Ana içeriğe geç
Sözlük

konuşmak ile cümle

konuşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O bana telefon etmeye devam ediyor ve ben gerçekten onunla konuşmak istemiyorum.He keeps on phoning me, and I really don't want to talk to him.
O bir yabancı ile konuşmak için cesaretini topladı.He mustered up his courage to talk to a foreigner.
Onunla konuşmak kolaydır.He is easy to talk to.
O konuşmak üzereydi.He was about to speak.
O onlarla konuşmak için durdu.He stopped to talk to them.
Onlar karşılıklı ilgi alanları konusunda sizinle konuşmak istiyorlar.They want to talk to you about areas of mutual interest.
Okulumuz hakkında konuşmak zorunda değillerdi.They didn't have to speak about our school.
Konuşmak için durdular.They stopped to talk.
Ben onunla konuşmaktan bıktım.I am fed up with talking to her.
Büyük bir dinleyici kitlesi önünde konuşmak zorunda kaldı.She had to speak before a large audience.
O, biriyle konuşmak istemiyordu.She didn't want to speak to anyone.
O benimle konuşmak için rastladı.She came across to speak to me.
Kendi kendine konuşmaktansa başkalarını dinlemeyi tercih eder.She would rather listen to others than talk herself.
O, herkesin önünde konuşmaktan nefret eder.She hates speaking in public.
O topluluk önünde konuşmaktan nefret eder.She detests speaking in public.
Onun konuşmak için birine ihtiyacı var.She needs someone to talk to.
O, onunla konuşmaktan hoşlandı.She enjoyed talking with him.
Yarın öğleden sonra tekrar gel, seninle konuşmak için daha fazla zamanım olacak.Come again tomorrow afternoon, when I will have more time to talk with you.
Açık konuşmak gerekirse, onun görüşü benimkinden biraz farklı.Strictly speaking, his view differs a little from mine.
Benim birçok arkadaşlarla konuşmak için bol bol vaktim vardı.I had plenty of time to talk to many friends.
O, arkadaşları ile konuşmaktan zevk aldı.He took delight in talking with friends.
Açık konuşmak gerekirse, neden gitmek istediğini anlamak zor.Frankly speaking, it's difficult to understand why you want to go.
Açıkça konuşmak gerekirse, senin düşünce biçimin demode.Frankly speaking, your way of thinking is out of date.
Açık konuşmak gerekirse, bu roman çok ilginç değil.Frankly speaking, this novel isn't very interesting.
Açık konuşmak gerekirse, onun yeni romanı çok ilginç değil.Frankly speaking, his new novel is not very interesting.
Dürüstçe konuşmak gerekirse, seninle gitmek istemiyorum.Frankly speaking, I don't want to go with you.
Açıkça konuşmak gerekirse, bu sana yakışmıyor.Frankly speaking, it doesn't suit you.
Açıkça konuşmak gerekirse, o çok fazla umurumda değil.Frankly speaking, I don't care for her very much.
İngilizceyi akıcı şekilde konuşmak istiyorum.I would like to speak English fluently.
Benimle konuşmak istiyorsan, lütfen beni ara.If you want to speak to me, please call me up.
Seninle bir şey hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk to you about something.
Konuşmak için birine ihtiyacım var.I need someone to talk with.
Biz konuşmaktan hoşlanıyoruz.We enjoy talking.
Benim için Japonca konuşmak cidden kolay.It's really easy for me to speak Japanese.
Aşkım hakkında konuşmak istiyorum.I want to speak about my love.
Onun sert görünümü onu konuşmaktan vazgeçirdi.Her stern look got him to quit talking.
İngilizce konuşmak eğlencelidir.Speaking in English is fun.
İngilizce konuşmak eğlenceli.It's fun to speak in English.
İngilizceyi iyi konuşmak zordur.It's difficult to speak English well.
İngilizce konuşmak kolay değil ama eğlencelidir.Speaking English isn't easy, but it's fun.
Keşke seninle kalmak ve konuşmak için zamanım olsa.I wish I had the time to stay and talk with you.
Ben yönetici ile konuşmak istiyorum.I should like to speak to the manager.
Biliyorsun, geçen gün sokakta onunla karşılaştık, biz konuşmak için durduk.You know, I came across him in the street the other day, we stopped to chat.
Yabancı bir dili iyi konuşmak zaman alır.It takes time to speak a foreign language well.
Bir konser sırasında konuşmak kabalıktır.Talking during a concert is rude.
Konser sırasında konuşmak kabalıktır.It's rude to talk during a concert.
Bir konser sırasında konuşmak terbiyesizliktir.It's bad manners to talk during a concert.
Bay Sato'yla konuşmak istiyorum lütfen.I want to speak to Mr Sato please.
Kamuda konuşmak beni geriyor.Speaking in public makes me nervous.
Almanca konuşmak istiyorum.I want to speak German.
Merhaba. Bayan Johnson'la konuşmak mümkün mü lütfen?Hello. Is it possible to speak with Mrs Johnson please?
Çin'e gidersem, bu mümkün olduğu kadar çok Çince konuşmak amacıyla olurdu.If I go to China, it would be for the purpose of speaking Chinese as much as possible.
Aynı anda telefonda konuşmak ve araç kullanmak tehlikelidir.It's dangerous to talk on the phone and drive at the same time.
"Biriyle" ve "birine" konuşmak arasında önemli bir fark vardır.There's an important difference between talking "with" someone and talking "to" them.
Onun hakkında konuşmak için uygun bir zaman değil, değil mi?It's not a convenient time to speak about that, is it?
Hava hakkında konuşmak istemiyorum.I don't want to talk about the weather.
Bill ve John konuşmak için ayda bir kez bir araya gelmekten hoşlanıyorlar.Bill and John like to get together once a month to talk.
Onunla konuşmak hoştu.It was nice to speak with her.
Ne hakkında konuşmak istiyorsun?What do you want to talk about?
Seninle Fransızca konuşmaktan vazgeçeceğim.I'll stop speaking to you in French.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod