Anadillerini unutan Sirenik Yupikleri bugün Sibirya Yupikçesinin Ungazik şivesiyle konuşmaktadır.Kylässä asuvat jupikit puhuvat nykyisin siperianjupikkia.
Uyandıklarında 80'i de farklı dil konuşmaktadırlar.Kieltä sujuvasti puhuvat ovat yli 80-vuotiaita.
Onun için başta konuşmak istemediler, sustular.Alussa en ajatellut että äänet olisivat tarpeellisia.
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.Ilmiöstä käytetään myös nimeä viimaindeksi (engl.
Bağırarak ve izinsiz konuşmak çok ayıp sayılırdı.Sävellykset ja sanoitukset Kauko Röyhkä.
Mary ayrılmadan önce Tom onunla konuşmak istedi.Ennen lähtöään Tom halusi puhua Maryn kanssa.
Tom Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom näyttää puhuvan Maryn kanssa todella mielellään.
O, herkesin önünde konuşmaktan nefret eder.Hän inhoaa puhua julkisesti.
Onların hepsiyle konuşmak istiyorum.Haluan puhua heidän kaikkien kanssa.
Örneğin Estonya'nın % 67,8'i Rusça konuşmaktadır.Συνολικά, το 67.8% του πληθυσμού της Εσθονίας μπορεί να μιλήσει ρωσικά.
Hitler ise Belçika'nın bağımsızlığının hakkında konuşmak ya da bu konuda bir açıklama yapmayı reddetti.Ο Χίτλερ όμως αρνήθηκε να μιλήσει για την ανεξαρτησία του Βελγίου.
Finlandiya'da yaklaşık 5 bin kişi Karelyaca konuşmaktadır.Στη Φινλανδία περίπου 5000 άνθρωποι μιλούν την Καρελική γλώσσα. alue
Onun için başta konuşmak istemediler, sustular.Δεν ήθελα να τον υποδυθώ αρχικά ως κακόβουλο.
Yeni nesil daha çok Türkçe konuşmaktadırlar.Οι πλέον ηλικιωμένοι μιλούν την τουρκική γλώσσα.
Konuşmak, şarkı söylemek içeriğiyle bağlantılıdır.Δεν έχω ξεκαθαρίσει καλά στο τι αφορά το να τραγουδάς.
Nüfusun geri kalanı İngilizce konuşmaktadır.Πολλοί κάτοικοι ομιλούν τα αγγλικά ως τρίτη γλώσσα.
Konuşmak kesinlikle yasaktır.Ο νόμος το απαγορεύει κατηγορηματικά.
Türkiye'de Gürcülerin çoğunluğu, Gürcüce'nin başlıca diyalektlerinden Acara diyalektini konuşmaktadır.Πολλές από τις τεχνικές που αναφέρονται εδώ θα χρειαστούν επεκτάσεις στην γλώσσα οντολογίας του ιστού.
Dünyada yaklaşık 24 milyon insan resmi dil olarak Felemenkçe konuşmaktadır.Σχεδόν τα μισά κράτη του παγκόσμιου χάρτη διαθέτουν επίσημη γλώσσα.
Ancak, daha gerçekçi konuşmak gerekirse, dünyanın emisyon değeri 0.96 olarak bilinir.O φασματικός τύπος του είναι άγνωστος, ενώ το γεωμετρικό άλβεδό του είναι 0,0496.
Şu anda bu konuda konuşmak istemiyorum.Δεν θέλω να μιλήσω γι' αυτό το θέμα κατά τη στιγμή.
Benim konuştuğumdan beri Tom'la konuşmaktasın, değil mi?Έχεις μιλήσει με τον Θωμά από τότε που έχω μιλήσει, έτσι δεν είναι;
Bayan Martinez bizimle konuşmak istiyor.Η κα Μαρτίνεζ θέλει να μιλήσει με εμάς.
Geri kalan kesimler ise değişik dilleri konuşmaktadır.I udtale adskiller sprogene sig dog markant (se nedenfor).
Polis Jack'e Kate'le tek başına konuşmak istediğini söyler.Han fortæller Jack at han vil snakke med Kate alene.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Kvinder er i overtal, når der tales om piskesmæld.
Bunun hakkında konuşmak bile imkansız.Det er ganske umuligt for mig at sige noget derom.
Bu konuyla ilgili konuşmak istemiyorum.Jeg vil hellere ikke tale om det.
Ada halkı Fransızcanın yanı sıra Wallis ya da Futuna dillerini konuşmaktadır.Ved siden af fransk tales der især Ewe eller Mina.
Nüfusun geri kalanı İngilizce konuşmaktadır.De fleste i området kan også tale engelsk.
Dili ortalama 6 milyon insan konuşmaktadır. ^I alt er der omkring 6 millioner mennesker der taler sproget.
Yaşlı nesil, hâlâ Arapça konuşmaktadır.Arabere taler arabisk.
Tibet-Birman ailesinden Akha dilini konuşmaktadırlar.Deres sprog tilhører de tibetoburmanske sprog.
Yatak odasında Michael, Laurie ile konuşmakta olan Lynda'yı telefon kordonuyla boğar.I soveværelset kvæler han Lynda med en telefonledning, idet hun er ved at ringe til Laurie.
Çok az bir nüfus ise Farsça konuşmaktadır.En del af indbyggere taler halligfrisisk.
Tom bununla ilgili daha fazla konuşmak istemiyor.Tom ønsker ikke at tale om det mere.
Polis Jack'e Kate'le tek başına konuşmak istediğini söyler.Han forteller Jack at han ønsker å snakke med Kate alene.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Før en gjest begynner å snakke venter vedkommende høflig på at den nåværende taleren skal avslutte.
Tibet-Birman ailesinden Akha dilini konuşmaktadırlar.Noen snakker tibetansk-burmesiske språk.
Nüfusun %63,4'ü Rusça konuşurken, %36'sı Ukraynaca konuşmaktadır.63,4% av byens befolkning snakker russisk og 36,0% av innbyggerne snakker ukrainsk.
Bunun hakkında konuşmak bile imkansız.Det er umulig å si noe om akkurat nå.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.De to opptrådte sammen på ulike arrangement for døve.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Dermed får begivenhetene tale for seg.
2000 verilerine göre Louisiana da 194.000 insan evlerinde Fransızca konuşmaktadır.Ved folketellingen i 2000 kom det fram at rundt 194 000 innbyggere i Louisiana har fransk som hovedspråk.
Bu konu hakkında daha fazla konuşmak istemez.Dette betyr ikke noe for saken videre.
Scooby Gang alt katta olanlar hakkında konuşmaktadırlar.Har du hørt om sebraene som gikk over streken?
Günümüzde Uteler sadece İngilizce konuşmaktadırlar.Bare alminnelige engelskmenn fortsatte å snakke engelsk.
Timbuktu'da halkın çoğunluğu bu dili konuşmaktadır.Mange i Mumbai snakker flere språk.
Sarah konuşmak istememektedir.Sarah tidak mau.
Short şöyle konuşmaktadır: "Aptal unvanlardan vazgeçin."Short berkata: "Hapuskan saja gelar yang bodoh itu."
Halen kendi dillerini konuşmaktadırlar.Mereka membuat bahasa mereka sendiri.
Bu yüzden çok nadir konuşmaktadır.Dia jarang berbicara dengan jelas.
Fakat Giles hâlâ Fransızca konuşmaktadır.Kedua Roosevelt berbicara bahasa Prancis.
Tibet-Birman ailesinden Akha dilini konuşmaktadırlar.Nu berbicara dalam dalam keluarga bahasa Tibet-Burma.
Daha fazla konuşmak istemiyorum.Tidak ada yang perlu diucapkan lagi.
Fakat bence, albüm hakkında konuşmak benim için çok değerli.Aku pikir terlalu berharga untukku untuk membicarakan tentang album."
Bu konuyla ilgili konuşmak istemiyorum.Pada bagian ini tak hendak membahas masalah itu.
Nüfusun geri kalanı İngilizce konuşmaktadır.Hampir semua warga bisa berbahasa Inggris.
Konuşmak kesinlikle yasaktır.Hal itu sangatlah terlarang.
Düşünmek yasak, tahmin etmek, konuşmak, yazmak yasak, hepsi yasak!Kalau berpikir, berbicara, menulis, dan tanda tangan, jangan terkejut.