konuşmayı ile cümle

konuşmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Çabuk çabuk konuşmayı unut ve otur.- Para de decir tonterías y siéntate.
Çabuk çabuk konuşmayı unut ve otur. - Uff, Hilde. Gerçekten sarhoşsun.По крайней мере, пока мы можем танцевать.
CA: Evet, Steve, her haber yayın organı patronunun gelecek yıl bir noktada bu konuşmayı duymasını isterdim.앤더슨: 네, 스티브. 모든 미디어 소유주가 지금 이 이야길 내년의
CA: Evet, Steve, her haber yayın organı patronunun gelecek yıl bir noktada bu konuşmayı duymasını isterdim.كريس آندرسون : حسناَ , ستيفن , أنا أتمني أن يسمع هذا الحديث كل مالك لقناة إخبارية
Chris Anderson: Bu konuşmayı sevdim.Chris Anderson: tento talk se mi líbil.
Chris Anderson: Bu konuşmayı sevdim.Gostei imenso desta palestra.
Chris Anderson: Bu konuşmayı sevdim. Sanırım bu salonda bulunan pek çok kişi크리스 앤더슨: 잘 들었습니다. 여기 계신 많은 청중분이
Chris Anderson: Bu konuşmayı sevdim. Sanırım bu salonda bulunan pek çok kişiכריס אנדרסון: אהבתי את ההרצאה. לדעתי רבים כאן היו אומרים
Chris Anderson: Bu konuşmayı sevdim. Sanırım bu salonda bulunan pek çok kişiكريس آندرسون : أحببت هذا الحديث . أنا أعتقد أن كثير من الناس في هذه الغرفة سيقولون
Chris Anderson: Bu konuşmayı sevdim. Sanırım bu salonda bulunan pek çok kişi感じる人も多いと思います そして それゆえに世界が
Chris Anderson: Gelin simdi siradisi bir konusmayi izleyelim bir kac hafta once cektigimiz.크리스 안델손: 자, 이제 우리가 몇 주 전에 촬영했던
Chris Anderson: Gelin simdi siradisi bir konusmayi izleyelim bir kac hafta once cektigimiz.Voyons maintenant le discours extraordinaire enregistré il y a deux semaines.
Chris Anderson: Gelin simdi siradisi bir konusmayi izleyelim bir kac hafta once cektigimiz.Zobaczmy teraz nadzwyczajne przemówienie, nagrane kilka tygodni temu.
Chris Anderson: Gelin simdi siradisi bir konusmayi izleyelim bir kac hafta once cektigimiz.Крис Андерсон: давайте зараз подивимось незвичайну промову яку ми зняли кілька тижнів тому.
Chris Anderson: Gelin simdi siradisi bir konusmayi izleyelim bir kac hafta once cektigimiz.כריס אנדרסון: נצפה עתה בנאום מעורר השתאות
Chris Anderson: Gelin simdi siradisi bir konusmayi izleyelim bir kac hafta once cektigimiz.كريس أندرسون: هيا لنرى هذا الخطاب الإستثنائي
Chris Anderson: Gelin simdi siradisi bir konusmayi izleyelim bir kac hafta once cektigimiz.素晴らしいスピーチを観ましょう
Çok teşekkürler. Hepinizle konuşmayı dört gözle bekliyorum.Espero poder conversar com todos vocês.
Çok teşekkürler. Hepinizle konuşmayı dört gözle bekliyorum.Vielen Dank, ich freue mich auf die Gespräche mit Ihnen allen!
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Also, wie hast du deine Sprache gelernt?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Bởi lẽ bạn đã học một ngôn ngữ như thế nào?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Bo jak nauczyliście się mówić?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Como é que vocês aprenderam a falar?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?저는 깊게 몰입합니다. 여러분들은 어떻게 언어를 배웠습니까?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Mert hogy tanultad a nyelvet?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Parce que, comment avez-vous appris à parler?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Pentru că altfel cum ai învăţa orice limbă?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Quindi, come avete imparato il linguaggio?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Διότι πώς μάθατε να μιλάτε;
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Например, как проговорихте език?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Потому что вспомните, как вы учили язык?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?Тому що, як ви вивчили мову?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?אבל אני בעניין של שקיעה לתוך הדברים. כי איך למדתם שפה?
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?لكنني مهتم بالخوض في التجربة.و السبب في إجابتك على: كيف تعلمت أن تتكلم؟
Çünkü konuşmayı nasıl öğrendiniz?基本を習っただけ ではないでしょう
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.Ik stelde voor aan de oom dat we Father Keene gingen opzoeken om uit te vinden hoe het adoptieproces werkte.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.저는 아이의 삼촌에게 킨 신부님을 만나보고 입양 절차가 어떻게 되는지 알아보자고 권했습니다.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.Tinha três mulheres a cuidar das crianças.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.Tôi đã đề nghị người cậu cùng đi tới đó gặp Cha Keene để hỏi thêm về thủ tục nhận con nuôi.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.Предложих на чичото да отидем при отец Кийни, за да разберем как протича процесът на осиновяване.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.אז הצעתי לדוד שנלך לשם ונפגוש את האב קין, ונברר איך ילך הליך האימוץ.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.ومن ثم فقد اقترحت على الخال أن نذهب لملاقاة الأب كين لنتعرف على الكيفية التي تتم بها عملية التبني.
Dayıya, rahip Keen'e gidip evlat edinme işlemleri hakkında konuşmayı önerdim.キーン神父に会って養子縁組の過程が どうなっているか見るように勧めました 伯父さんには こういったことは全て
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.És én ezt nagyon zavarónak tartom amikor arról beszélünk mi megy jól és rosszul a demokráciában manapság.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.Găsesc acest lucru foarte tulburător când vorbim despre ceea ce se întâmplă bine sau rău cu democraţia azi.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.Ich finde es sehr beunruhigend, wenn die Rede davon ist, was mit der Demokratie heute gut und schlecht läuft.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.Ik vind dit zeer verontrustend wanneer we praten over wat goed en fout gaat met de democratie van vandaag.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.I wcale mi się to nie podoba, zwłaszcza kiedy mowa o zaletach i wadach dzisiejszej demokracji.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.Je trouve cela très dérangeant lorsqu'on parle de bon et de mauvais en démocratie de nos jours.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.저는 요즘 민주주의에서 옳고 그름을 이야기 할 때 이를 방해하는 것들이 많다고 생각합니다.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.Tôi thấy rất nhiễu loạn khi ta nói về cái gì đúng và cái gì sai. với dân chủ ngày nay.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.Tο βρίσκω πολύ ανησυχητικό όταν μιλάμε σχετικά με τι έγινε σωστά και τι λάθος με την δημοκρατία σήμερα.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.Y esto me parece muy inquietante al hablar de lo bueno y malo de la actual democracia.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.В разговоре о правильном и неправильном в демократии в наши дни этот факт меня волнует.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.І мене це дуже хвилює, коли йде мова про те, що правильне, а що неправильне в сьогоднішній демократії.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.ואני מוצא את זה מטריד מאוד כשאנו מדברים על מה שמצליח ומה שמשתבש בדמוקרטיה בימינו.
Demokraside bugünlerde neyin doğru neyin yanlış gittiği hakkında konuşmayı oldukça rahatsız edici buluyorum.私にはこのことが 気になってたまりません 1989年に起きたことは 誰も基本的には批判しませんが
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.A morte e a vida estão no poder da língua; e aquele que a ama comerá do seu fruto.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Död och liv har tungan i sitt våld, de som gärna bruka henne få äta hennes frukt.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Død og Liv er i Tungens Vold, hvo der tøjler den, nyder dens Frugt.

İlgili Sayfalar