konuşma ile cümle
konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Hata yapmaktan korktuğu için konuşmak istemiyor.She doesn't want to speak, being afraid of making mistakes.
Tom çok fazla konuşmamalıdır.Tom shouldn't talk so much.
Tom daha az konuşmalı.Tom should talk less.
Tom sizinle konuşmalı.Tom needs to talk to you.
Tom'un Mary ile konuşması gerekiyor.Tom needs to speak to Mary.
Tom telefonda konuşmayı sever.Tom likes to talk on the phone.
Tom neredeyse kimseyle konuşmaz.Tom hardly ever talks to anyone.
Bu kadar konuşma yeter!Enough of all this talking!
O, İngilizce konuşmakta sınıf arkadaşlarının herhangi birinden daha iyidir.She is better at speaking English than any of her classmates.
Tom yıllarca Fransızca konuşmadı.Tom hasn't spoken French in years.
Yemek sırasında, ağzın dolu konuşma.At dinner time, don't speak with your mouth full.
Yemek yerken ağzında yemekle konuşma.When eating, don't speak with food in your mouth.
Lütfen konuşmayı keser misin?Would you please stop talking?
Seninle daha sonra Türkiye hakkında konuşmalıyım.I must speak to you later about Turkey.
Yemek sırasında konuşmak iyi bir davranış değildir.It's not good manners speaking during the meal.
Hmm! Şimdi bu konuda konuşmak istemiyorum.Humph! I don't want to speak about this now.
Ne ilham verici bir konuşmacı!What an inspiring speaker!
O, muhtemelen konuşma yarışmasını kazanacaktır.He will probably win the speech contest.
Dışarı çık! Seninle konuşmak istemiyorum!Get out! I don't want to talk to you!
Koç oyun başlamadan önce takımına moral verici bir konuşma yaptı.The coach gave his team a pep talk before the game started.
O, çalışırken onunla konuşma.Don't talk to him while he's studying.
Almanya'da hiç kimse böyle konuşmaz.Nobody speaks like this in Germany.
Tom özel hayatı hakkında konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to speak about his private life.
Dini meseleler hakkında konuşmak hassas bir mevzudur.Speaking of religious matters is a delicate issue.
Avdan döndüğünde onunla konuşmayacağım.When he returns from hunting, I will not speak with him.
Uzun süre konuşmadım.I didn't speak for long.
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrenin!Learn to speak English in little time!
"Bu konuşma hiç olmadı." "Hangi konuşma?""This conversation has never occurred." "What conversation?"
İnsanlar konuşmayı sever.People love to talk.
İnsanlar heyecanlandıklarında daha yüksek sesle konuşma eğilimleri vardır.People have the tendency to speak more loudly when they get excited.
O bir konuşma yapıyordu ama garip bir ses duyunca aniden konuşmayı durdurdu.He was making a speech, but he abruptly stopped speaking when he heard a strange noise.
O, konuşmayı bitirdiğinde, herkes sessizdi.When he finished speaking, everyone was silent.
Birkaç telefon konuşması yapmak istedim.I wanted to make some telephone calls.
"Büyükbabanla konuşmak istiyorum." "Bu olanaksız, çünkü o birkaç yıl önce öldü. ""I want to talk to your grandfather." "That's not possible, he died a few years back."
Kısa süre içinde konuşmalıyız.We need to chat soon.
Az önce çok ciddi bir konuşma yaptılar.They just had a very serious conversation.
Marco'nun konuşmaktan daha çok yalan söylediğini zaten sana söylemiştim.I had already told you that Marco lies more than he speaks.
Mantıklı bir kişi seninle öyle konuşmazdı.A sensible person wouldn't speak to you like that.
Keşke duygularım hakkında konuşma cesaretim olsa.I wish I had the courage to speak about my feelings.
O konuşmak istiyor.He wants to speak.
Bazı şeyleri konuşmaktan hoşlanmam.I don't like to talk about certain things.
Müdür seninle konuşmak istiyor.The principal wants to talk to you.
Başkan Dilma'nın konuşmasını dinlediniz mi?Did you hear President Dilma's speech?
"Seninle konuşmam gerek. Acil" "Anlat bana, Dinliyorum.""I need to talk to you. It's urgent." "Tell me, I'm listening."
Başbakanın konuşmasını beğenmedim.I didn't like the Prime Minister's speech.
Ben başbakan'ın konuşmasını beğenmedim.I didn't like the PM's speech.
Onu pek çok defa uyardım ama o, konuşmayı kesmeyecek.I warned him many times, but he won't stop talking.
Konuşmak iyidir ve susmak daha iyidir.It's good to talk and better to shut up.
Mary yabancılarla online konuşmaktan hoşlanır.Mary likes to talk to strangers online.
Bizim konuşmamızın zamanımızdır.It's time for us to talk.
Keşke seninle konuşmak için daha çok vaktim olsa.I wish I had more time to talk to you.
Avukatımla konuşmak istiyorum.I demand to speak with my lawyer.
Neden şimdi onun hakkında konuşmaya karar verdin?Why did you decide to speak about that now?
Hiç kimse film hakkında konuşmadı.Nobody talked about the movie.
Neden hiç geçmiş hakkında konuşmak istemiyorsun?Why don't you ever want to talk about the past?
Onlarla konuşmadıkça nadiren konuşan insanlar vardır.There are people who seldom speak unless they're spoken to.
Ağzında sigarayla konuşmayı nasıl beceriyor anlamıyorum.I don't understand how he can speak with a cigarette in his mouth.
Babası onu uyardı: "Onunla konuşma".Her father warned her: "Don't speak to him".
O sadece Fransızca konuşmaz aynı zamanda İngilizce de konuşur.Not only does he speak French, he can also speak English.
Bay Suzuki o öğleden sonra bir konuşma yapıyordu.Mr. Suzuki was giving a speech that afternoon.