Ana içeriğe geç
Sözlük

konuşmak ile cümle

konuşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bir kez daha Almanca konuşmak için yeterince sarhoş musun?Are you drunk enough to speak German once again?
Sevdiği genç onunla konuşmak için geldiğinde, o telaşlandı.She got all flustered when the boy she likes came over to talk to her.
Onlarla konuşmaktan zevk almaya başladı.He began to enjoy talking to them.
Hiç kimse bu konu hakkında konuşmak istemedi.No one wanted to talk about it.
Onlarla yüz yüze konuşmak istedim.I wanted to talk to them face to face.
Onunla konuşmak için arkadaşları birer birer geldi.One by one, friends came up to speak to him.
Baş hemşire ile konuşmak istiyorum.I would like to speak to the head nurse.
Halk içinde konuşmaktan korkmayın.Don't be afraid of public speaking.
Konuşmaktan hoşlanır mısın?Do you enjoy talking?
Bunun hakkında sizinle konuşmak istedim.I wanted to speak with you about this.
Bunun hakkında seninle konuşmak istedim.I wanted to speak with you about this.
Kapıda seninle konuşmak isteyen bir adam var.There's a man at the door who wants to talk to you.
Sessiz kalmak amaçsız konuşmaktan daha iyidir.It is better to remain silent, than to talk without purpose.
Kocasının ölümü hakkında konuşmak için cesareti yoktu.She didn't have the courage to talk about her husband's death.
Hiçbir şey söylemeden uzun bir süre konuşmak mümkündür.It is possible to talk for a long time without saying anything.
Neden onunla konuşmak istediğini sorabilir miyim?May I inquire why you wish to speak to him?
Ben seninle konuşmak istemiyorum.I don't want to talk to you.
Seninle konuşmak istemiyorum.I don't want to talk to you.
Sadece seninle biraz konuşmak istiyorum.I just want to talk with you a little while.
Bu konuda sizinle konuşmaktan usandım.I'm tired of talking to you about this.
Kimse olay hakkında konuşmak istemedi.Nobody wanted to talk about the incident.
Bir avukatla konuşmak ister misin?Would you like to talk to a lawyer?
Yönetici ile konuşmak ister misin?Would you like to talk to the manager?
İngilizce konuşmak kolay değildir ama ilginçtir.Speaking English isn't easy, but interesting.
Eliana ile konuşmak bir duvarla konuşmak gibi.Talking to Eliana is like talking to a wall.
Tom'un konuşmak için birine ihtiyacı var.Tom needs someone to talk to.
Tom'la konuşmak kolaydır.Tom is easy to talk to.
Tom İngilizce konuşmayı Fransızca konuşmaktan çok daha kolay buluyor.Tom finds it much easier to speak English than French.
Tom o konu hakkında konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to talk about it.
Tom kimseyle konuşmak istemiyordu.Tom didn't want to speak to anyone.
Tom herkesin önünde konuşmak zorunda olduğunda sinirlenir.Tom becomes nervous whenever he has to speak in public.
Tom Mary ile konuşmak için oraya gitti.Tom went there to talk to Mary.
Tom Mary ile yüz yüze konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary face to face.
Tom onun hakkında Mary ile konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary about it.
Tom Mary ile konuşmak için durdu.Tom stopped to talk to Mary.
Tom Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor, değil mi?Tom really enjoys talking with Mary, doesn't he?
Tom Mary ile asla konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to talk to Mary ever again.
Ben Tom. Mary ile konuşmak istiyorum.This is Tom speaking. I'd like to speak to Mary.
Tom Mary'yi John'la konuşmaktan vazgeçirmeye çalıştı.Tom tried to stop Mary from talking to John.
Artık seninle konuşmak için zamanım yok.I don't have time to talk with you anymore.
Benimle ne hakkında konuşmak istiyordun?What did you want to talk to me about?
Benimle konuşmak istemediği açık.It's clear that he doesn't want to talk to me.
Üzgünüm dün seninle konuşmak için bir şans yakalamadım.I'm sorry I didn't get a chance to talk with you yesterday.
Gerçekten benimle konuşmak istiyorsan, şimdi ya da asla.If you really want to speak to me, it's now or never.
Mary ayrılmadan önce Tom onunla konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary before she left.
Tom, bir şey hakkında Mary ile konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary about something.
Tom Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy talking with Mary.
Tom herhangi birini görmek ya da konuşmak istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to see or speak to anyone.
Tom asla onun hakkında konuşmak istemedi.Tom never wanted to talk about it.
Tom konuşmak için Mary'yi eğlenceli buldu.Tom found Mary fun to talk to.
Tom Mary ile konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to talk to Mary.
Tom, özel hayatı hakkında konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to talk about his private life.
Tom'un şimdi seninle konuşmak için zamanı yok.Tom doesn't have time to talk to you now.
Tom'un şu anda birisiyle konuşmak için vakti yok.Tom doesn't have time right now to talk to anyone.
Tom bana onunla konuşmak için bir fırsat vermedi.Tom didn't give me a chance to talk to him.
Tom'un canı konuşmak istemiyordu.Tom didn't feel like talking.
Tom kesinlikle Mary ile konuşmaktan hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom certainly seems to enjoy talking with Mary.
Yüksek sesle konuşmak zorunda değilsin. Seni çok net şekilde duyabiliyorum.You don't have to speak so loudly. I can hear you very clearly.
Muhabirler, belediye başkanının neden onlarla konuşmak istemediğini bilmek istediler.The reporters demanded to know why the mayor wouldn't talk to them.
Ben onun hakkında konuşmak istemiyorum.I don't want to talk about it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod