konuşmalar ile cümle
konuşmalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Annelerimiz hakkında konuşmalarına göz mü yumalım?Le kakšna vojna je to?
Annelerimiz hakkında konuşmalarına göz mü yumalım?To si necháme líbit narážky na naše matky?
Annelerimiz hakkında konuşmalarına göz mü yumalım?Πρέπει να τους αφήνουμε να μιλανε για τις μητέρες μας?
Annelerimiz hakkında konuşmalarına göz mü yumalım?Трябваше ли да споменавам майките?
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.Denne retorik er, måske mere end noget andet sted, blevet til virkelighed i Europa.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.En Europe, plus peut-être que partout ailleurs, cette rhétorique est devenue réalité.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.Euroopassa tällaisesta puheesta on ehkä enemmän kuin missään muualla edetty käytännön toimiin.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.Európában, talán még inkább mint máshol, ez a retorika valósággá vált.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.I Europa, kanske mer än någon annanstans, har denna retorik omsatts i handling.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.In Europa, forse più che altrove, questo discorso è stato messo in pratica.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.In Europa hat diese Rhetorik – vielleicht mehr, als irgendwo anders auf der Welt – reale Erfolge gezeitigt.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.In Europa is deze retoriek, wellicht meer dan elders, werkelijkheid geworden.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.În Europa, poate mai mult decât în alte p≤r†i, aceast≤ retoric≤ a devenit realitate.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.Na Europa, talvez mais do que em qualquer outra parte, esta retórica tornou-se realidade.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.To se v Evropě, možná více než kde jinde, podařilo.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.V Európe, viac ako kdekoľvek inde, sa to stalo skutočnosťou.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.V Evropi so morda bolj kot kjerkoli drugje te besede postale resničnost.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.W Europie — być może bardziej niż gdzie indziej — retoryka ta stała się rzeczywistością.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.Στην Ευρώpiη, piερισσότερο ίσως αpiό οpiουδήpiοτε αλλού, η εν λόγω ρητορική έχει γίνει piραγµατικότητα.
Avrupa’da, belki de başka hiçbir yerde olmadığı kadar, bu konuşmalar gerçek olmuştur.В Европа, вероятно повече от навсякъде другаде, тази реторика се превърна в действителност.
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.Endelig kom og se mig live, jeg holder snart flere foredrag, tjek hjemmesiden for detaljer
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.Infine, venitemi a vedere dal vivo.
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.마지막으로, 제 라이브 영상을 보러 오세요. 연설 계획이 잡혀 있으며, 자세한 사항은 사이트에 있습니다.
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.Por último, venha me ver ao vivo, eu tenho dado palestras. Veja o website para os detalhes.
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.Pour terminer, venez me voir sur scène, les dates sont disponibles en détail sur le site.
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.Veniţi să mă vedeţi. Vedeţi pe site unde vorbesc.
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.Wreszcie, wybierz się na któreś z moich publicznych wystąpień - szczegóły na stronie.
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.Zum Schluss: besuchen Sie mich. Live-Vorträge sind geplant. Schauen Sie auf der Website für nähere Infos.
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.Τέλος, ελάτε να με δείτε ζωντανά. Υπάρχουν επερχόμενες ομιλίες, ελέγξετε την ιστοσελίδα για λεπτομέρειες.
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.Можете също така да ме гледате на живо. Ще изнеса няколко лекции - вижте сайта за подробности,
Ayrıca canlı showlar ve konuşmalar hakkında bilgi almak için websitesini ziyaret edebilirsiniz.最後になりましたが講演会もやってます。詳細はホームページに載っているのでよければ見に来てください もし講演を依頼されたい場合は
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.Auch Stimmen - ich kann Reden in Farbe übertragen.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.E também vozes, consigo transformar discursos em cor.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.Głosy też umiem namalować.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.Ik kan ook toespraken in kleur omzetten.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.음악 말고 사람의 목소리나 연설도 색으로 표현할 수 있습니다.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum. Örneğin bunlar çok ünlü iki konuşma.A beszédhangokra ugyanez vonatkozik, színekké konvertálom őket, itt van például két közismert beszéd.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum. Örneğin bunlar çok ünlü iki konuşma.A také hlasy, dokážu přeměnit řeč na barvu, například, toto jsou dva velice známé projevy.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum. Örneğin bunlar çok ünlü iki konuşma.A takisto hlasy, ako aj prejavy dokážem transformovať do farieb, napríklad toto sú dva veľmi známe prejavy.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum. Örneğin bunlar çok ünlü iki konuşma.De asemenea, pot transforma discursurile în culori, de exemplu acestea sunt două discursuri foarte cunoscute.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum. Örneğin bunlar çok ünlü iki konuşma.E poi le voci, posso trasformare i discorsi in colore, per esempio, questi sono due discorsi molto famosi.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum. Örneğin bunlar çok ünlü iki konuşma.Y luego las voces, puedo transformar los discursos en color, por ejemplo, estos son dos discursos famosos.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum. Örneğin bunlar çok ünlü iki konuşma.Όσο για τις φωνές, μπορώ να μετατρέψω ομιλίες σε χρώμα, για παράδειγμα εδώ έχουμε δυο πασίγνωστες ομιλίες.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum. Örneğin bunlar çok ünlü iki konuşma.И гласовете могат да се трансформират в цвят, например това са две известни речи.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.Те саме з голосами, я можу перетворити їх у кольори.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.То же происходит с голосами. Я могу переводить речь в цвета.
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.כך, גם קולות, אני יכול להפוך נאומים לצבע,
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.وهكذا، الأصوات أيضاً، أستطيع تحويل الحديث إلى ألوان،
Ayrıca konuşmaları da renge çevirebiliyorum.例えば この2つは非常に有名な 演説を絵にしたものです
Bak. Konuşmalarına dikkat et.Coi chừng cái mồm của mày đấy.
Bak. Konuşmalarına dikkat et.Dengarkan. jaga mulut kamu.
Bak. Konuşmalarına dikkat et.Dengarkan. jaga mulut kamu.
Bak. Konuşmalarına dikkat et.إسمعي راقبي فمّك
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.A béketárgyalások egyre tovább húzódtak.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.De vredesbesprekingen sleepten zich eindeloos voort.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Die Verhandlungen zogen sich endlos dahin.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.I colloqui di pace andarono avanti per molto.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.그 평화회담은 질질 끌어지기만했죠.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Las negociaciones se alargaron más y más.
Barış konuşmaları ağırca devam etti ve etti.Les discussions de paix durèrent et durèrent.
İlgili Sayfalar