konuşmayı ile cümle
konuşmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom, kelebekler hakkında konuşmayı sever.Tom spricht gerne über Schmetterlinge.
Bu şeyh aslında kılık değiştirmiş bir muhabirdi ve konuşmayı kaydetti.Bei diesem Scheich handelte es sich um einen verkleideten Journalisten, der das Gespräch mitschnitt.
Ama pek konuşmayı sevmez.Er liebte es nicht, große Worte zu machen.
Kovulan Yahudilerin bu tarihten ne kadar sonra bu dili konuşmayı bıraktıkları bilinmemektedir.Es gibt keine Informationen, wann nach diesem Datum die Juden diese Sprache aufgaben.
Konuşmayı hazırlayan logograph, nadiren ortaya çıkardı.Kabarett wie er es bietet sieht man selten.
Konuşmayı yeni yeni öğreniyor.Er erlernt etwas Neues.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Das geht mir auf den Geist – es stört mich, ärgert mich, ich reagiere allergisch darauf.
Ne Fransızca ne de Almanca konuşmayı biliyorum.Je ne sais parler ni français ni allemand.
Seninle başbaşa konuşmayı tercih ederim.Je préfèrerais te parler en privé.
Benimle dalga mı geçiyorsun yoksa ne? Senin konuşmayı kesmeni ve dersi takip etmeni üç kere istedim.Tu te moques de moi ou quoi ? Ça fait trois fois que je te demande d'arrêter de parler et de suivre le cours.
Bay Jones bize ingilizce konuşmayı öğretiyor.M. Jones nous enseigne la conversation en anglais.
Ayrıca biraz Yunanca konuşmayı da bilir.Il sait aussi parler un peu de grec.
Onlara konuşmayı yasaklamıyorum.Je ne leur interdis pas de parler.
Lütfen artık konuşmayı keser misin?S'il te plaît, arrête de parler !
Kimseyle konuşmayın!Ne parlez à personne !
Benimle bu şekilde konuşmayın.Ne me parlez pas de cette façon.
Tom Mary ile konuşmayı bırakamadı.Tom ne pouvait pas s'arrêter de parler à Marie.
Seninle konuşmayı sevdim.J'ai aimé te parler.
Çocuk konuşmayı öğreniyor.L'enfant apprend à parler.
Grup içinde, konuşmayı severler, kendilerini öne çıkarırlar ve ilgi çekerler.En groupe ils aiment parler, s'affirment et attirent l'attention à soi.
Konuşmayı takdirle karşıladılar.Ils demandent à prendre la parole.
Ama pek konuşmayı sevmez.Il aime beaucoup parler.
Konuşmayı yeni yeni öğreniyor.Il en apprend simplement la nouvelle.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Je me bagarre, je tente de me rebeller, vainement, je dois le dire.
Ford, bu konuşmayı son dakikada kaydetmek zorunda olduğu için kızgındı.Malheureusement, Moulin doit écourter leur conversation à cause d'un empêchement de dernière minute.
Ailesi, o 13 yaşındayken ayrıldı, babasıyla konuşmayı bıraktı.Ses parents divorcent alors qu'elle a 13 ans et son père abandonne sa famille.
Evcil muhabbet kuşları konuşmayı öğrenebilir, yeni tür ıslıklar çalabilir ve insanlarla oyun oynayabilir.On peut leur apprendre à parler, siffler des airs, et jouer avec des humains.
Ayrıca, son kuşak gençlerin çoğu abazaca konuşmayı bilmemektedir.De plus, beaucoup de jeunes réunionnais ne savent pas ce que c'est qu'une sal'vèrt'.
Konuşmayı bırak ve dinle.Deja de hablar y escucha.
İngilizce konuşmayı tercih eder misiniz?¿Preferiría hablar en inglés?
Tom'un bu gece Mary ile konuşmayı canı istemiyor.Tom no tiene ganas de hablar con María esta noche.
Bizim bebek konuşmayı öğreniyor.Nuestro bebé está aprendiendo a hablar.
Tom Fransızca konuşmayı tercih eder.Tom prefiere hablar francés.
Tom İngilizce konuşmayı Fransızca konuşmaktan çok daha kolay buluyor.Tom encuentra mucho más fácil hablar inglés que francés.
Tom telefonda konuşmayı sever.A Tom le gusta hablar por teléfono.
Çok hızlı konuşmayın.No hable muy rápido.
Dili konuşmayı çok iyi bilmiyordum, ama anlayabiliyordum.No sabía hablar muy bien el idioma, pero se hacía entender.
Ona konuşmayı durdurmasını rica ettikten sonra o konuşmaya devam etti.Siguió hablando después de que le pidiera que parase.
İnsanlar konuşmayı sever.A la gente le gusta hablar.
Lütfen konuşmayın.Por favor, no hable.
Seninle konuşmayı seviyorum.Me encanta hablar contigo.
Böyle güzel Fransızca konuşmayı nasıl öğrendin?¿Cómo has aprendido a hablar francés tan bien?
Tom yabancılarla konuşmayı sevmez.A Tom no le gusta hablar con extraños.
Fransızca konuşmayı nerede öğrendin?¿Dónde aprendiste a hablar francés?
Fransızca konuşmayı tercih ederim.Prefiero hablar francés.
Tom'a Fransızca konuşmayı kim öğretti?¿Quién le enseñó a Tom a hablar francés?
Fransızca konuşmayı tercih eder misin?¿Prefieres hablar en francés?
Tom Fransızca konuşmayı İngilizceden çok daha kolay buluyor.A Tom le parece mucho más fácil hablar en francés que en inglés.
Keşke Tom hakkında konuşmayı durdurabilsen.Ojalá pudieras dejar de hablar de Tom.
İngilizce konuşmayı reddetti.Se negó a hablar inglés.
Siz konuşmayı sever misiniz?¿Os gusta hablar?
Ebeveynler çocuklara konuşmayı öğretir, çocuklar ebeveynlere sessiz olmayı öğretir.Los padres enseñan a los hijos a hablar, los hijos les enseñan a callar.
Tom hakkında kötü konuşmayı bırak.Deja de hablar mal de Tom.
Tom yabancılarla konuşmayı sever ama ben sevmem.A Tom le gusta hablar con extranjeros, pero a mí no.
Ama pek konuşmayı sevmez.Nunca le gustó hablar demasiado.
Fabulinus (fabulari yani "konuşmak"tan), Roma mitolojisinde çocuklara konuşmayı öğreten tanrıydı.Fabulino (en latín, Fabulinus) fue un dios de la mitología romana que enseñaba a los niños a hablar.
Grup içinde, konuşmayı severler, kendilerini öne çıkarırlar ve ilgi çekerler.Estando en grupos les gusta hablar, afirmarse a sí mismos, y atraer la atención hacia sí mismos.
Ancak Alemgir onunla konuşmayı reddeder.Gran Bretaña sigue negándose a hablar.
Dört yaşında, konuşmayı öğrendiği gibi okumayı da öğrendi, aynı anda annesi ona yazmayı da öğretti.Aprendió a hablar y a leer al mismo tiempo, enseñada por su madre.
İngilizce konuşmayı bilen birini işe alacağız.Assumeremo un uomo che sa parlare l'inglese.