konuşmaya ile cümle

konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Nasıl Prenses'in arkasından konuşmaya cüret edersiniz?You don't even know what happened. Who are you to talk behind the princess' back?
Büyükbaba, konuşmaya çalışırsan yorulacaksın.Grandfather, if you talk a lot you will be tired.
Ve bunun hakkında konuşmaya başladığımda en sık aldığım soru şu:And the question I get when I start talking about this most often is,
Bugün buraya iş konuşmaya geldim.Today, I came to talk about business.
Konuşmaya kattıkları varlıkları ile ilgili bir durum.It's about the presence that they're bringing to the speech.
O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim.So let's bring a romance novelist into this conversation.
Böylece konuşmaya başladığım zamandan bu yana kabaca, 324 kişi öldü,So that would be, roughly, 324 people have died since I've begun speaking.
Ve onların ne istediği ile ilgili konuşmaya başladık sayılır.And we sort of started talking about what it is that they wanted.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.So we were excited by this idea, and we started talking about exactly what it would look like.
Konuşmayacak mısın?Speak up or not?
Benim vardiyam bittiğinde, caddenin karşısına geçip, Malcolm'la konuşmaya gittim.When my shift changed, I went across the street to talk to Malcolm.
İşte sonrasında, İslam hakkında konuşmaya başladım, zaten bu benim her zaman öğrettiğim şeydi.So I went forth to talk about Islam and how it is...my regular teaching.
Elemanın konuşmaya devam eder ve,The guy's voice comes back on the line,
Standart istatistik teknikleri aldık, bu nedenle bununla ilgili konuşmayacağım.We took standard statistical techniques, so I'm going to not talk about that.
Sanırım konuşmaya başlayınca anlayacağızWell I guess we'll find out when he starts talking.
Ve müzik hakkında konuşmaya başladık, Bach'tan Beethoven ve Brahms'tan,And we started talking about music, from Bach to Beethoven and Brahms,
Bir otobüsteyseniz ilginç bir konuşmaya tanık olursunuz, bunu yazarsınız.If you're riding a bus and hear an interesting conversation, you could write it all down.
Görmedikleri şeyler hakkında konuşmaya başlarlar.They are talking about things they didn't see.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.They simply listen and then begin to speak.
Ama o konuşmaya başlayınca onun sesini radyodan tanımaya başladılar.But -- when he began to speak they would actually recognize his voice from the radio.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.But actually I had to go around the world in a balloon to be invited to talk about it.
Bunu konuşmaya şimdiden başladılar.Well, they're already starting talk about this.
Bundan dolayı konuşmaya -- tüm bunların üstesinden gelmek için bir plan yapmaya koyuldum.So I talked -- I had to come up with a plan to figure these things out.
Geri döndüğümde, köyümün adamlarıyla ve kadınlarıyla konuşmaya başladım ve onlara dedim ki:As I went back, I started talking to the men, to the village, and mothers, and I said,
Ekonomistler teknik şekilde konuşmaya eğilimlidirler.So, economists tend to talk in technical words.
Konuşmaya değmez !Say no more.
Ve bu da xenophile ile ilgili konuşmaya başladığımız şeydir.And that's where we start talking about xenophiles.
Az önce gördüğünüz Bradley, Petrie, Dumais örneği hakkında konuşmaya ilk başladığımdaWhen I first started talking about the Bradley, Petrie, Dumais example that you just saw --
Ve ardından ender görülen kuşlar, algler ve garip su bitkileri hakkında konuşmaya devam etti.And then he's off, launching into more talk about rare birds and algaes and strange aquatic plants.
Yani bu yüzden bunun hakkında konuşmayacağım.So I'm not going to talk about that.
Yani bunun hakkında da konuşmayacağım.So, I'm not going to talk about that.
Ama ben bunun hakkında da konuşmayacağım.But that's not what I'm going to talk about.
Sizinle topoloji hakkında konuşmayı çok istesem de, konuşmayacağım.But although I would love to talk about topology with you, I'm not going to.
Aksi takdirde gelip sizinle konuşmayacaklardır.Otherwise they don't come and talk to you.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim.I'll just start talking about the 17th century.
Umarim hickimse konusmaya bu sekilde baslamami hakaret olarak algilamaz.I hope nobody finds that offensive.
Yasal sistemde bir reforma gidilmesi gerektiğinden konuşmayacağım.I won't talk today about reforming the legal system.
Bugün buraya gıda sistemimizde yanlış olanın ne olduğunu konuşmaya geldim.I came here today to talk about what's wrong with our food system.
Ruh hakkında konuşmaya başladığınızda, bu büyük olasılıkla yalan olacaktır.As soon as you talk about the soul, it can be a lie.
Böyle resmi konuşmaya devam mı edeceksiniz?Are you going to say things so formally between us?
Buraya Shih Usta ile konuşmaya geldim.I want to talk to Master Shih first
Biz, böyle konuşmaya eğilimliyiz.Done and dusted, end of conversation.
Bir daha konuşmaya gerek bile yok.No need to ever talk about it again.
Seninle gayri resmi konuşmayayım mı?You expect me to address you as 'Princess, Your Highness'?
Basın konferansında... ...babası hakkında konuşmayacakmış.At the press conference, Dad's matter won't be brought up.
Aslında şunu demek istiyordum, "Tamam, ama konuşmaya bu hikaye ile başlamayın."I wanted to say -- (Applause) "Ok, don't start with this story." (Laughter)
Fazla uzatmadan bölüm 1.1 hakkında konuşmaya başlayalım.So, without further ado, let's address section 1.1.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.When I find myself in a conversational situation, I need to type fast and to jump right in.
Yine de, konu hakkında konuşmaya başladık ve gelişmeler ardı ardına geldi.And yet, we began to talk about it, and one thing led to another.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.He kissed all his brothers, and wept on them. After that his brothers talked with him.
İsa konuşmaya başlayıp onlara şunları öğretti:He opened his mouth and taught them, saying,
O anda Zekeriyanın ağzı açıldı, dili çözüldü. Tanrıyı överek konuşmaya başladı.His mouth was opened immediately, and his tongue freed, and he spoke, blessing God.
İsa, ‹‹Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine gelmiştir›› diye konuşmaya başladı.He began to tell them, "Today, this Scripture has been fulfilled in your hearing."
Ölü doğrulup oturdu ve konuşmaya başladı. İsa onu annesine geri verdi.He who was dead sat up, and began to speak. And he gave him to his mother.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.And straightway his ears were opened, and the string of his tongue was loosed, and he spake plain.
Biz onu Arapça konuşmayanlardan birine indirseydik de,Had We revealed it to a man of obscure tongue
Allah buyurdu: "Sana belirti şudur: "İnsanlarla üç gün, işaretleşme dışında konuşmayacaksın.'Thy sign,' God said, 'is that thou shalt not speak, save by tokens, to men for three days.
Allah onlarla konuşmayacaktır, kıyamet günü onlara bakmayacaktır, onları temizleyip arıtmayacaktır.On the Day of Resurrection Allah will neither address them, look at them, nor will He purify them.
Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır.On the Day of Resurrection Allah will neither address them, look at them, nor will He purify them.
Kıyamet günü, Allah onlarla konuşmayacaktır, onları arındırmayacaktır.Allah will not speak to them on the Day of Resurrection, nor will He make them grow.
İlgili Sayfalar