler.Era costume presso i Greci definire "barbari" ("balbuzienti") tutti coloro che non parlavano la lingua greca.
Sam Norman’la konuşmaya başlar, Lila eve doğru yönelir.Mentre Sam intrattiene Norman, Lila entra nell'abitazione.
Rick en sonunda onlarla konuşmaya karar verir.Alla fine Matt deciderà di lasciarli andare.
Dışarı çıkıp konuşmaya başlarlar.Victoria esce fuori e iniziano a parlare.
Bu yüzden bir daha ne özür dileyeceğini ne de onunla konuşmaya yeltenmeyeceğini bağırarak çekip gider.In seguito però, fugge senza farsi nemmeno ringraziare.
Asla onun hakkında konuşmayacak.Она никогда не будет говорить об этом.
O, herkesin önünde konuşmaya alışkındır.Он привык говорить публично.
Kimse konuşmayacak.Никто не будет говорить.
Tom benimle konuşmayacak.Том не будет со мной разговаривать.
Tom Mary ile konuşmayacak.Фома не будет разговаривать с Машей.
Onlar Tom'la konuşmayacak.Они не будут разговаривать с Фомой.
Tom konuşmayacak.Том не будет говорить.
Tom konuşmaya devam etti.Том продолжал говорить.
Benim bilmediğim bir dilde konuşmaya başladılar, ama kulağa melodik geliyordu ve dinlemesi güzeldi.Они стали говорить на незнакомом мне языке, но звучал он мелодично, и слушать его было приятно.
İtalyanca konuşmayacak mıyım?Я не буду говорить по-итальянски?
Onun hakkında Tom'la konuşmayacak mısın?Ты не будешь разговаривать с Фомой об этом?
Tom bizimle konuşmayacak.Том не будет с нами разговаривать.
Tom onlarla konuşmayacak.Том не будет с ними разговаривать.
Onlar seninle konuşmayacak.Они не будут с тобой разговаривать.
Onlar onunla konuşmayacak.Они не будут с ним разговаривать.
Yük olduğumu biliyorum. Her zaman bunun hakkında konuşmaya gerek yok.Я знаю, что я обуза. Необязательно всё время об этом говорить.
Sami ve Leyla bunun hakkında konuşmaya karar verdiler.Сами и Лейла решили поговорить об этом.
Onunla konuşmaya hiç fırsatım olmadı.У меня не было никакой возможности поговорить с ним.
Bebeğimiz konuşmaya başladı.Наш ребенок начал разговаривать.
İlgili Sayfalar