konuşmayı ile cümle
konuşmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Død og liv er i tungens vold, og hver den som gjerne bruker den, skal ete dens frukt.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Kielellä on vallassansa kuolema ja elämä; jotka sitä rakastavat, saavat syödä sen hedelmää.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.죽고 사는 것이 혀의 권세에 달렸나니 혀를 쓰기 좋아하는 자는 그 열매를 먹으리라
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.La mort et la vie sont au pouvoir de la langue; Quiconque l`aime en mangera les fruits.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.La muerte y la vida están en el poder de la lengua, y los que gustan usarla comerán de su fruto
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Lidah mempunyai kuasa untuk menyelamatkan hidup atau merusaknya; orang harus menanggung akibat ucapannya
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Moartea şi viaţa sînt în puterea limbii; oricine o iubeşte, îi va mînca roadele. -
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Morte e vita sono in potere della lingua e chi l'accarezza ne mangerà i frutti
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Śmierć i żywot jest w mocy języka, a kto go miłuje, będzie jadł owoce jego.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Smrt in življenje sta jeziku v oblasti; in kdor ga rad rabi, bo jedel sad njegov.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Smrt i život jest v moci jazyka, a ten, kdož jej miluje, bude jísti ovoce jeho.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Smrť i život je v ruke jazyka, a ten, kto ho miluje, bude jesť jeho ovocie.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Sống chết ở nơi quyền của lưỡi; Kẻ ái mộ nó sẽ ăn bông trái của nó.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Sống_chết ở nơi quyền của lưỡi ; Kẻ ái_mộ nó sẽ ăn bông trái của nó .
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Tod und Leben steht in der Zunge Gewalt; wer sie liebt, der wird von ihrer Frucht essen.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Θανατος και ζωη ειναι εις την χειρα της γλωσσης και οι αγαπωντες αυτην θελουσι φαγει τους καρπους αυτης.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Смерть и жизнь – во власти языка, и любящие его вкусят от плодов его.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Смърт и живот има в силата на езика, И ония, които го обичат, ще ядат плодовете му.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.מות וחיים ביד לשון ואהביה יאכל פריה׃
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.الموت والحياة في يد اللسان واحباؤه ياكلون ثمره.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.生 死 在 舌 頭 的 權 下 、 喜 愛 他 的 、 必 喫 他 所 結 的 果 子
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.生死 在 舌頭 的 權下 、 喜愛 他 的 、 必喫 他 所 結 的 果子
Diyelim ki TED'de bir konuşma yapmaya davet edildiniz ve bu konuşmayı ezbere yapmak istiyorsunuz.초대되었다고 생각해 보시죠. 기억을 더듬어 연설을 하려고 하는데,
Diyelim ki TED'de bir konuşma yapmaya davet edildiniz ve bu konuşmayı ezbere yapmak istiyorsunuz.לבמה המרכזית של TED לתת הרצאה ואתם רוצים לעשות זאת על-פה
Diyelim ki TED'de bir konuşma yapmaya davet edildiniz ve bu konuşmayı ezbere yapmak istiyorsunuz.لمؤتمر TED لتقديم محادثة وتريد أن تلقيها من الذاكرة
Diyelim ki TED'de bir konuşma yapmaya davet edildiniz ve bu konuşmayı ezbere yapmak istiyorsunuz.そして記憶をたよりに話そうとします 2000年前にキケロが TEDxRomeに招かれていたら
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.A közönség tagjai közül sokan valószínűleg nem is lennének közöttünk, ha az orvosok ezt nem tennék.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.Et beaucoup de gens dans le public ne seraient probablement pas en vie si les médecins ne faisaient pas ça.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.만일 의사가 이렇게 하지 않았다면 여러분 중 대다수는 살아있지 못했을 것입니다.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.Molti di voi probabilmente non sarebbero vivi se i medici non facessero così.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.Multe persoane din audiență probabil nu ar fi în viață dacă doctorii nu ar fi făcut asta.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.Und viele Menschen in diesem Publikum wären wahrscheinlich nicht am Leben wenn Ärzte das nicht tun würden.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.Veel mensen hier in het publiek zouden waarschijnlijk niet meer leven als artsen dit niet deden.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.Wiele ludzi z widowni pewnie już by nie żyło, jeśli lekarze nie stosowaliby tej metody.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.Y mucha gente de esta audiencia pobablemente no estaría viva si los médicos no hicieran esto.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.Πολλοί στο κοινό εδώ δεν θα ήταν πιθανότατα ζωντανοί αν οι γιατροί δεν ήξεραν να το κάνουν αυτό.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.И много хора в публиката, може би, нямаше да са живи, ако докторите не правеха това.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.Многих людей в этой аудитории, вероятно, не было-бы в живых, если-бы врачи не делали этого.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.והרבה אנשים בקהל אולי לא היו בחיים אם רופאים לא עשו זאת.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.و يحتمل أن كثيرا من الناس في هذا الجمهور لم يكن ليصبحوا على قيد الحياة لو أن الأطباء لم يعملوا هذا.
Doktorlar bunu yapmamış olsaydı, şu anda bu konuşmayı dinleyen pekçok kişi hayatta olmazdı.命を落としていた人も大勢いるでしょう でもこのやり方を癌のような
Eğer bu konuşmayı geçen sene gerçekleştirseydim, şimdi yaptığımı yapamazdım; çünkü o fotoğrafları bulamazdım.그렇죠? 만약 작년에 이 강연을 했다면 방금 보여드린 것을 할 수 없었을 것입니다. 왜냐하면, 그 사진들을 찾지도 못했을테니까요.
Eğer bu konuşmayı geçen sene gerçekleştirseydim, şimdi yaptığımı yapamazdım; çünkü o fotoğrafları bulamazdım.今のをお見せすることはできませんでした 写真を探せなかったからです 司書の一団を雇い
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Als dat niet overleeft, ben ik niet degene die dit praatje houdt.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Dacă acesta nu supraviețuia, n-aș fi fost aici ținându-vă acest discurs.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.De no haber sobrevivido, yo no estaría dando esta charla.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Hvis den ikke overlever, så er jeg ikke den ting, som giver dette foredrag.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Jeśli by nie przetrwał, nie mówił bym tu przed wami.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Jos tämä ei selviä, en ole pitämässä tätä puhetta.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.만약 저 생물이 살아남지 못했다면, 저는 이 강연을 하고 있지 못할 것입니다.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Nếu nó không sống sót được, tôi sẽ không phải là thứ đứng nói chuyện ở đây.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Se non fosse sopravvissuto, non sarei qui a parlare.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Si cette chose n'avait pas survécue, je ne serais pas là pour donner cette conférence.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Wenn das nicht überlebt, bin nicht ich das Etwas was den Vortrag hält.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Εάν αυτό δεν επιβιώνει, δεν είμαι αυτό που σας μιλάει.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Ако това не оцелее, не аз щях да изнасям този разговор.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.Если это не выжило, то это не я стою здесь и говорю.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.אם זה לא שורד, אני לא הדבר שנותן את ההרצאה הזו.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.إذا لم تنجو تلك الجمجمة من التلف لن أستطيع أن أقوم بمثل هذه المحاضرة.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.つまりこいつが存続しなかったら 私たち人類は存在しないのです