konuşan ile cümle
konuşan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.He vihaavat sitä, joka portissa oikeutta puoltaa, ja totuuden puhuja on heille kauhistus.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Ils haïssent celui qui les reprend à la porte, Et ils ont en horreur celui qui parle sincèrement.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Kamu membenci orang yang menentang ketidakadilan dan yang berbicara benar dalam pengadilan
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.무리가 성문에서 책망하는 자를 미워하며 정직히 말하는 자를 싫어하는도다
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Mają w nienawiści tego, który ich w bramie karze; a tym, co mówi rzeczy dobre, brzydzą się.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Nenávidia v bráne toho, kto karhá, a toho, kto hovorí pravdu, majú v ohavnosti.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Nenávidí trescícího v bráně, a toho, kdož mluví věci pravé, v ohavnosti mají.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Oni sovražijo njega, ki pravično razsoja med vrati, in studijo njega, ki govori o brezmadežnosti.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.På tinge hater de den som hevder retten, og de avskyr den som taler sannhet.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Μισουσι τον ελεγχοντα εν τη πυλη και βδελυττονται τον λαλουντα εν ευθυτητι.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.А они ненавидят обличающего в воротах и гнушаются тем, кто говорит правду.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Те мразят тогова, който изобличава в портата, И се гнусят от оногова, който говори справедливо.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.שנאו בשער מוכיח ודבר תמים יתעבו׃
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.انهم في الباب يبغضون المنذر ويكرهون المتكلم بالصدق.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.你 們 怨 恨 那 在 城 門 口 責 備 人 的 、 憎 惡 那 說 正 直 話 的
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.你 們 怨恨 那 在 城門 口 責備 人 的 、 憎惡 那 說 正直 話的
Makinelerle konuşan makineler ve bizimle konuşan makineler var.다른 기계와 대화를 하는 기계가 필요하고 우리는 그 기계와 얘기할 필요가 있습니다. 그래서 시간이 흐르면서
Makinelerle konuşan makineler ve bizimle konuşan makineler var.יש מכונות שצריכות לדבר עם מכונות ואנחנו צריכים לדבר אליהן, ולכן ככל שעובר הזמן,
Makinelerle konuşan makineler ve bizimle konuşan makineler var.هناك آلات بحاجة للتحدث لآلات أخرى والتي نحتاج للحديث إليها نحن أيضا، وبمرور الوقت،
Makinelerle konuşan makineler ve bizimle konuşan makineler var.そんな機械がありますが 次第に コンピューターと意思疎通する方法を
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››A Mojžiš povedal pred Hospodinom: Hľa, ja som neobrezaných rtov, akože ma tedy poslúchne faraon?!
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››A řekl Mojžíš před Hospodinem: Aj, já jsem zpozdilý v řeči, kterakž tedy poslouchati mne bude Farao?
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››In Mojzes reče pred GOSPODOM: Glej, jaz sem okornega jezika, in kako naj bi me poslušal Faraon?
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››I rzekł Mojżesz przed Panem: Otom ja nie obrzezanych warg, a jakoż mię usłucha Farao?
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››모세가 여호와 앞에서 고하되 나는 입이 둔한 자이오니 바로가 어찌 나를 들으리이까
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››Men Mose sade inför HERREN: »Se, jag har oomskurna läppar; huru skulle då Farao vilja höra på mig?»
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››Môi-se bèn thưa rằng : Nầy , tôi là người vụng miệng : Pha-ra-ôn há sẽ nghe tôi sao ?
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››Môi-se bèn thưa rằng: Nầy, tôi là người vụng miệng: Pha-ra-ôn há sẽ nghe tôi sao?
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››Mosè disse alla presenza del Signore: «Ecco ho la parola impacciata e come il faraone vorrà ascoltarmi?»
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››Mózes pedig monda az Úr elõtt: Ímé én nehéz ajakú vagyok, hogy hallgatna reám a Faraó?
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››Respondeu Moisés perante o Senhor: Eis que eu sou incircunciso de lábios; como, pois, me ouvirá Faraó;
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››Şi Moise a răspuns înaintea Domnului: ,,Iată că eu nu vorbesc uşor: cum are să m'asculte Faraon?``
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››Und er antwortete vor dem HERRN: Siehe, ich bin von unbeschnittenen Lippen; wie wird mich denn Pharao hören?
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››А Моисей рече пред Господа: Ето, аз съм с вързани устни; и как ще ме послуша Фараон?
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››Моисей же сказал пред Господом: вот, я несловесен: как же послушает меня фараон?
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››ויאמר משה לפני יהוה הן אני ערל שפתים ואיך ישמע אלי פרעה׃
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››فقال موسى امام الرب ها انا اغلف الشفتين. فكيف يسمع لي فرعون
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››摩 西 在 耶 和 華 面 前 說 、 看 哪 、 我 是 拙 口 笨 舌 的 人 、 法 老 怎 肯 聽 我 呢
Musa RAB'bin huzurunda, ‹‹Ben iyi konuşan biri değilim›› diye karşılık verdi, ‹‹Firavun beni nasıl dinler?››摩西 在 耶和華 面前 說 、 看 哪 、 我 是 拙口笨舌 的 人 、 法老 怎肯 聽 我 呢
Müslüman, tabi ki, İngilizce konuşan, siz adını koyun.Muslim, tentu, berbahasa-Inggris, juga, apa lagi?
Müslüman, tabi ki, İngilizce konuşan, siz adını koyun.Musulmani, naturalmente, di lingua inglese, beh, ciò che volete.
Neler yaşadığımı biliyor Onlara, konuşan iş planı görmek ne yaptıklarını biliyorlar.Ξέρετε, περνάει το επιχειρηματικό σχέδιο, μιλώντας σε αυτά, δείτε αν ξέρουν τι κάνουν.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Các người kiện cáo đều đã có mặt, song không kiện nó về một tội gì như tôi đã dè chừng.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Các người kiện_cáo đều đã có_mặt , song không kiện nó về một tội_gì như tôi đã dè_chừng .
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Er was geen sprake van een overtreding of een misdaad.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Gli accusatori gli si misero attorno, ma non addussero nessuna delle imputazioni criminose che io immaginavo
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Jehožto žalobníci tu stojíce, z ničeho takového nevinili ho, čehož jsem já se domníval.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Ki ellen, mikor vádlói elõálltak, semmi bûnt nem hoztak fel azok közül, a miket én sejtettem:
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.원고들이 서서 나의 짐작하던 것 같은 악행의 사건은 하나도 제출치 아니하고
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.ktorého obstúpili žalobníci, ale ho nevinili nijakými takými zločinmi, o jakých som sa ja domnieval.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Les accusateurs, s`étant présentés, ne lui imputèrent rien de ce que je supposais;
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Men da Anklagerne stode omkring ham, fremførte de ingen sådan Beskyldning, som jeg havde formodet;
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Men da anklagerne stod omkring ham, fremførte de ikke nogen klage for slikt som jeg hadde tenkt;
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Njegovi tožniki pa, ko so nastopili, mu niso očitali nobene take krivice, kakršne sem pričakoval jaz,
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Pîrîşii, cînd s'au înfăţişat, nu l-au învinuit de nici unul din lucrurile rele, pe cari mi le închipuiam eu.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Przeciw któremu stanąwszy ci, co nań skarżyli, żadnej winy nie przynieśli z tych, którychem się ja spodziewał.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.und da seine Verkläger auftraten, brachten sie der Ursachen keine auf, deren ich mich versah.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.περι του οποιου οι κατηγοροι παρασταθεντες δεν επεφεραν ουδεμιαν κατηγοριαν εξ οσων εγω υπενοουν,
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Обступив его, обвинители не представили ни одного из обвинений, какие я предполагал;
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Обступивши його винувателї, нїякої вини не принесли, про які я думав,
İlgili Sayfalar