konuşmayı ile cümle
konuşmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Onlarla konuşmayı gerçekten sevdim.I really liked talking to them.
Onunla konuşmayı gerçekten sevdim.I really liked talking to him.
Hatta onlarla konuşmayın.Don't even talk to them.
Hatta onunla konuşmayın.Don't even talk to him.
Konuşmayı yapmamıza izin ver.Let us do the talking.
Konuşmayı yapmalarına izin ver.Let them do the talking.
Konuşmayı yapmasına izin ver.Let him do the talking.
Bütün konuşmayı yapmamıza izin ver.Let us do all the talking.
Bütün konuşmayı yapmalarına izin ver.Let them do all the talking.
Bütün konuşmayı yapmama izin ver.Let me do all the talking.
Bütün konuşmayı o yapsın.Let him do all the talking.
Bütün konuşmayı yapmasına izin ver.Let her do all the talking.
Onlarla konuşmayı denemelisin.You should try to help them.
Onlarla konuşmayı çok kolay buluyorum.I find them very easy to talk to.
Onunla konuşmayı çok kolay buluyorum.I find him very easy to talk to.
Kendin hakkında konuşmayı kes.Stop talking about yourself.
Onlar hakkında konuşmayı bırak.Stop talking about them.
Benim hakkımda konuşmayı kes.Stop talking about me.
Onun hakkında konuşmayı bırak.Stop talking about her.
Bizim hakkımızda konuşmayın.Don't talk about us.
Tom kendisi hakkında konuşmayı seviyor gibi görünüyor.Tom seems to like talking about himself.
Tom kendi hakkında konuşmayı sever.Tom likes talking about himself.
Dan bir arabulucu ile konuşmayı kabul etti.Dan agreed to speak to a negotiator.
Şeyleri kişisel olarak konuşmayı bırak, Tom.Stop taking things personally, Dan.
Dan, Linda'yla telefonda konuşmayı bile kabul etmedi.Dan didn't even agree to talk to Linda on the phone.
Dan ve Linda birbirleriyle konuşmayı durdurdu.Dan and Linda stopped talking to each other.
Dan, istasyonda Dedektif Matt Brown'la konuşmayı kabul etti.Dan agreed to talk to Detective Matt Brown at the station.
Hangi dilleri konuşmayı biliyorsun?What languages do you know how to speak?
Tom'un Fransızca konuşmayı bildiğine dair hiç bir fikrim yoktu.I had no idea Tom knew how to speak French.
Tom konuşmayı durdurdu ve yemek yemeye başladı.Tom stopped talking and began to eat.
Ben onunla konuşmayı unuttum.I forgot to speak with him.
O benimle konuşmayı reddetti.He refused to talk to me.
Tom Mary'nin bütün konuşmayı yapmasına izin verdi.Tom let Mary do all the talking.
"Bu konuşmayı hiç yapmadık." "Hangi konuşma?""We never had this conversation." "What conversation?"
"Bu konuşmayı hiç yapmadık." "Ne konuşması?""We never had this conversation." "What conversation?"
Tom benimle konuşmayı reddetti.Tom refused to talk to me.
Fransızca konuşmayı bilmediğine dair hiç bir fikrim yoktu.I had no idea you didn't know how to speak French.
Tom burada Fransızca konuşmayı bilmeyen tek kişi değil.Tom isn't the only one here who doesn't know how to speak French.
Genellikle, erkekler duyguları hakkında konuşmayı kadınlardan daha zor bulurlar.Generally speaking, men find it more difficult to talk about their feelings than women.
İspanyolca konuşmayı seviyorum.I love speaking Spanish.
Onun hakkında konuşmayı durduralım ve konuyu değiştirelim.Let's stop talking about that and change the subject.
Tom'un Fransızca konuşmayı bilmediğini düşündüm.I thought Tom didn't know how to speak French.
Tom'la konuşmayı kes ve ödevini yap.Stop talking to Tom and do your homework.
Çoğumuz kamuya yönelik konuşmayı sevmeyiz.Most of us don't like public speaking.
Yarın Tom'la konuşmayı unutma.Don't forget to talk to Tom tomorrow.
Tom odaya girdiğinde herkes konuşmayı bıraktı.Everyone stopped speaking when Tom entered the room.
Fransızca konuşmayı nasıl bildiğin hakkında hiçbir fikrim yoktu.I had no idea you knew how to speak French.
Tom'un Fransızca konuşmayı öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum.I think Tom should learn to speak French.
Konuşmayı bırakalım çalışmaya başlayalım.Let's stop talking and start working.
Bunun hakkında konuşmayı durduralım.Let's stop talking about this.
Tom konuşmayı reddetti.Tom refused to talk.
Tom benim kadar iyi Fransızca konuşmayı bilmiyor.Tom doesn't know how to speak French as well as I do.
Tom konuşmak zorunda değildi. Mary bütün konuşmayı yaptı.Tom didn't have to speak. Mary did all the talking.
Fransızca konuşmayı nasıl öğrendiğimi düşünüyorsun?How do you think I learned to speak French?
İddiaların için bir kanıtın olmadığı sürece ben bu konuşmayı yapmıyorum.So long as you have no evidence for your assertions, I am not having this conversation.
Hangi balıkçı ya da avcı onun mutlu deneyimleri hakkında konuşmayı sevmez?What fisherman or hunter doesn't like to talk about his happy experiences?
Tom gerçekten konuşmayı seviyor.Tom really likes talking.
Mary gerçekten konuşmayı seviyor.Mary really likes talking.
Tom siyaset ve felsefe hakkında konuşmayı seviyor.Tom likes talking about politics and philosophy.
Ben kendim hakkında konuşmayı zor buluyorum.I find it hard to talk about myself.