konuşmalar ile cümle
konuşmalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu sırada Tosca gelir ve konuşmaları yarıda kalır (Tosca: Mario!Não tardou para a criação de uma palavra para designá-los, no caso Tosco (tuscu).
Bunu müteakip diğer konuşmalar yapılmış ve nihayette törene katılanlara şairin portreleri dağıtılmıştır.Eram vendidos, por exemplo, porta retratos com as fotos dos últimos condecorados.
Buna örnek olarak, vatan uğruna savaşırken ölmüş olan kahramanların övüldüğü konuşmaları verebiliriz.Em reverência vamos pensar em nossos camaradas que morreram.
Konuşmalar Erzurum ağzına daha yakındır.Sua essência fala através de mim.
Fransızca bilen Çağlayangil, zaman zaman konuşmalarını İngilizce yapmak da istemiştir.Com intimidade com a língua, optou por sempre fazer suas composições em inglês.
Tüm dünyada çocuk işçileriyle ilgili konuşmalar yaptı.Ook hield hij speeches over kinderarbeid over de gehele wereld.
Konuşmaları ben başlatırım.De opnames beginnen.
Meclis başkanı parlamento üyelerinin tartışmalarını ve konuşmalarını kontrol eder.De voorzitter van het Europees Parlement zit de debatten en activiteiten van het Europees Parlement voor.
Konuşmalardakı Görüntüler şimdi çok daha büyüktür.Moderne schijven zijn veel groter.
Bu sırada FBI konuşmaları dinlemektedir.Dit gesprek wordt door de FBI afgeluisterd.
Ocak 2009 tarihi itibarı ile bu konuşmalar 50 milyon kez izlenmiştir.In januari 2009 was het toenmalige aantal video's 50 miljoen maal bekeken.
İç politika ile ilgili konuşmalarının yanı sıra, dış politika ve ulusal sorunlar üzerine de konuştu.Daar voerde hij het woord over onder andere sociale zaken en buitenlandse zaken.
Fransızca bilen Çağlayangil, zaman zaman konuşmalarını İngilizce yapmak da istemiştir.Indien je voor lange termijn aan de slag wil, is kennis van het Frans vereist.
Bu durum da çocukların yetişkinlerle konuşmaları için anılarının oluşumuna yardımcı olur.Dit is de tijd dat kinderen meer leren praten.
Bundan sonraki birkaç sene boyunca Bennet ve Şah haftalık saatler süren kişisel konuşmalar yaparlar.Przez kilka następnych lat, Bennett i Shah spotykali się na cotygodniowe prywatne rozmowy trwające godzinami.
Junimea (gençlik) tarafından yayına hazırlanan Edebiyat Konuşmaları'na (Convorbiri Literare) destek verdi.Został współpracownikiem Convorbiri literare (Konwersacje literackie) edytowanej przez Junimea (Młodych).
Konuşmaları ben başlatırım.Zaczyna się rozmowa.
Toplanan kitleler Führer'in konuşmalarını dinler, ona sadakat yemini ederlerdi.Zgromadzone tłumy słuchały przemówień Führera, składały przysięgi lojalności i maszerowały przed nim.
Her iki şarkıda da şarkıcılar birbirlerine karşı benzer konuşmalar yapmaktadırlar.Obaj śpiewacy śpiewają jednocześnie słowo w słowo.
Her ikisi de farklı bir dil konuşmalarına rağmen Eyakların giyimleri Supiklerinkine çok benzerdi.Chociaż ubierali się podobnie do Scytów, różnili się od nich językiem.
Bundan sonra Şah Coombe Springs’deki talebelere de konuşmalar yapar.Później, Shah wygłosił wykład dla studentów w Coombe Springs.
Klasik, 2005 "Teoriden Pratiğe:Türk Dış Politikası Üzerine Konuşmalar".A view into the future” (Wpływ nauki na sytuację polityczną Rosji.
Ayrıca Sosyoloji Konuşmaları’nı derledi.Zorganizował także studia socjologiczne.
Uyurken bile konuşmaları dinleyebilme yeteneği vardır.Swoim stylem bycia potrafi denerwować nawet gdy śpi.
Snofru adamlarına onu güzel konuşmaları ile şenlendirecek bir kahin bulmaları emrini verir.Karzełek oświadczył Głuptaskowi, że za jego dobre serce da mu radę, która przyniesie mu szczęście.
Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır.Ich rolą jest sygnalizowanie stosunku mówiącego do wypowiadanej treści.
Bu konuşmalarda zengin ve fakir arasında hukuksal bir eşitliğin şart olması gerektiğini ileri sürer.Zwolennicy ustawy mówili o konieczności wyrównywania szans między bogatymi i ubogimi warstwami społeczeństwa.
Lideri siyasi konuşmalar, meclis veya başkalarında ittifakı temsil eder.Między innymi towarzyszy głowie państwa podczas oficjalnych spotkań, czy wystąpień.
Çeşitli dernek ve kuruluşlarda faaliyet gösterdi, konuşmalar yaptı, yazılar yazdı.Formułował rozporządzenia i dyrektywy, tworzył przemówienia i proklamacje.
Savaş günü gelince, Jacob Edward ve Bella'nın konuşmalarını duyar.Tuż przed pójściem Jake’a na bitwę dowiaduje się on o zaręczynach Belli i Edwarda.
Bunu konuşmalar, dualar, müzik ve her iki ulusun millî marşları takip etmiştir.Därefter följde tal, böner, musik och båda ländernas nationalsånger.
Bundan sonraki birkaç sene boyunca Bennet ve Şah haftalık saatler süren kişisel konuşmalar yaparlar.Under några år därefter hade Bennett och Shah varje vecka, privata samtal som varade i timmar.
Modern kozmolojinin keşfinden önce, evrenin boyutu ve şekline dair konuşmalar kayda değerdi.Före tillkomsten av modern kosmologi, fanns en betydande diskussion om universums storlek och form.
Yine Danca bilen bir kişi, Norveççe bilenden biraz daha fazla zorlanarak konuşmaları anlayabilir.Lyssnar man noga kan man höra en smula norska talas.
Konuşmalardakı Görüntüler şimdi çok daha büyüktür.Efterspelet blir än mer spektakulärt.
Filmin tamamındaki konuşmaları baştan sona ezberden tekrarlayabilirdi.Det kunde vara en reklamtext alltihop, från början till slut.
Müdür arabaya bindiğinde ses kayıt cihazındaki konuşmaları merak eder ve dinlemeye başlar.Då han sätter sig i bilen startar han bandspelaren och lyssnar ett ögonblick.
Bundan sonra Şah Coombe Springs’deki talebelere de konuşmalar yapar.Senare höll Shah också föredrag för studenterna vid Coombe Springs.
Her iki taraf da birbirinin konuşmalarını anlayabilmektedir.Dessutom ska olika sidor få komma till tals.
İnsan konuşmalarını anlayabilir.Lyssna så att andra talar.
Yapılan konuşmalarda Köyün sönmekte olduğu, çare olarak yardım edilmesi gerektiği anlatıldı.Skildringen avslutas med att berätta om hur byn utplånades.
Meclisteki sivri dilli konuşmalarıyla sık sık gündeme geldi.Moro utmärker sig ofta genom sina mycket snabba bestigningar.
Galileo "İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar" adlı eserini yayımladı.Galileo Galilei ger ut Dialog om de två världssystemen.
Bunun bir sonucu olarak hem Fransa'da, hem de yurtdışında konuşmalar vermeye başladı.Detta ledde till fler uppdrag både i Frankrike och utomlands.
Bu tür hastaların konuşmaları anlaşılmayacak derecede karmaşıktır.Filosofernas funktion blir därmed mera oklar.
Bundan sonraki birkaç sene boyunca Bennet ve Şah haftalık saatler süren kişisel konuşmalar yaparlar.Протягом наступних декількох років Шах і Беннетт мали щотижневі приватні розмови.
İnsan konuşmalarını anlayabilir.Душа уміє говорити.
Konuşmaları ben başlatırım.Розпочинаються переговори.
Her birinde diğerlerinde olmayan konuşmalar ve hatta sahneler bulunur.У кожному з них є рядки й навіть цілі сцени, яких немає у інших.
Baba kız konuşmaları çok etkileyiciydi.Батьки дівчини були вражені вчинком.
Kendisinin davranış ve konuşmaları anlaşılamıyordu.Їм бракувало сміливості, щоб говорити.
Bundan sonra Şah Coombe Springs’deki talebelere de konuşmalar yapar.Пізніше, Шах також розмовляв зі студентами у Кумб Спрингс.
Telsiz konuşmalarında Amerikan Hava Kuvvetleri Mig 25 olarak tanımlar.У часі війни — радіотелефоніст, 25-а окрема повітрянодесантна бригада.
İkinci karşılıklı konuşmalar Mayıs 1056'de yapıldı.Перший політ зробив у грудні 1956 року.
İnsan konuşmalarını anlayabilir.Je překvapen, že muž dokáže mluvit.
Konuşmaları ben başlatırım.Začalo vyjednávání.
Bu buluşmalardaki konuşmalar sonucunda, grup, bir dergi çıkartmaya karar verdi.Autor v ní vysvětluje, proč se rozhodl sbírku vytvořit.
Ayrıca Sosyoloji Konuşmaları’nı derledi.Věnoval se rovněž sociologickým studiím.
Tüm dünyada çocuk işçileriyle ilgili konuşmalar yaptı.Představoval v krátkých portrétech život dětí po celém světě.
Bunu oditoryum konuşmalarında sık sık dile getirmiştir.Ve svých promluvách to nespočetněkrát zmínil.
İlgili Sayfalar