konuşma ile cümle
konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Benim için, onunla konuşmaktan daha eğlenceli bir şey yok.For me, there is nothing more fun to do than to talk with him.
Benim için onunla konuşmaktan daha eğlenceli yapacak bir şey yok.There's nothing more fun for me to do than to talk with him.
O dinlemeyecektir. Onunla konuşmak tuğla bir duvarla konuşmak gibidir.He just won't listen. Talking to him is like talking to a brick wall.
O araba kullanırken onunla konuşma.Don't talk to him while he's driving.
O köpekle konuşmaya başladı.He started talking to the dog.
Lütfen sürüş esnasında sürücüyle konuşmayın.Please do not talk to the driver while he's driving.
Daha kibar konuşmalıydın.You should have spoken more politely.
Gerçekten yüksek sesle konuşmalısın, yoksa o bizi anlamayacak.You have to talk really loud, otherwise he won't understand us.
O, hiç kimseyle konuşmayan bir adamdır.He's a man who doesn't speak with anybody.
O, aniden konuşmayı kesti.He suddenly stopped talking.
Konuşmama izin verirsen, her şeyi açıklayabilirim.If you allow me to speak, I'll be able to explain everything.
Manila ve Filipinler'in büyük kentleri dışında, insanlar fazla İngilizce konuşmazlar.Outside Manila and the big cities of the Philippines, people don't speak much English.
Bazı dillerde konuşma, dua etme gibidir.Speaking in some languages sounds like praying.
Onların konuşması Fransızca olduğu için bir kelime anlamadım.Since their conversation was in French, I couldn't understand a word.
Ya Çince konuşalım ya da hiç konuşmayalım.Let’s either speak Chinese, or not speak at all.
Bay Kaifu herkesin içinde konuşmalar yapmaya alışkındır.Mr. Kaifu is used to making speeches in public.
Bu harika bir konuşma başlatıcısı.It's a great conversation starter.
Dün uykundaki konuşmanı duydum.Yesterday I heard you talking in your sleep.
Gerçek demokrasi ücretsiz konuşma sağlar.A true democracy allows free speech.
O konu hakkında konuşmayın.Don't talk about that.
İngilizce konuşmak gerçekten o kadar zor mu?Is it really that hard to speak English?
Bunu bir kulüpte konuşmamamız gerekir.We shouldn't discuss this in a club.
Ya konuşmayı kes ya da duymaya değer bir şey söyle.Either stop talking or say something worth hearing.
Yabancılarla asla konuşma.Never talk to strangers.
Kızın akıcı biçimde dört dil konuşma yeteneği beni etkiledi.The girl's ability to speak four languages fluently impressed me.
Konuşma ucuz.Talk is cheap.
Konuşmamız gerek.We need to talk.
Ben asla konuşmaktan yorulmam.I never get tired of talking.
Konuşmak istiyoruz.We like to talk.
Onunla o şekilde konuşmayın.Don't speak to her like that.
Ben avukatımla konuşmak istiyorum.I'd like to speak with my lawyer.
Biz konuşma şartlarındayız.We're on speaking terms.
Seninle konuşmam gerek.I need to talk with you.
Sanırım biraz konuşmamızın zamanı geldi de geçti bile.I think it's time we had a little talk.
Tom'la konuşmaya ihtiyacım var.I need to talk with Tom.
Seninle konuşmam lâzım.I need to talk to you.
Hakkında konuşmak istediğim bazı şeyler var.There are some things I want to talk about.
Konuşmaya devam ettik.We continued chatting.
Bir daha asla onun hakkında konuşmayalım.Let us never speak of it again.
Tom Mary ile konuşmak istiyordu.Tom wanted to talk with Mary.
Kimle konuşmak istersiniz?Who would you like to speak with?
Hakkında konuşmak istediğim çok şeyler var.There are lots of things I want to talk about.
Onun hakkında konuşmak ister misin?Do you want to talk about it?
Kazakça konuşmam.I don't speak Kazakh.
Onunla konuşmak zor.It's difficult to speak with him.
Konuşmakta ısrar etti.He insisted on speaking.
En samimi talebime rağmen, benimle konuşmayı reddettiler.They refused to talk to me in spite of my earnest request.
Türkçe konuşmam.I don't speak Turkish.
Konuşmaya başladım.I began to speak.
Bir insanın konuşmaya ihtiyacı var.Somebody has to talk.
Kediler konuşmayı öğrenemez.Cats can't learn to speak.
Konuşmak için ayağa kalkmalısınız.You should stand up to speak.
Bir daha asla ders sırasında konuşmayacağım.I'll never talk during class again.
O sözünü kestiğinde o neredeyse konuşmayı bitirmişti.She had scarcely finished speaking when he cut in.
Senin Tom'la konuşman gerek.You need to talk to Tom.
Kızınla konuşmak istiyorum.I wish to talk to your daughter.
Egzersiz hakkında konuşmayı bitirdik.We have finished talking about the exercise.
Dürüst konuşmak gerekirse bunun bir eser hırsızlığı olduğuna inanmıyorum.Honestly, I don't believe it is a matter of plagiarism.
Seninle konuşmak istedim.I wanted to talk with you.
Sizinle konuşmak istedim.I wanted to talk with you.