konuşan ile cümle

konuşan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Korkarım, geleceğin ne getireceği hakkında konuşan birçok kişi de bilmiyor.الآخرين الذين يتكلمون عن المستقبل، لا يعلمون.
Korkarım, geleceğin ne getireceği hakkında konuşan birçok kişi de bilmiyor.私たちは確かに 今後出てくる新しくてクールなものについて
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran직접 마을 사람들과 대화하고
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.C'était une équipe tanzanienne qui parlait aux villageois, qui leur demandait ce qui les intéressait.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Đã có một nhóm người Tanzania trò chuyện với những người dân, hỏi xem họ quan tâm đến điều gì.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Een Tanzaniaans team sprak met de dorpelingen over wat hun belangstelling had.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Era uma equipa tanzaniana a perguntar aos aldeões, em que é que eles estavam interessados.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Ők beszélgettek a falvak lakóival, megkérdezték, hogy mi érdekli a lakókat.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.To Tanzańczycy rozmawiali z mieszkańcami, pytając, czym byliby zainteresowani.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Μια ομάδα από την Τανζανία μιλούσε με τους χωρικούς, ρωτώντας τους τι τους ενδιέφερε.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Танзанийци говориха със селяните, питайки ги от какво се интересуваха.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıranצוות טנזני דיבר עם הכפריים,
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıranكان فريق تنزاني يتحدث إلى القرويين،
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran村民たちと話をして 彼らが何に 興味があるか訊ねてまわったのです
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Buzele neprihănite sînt plăcute împăraţilor, şi ei iubesc pe celce vorbeşte cu neprihănire. -
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Delle labbra giuste si compiace il re e ama chi parla con rettitudine
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Drage so kraljem pravične ustne in njega, ki odkritosrčno govori, ljubijo.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.dvesek a királyoknak az igaz beszédek; és az igazmondót szereti [a király.]
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Keterangan yang benar menyenangkan penguasa, ia mengasihi orang yang berbicara dengan jujur
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.의로운 입술은 왕들의 기뻐하는 것이요 정직히 말하는 자는 그들의 사랑을 입느니라
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Koningen moeten gerechtigheid liefhebben; zij houden van mensen die rechtvaardig zijn.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Lábios justos são o prazer dos reis; e eles amam aquele que fala coisas retas.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Les lèvres justes gagnent la faveur des rois, Et ils aiment celui qui parle avec droiture.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Los reyes favorecen a los labios justos y aman al que habla lo recto
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Môi miệng người công bình là sự vui vẻ cho các vua; Họ ưa mến kẻ nói ngay thẳng.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Môi miệng người công_bình là sự vui_vẻ cho các vua ; Họ ưa mến kẻ nói ngay_thẳng .
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Przyjemne są królom wargi sprawiedliwe, a szczerych w mowie miłują.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Rättfärdiga läppar behaga konungar väl, Och den som talar vad rätt är, han bliver älskad.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Recht raten gefällt den Königen; und wer aufrichtig redet, wird geliebt.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Retfærdige Læber har Kongens Yndest, han elsker den, der taler oprigtigt.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Rettferdige leber er til velbehag for konger, og den som taler det som rett er, elsker de.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Rtové spravedliví líbezní jsou králům, a ty, kteříž upřímě mluví, milují.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Vanhurskaat huulet ovat kuninkaille mieleen, ja oikein puhuvaa he rakastavat.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Záľubou kráľov sú rty spravedlivosti, a toho, kto hovorí pravdu, milujú.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Τα δικαια χειλη ειναι ευπροσδεκτα εις τους βασιλεις, και αγαπωσι τον λαλουντα ορθα.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Праведните устни са благоприятни на царете, И те обичат онзи, който говори право.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.Приятны царю уста правдивые, и говорящего истину он любит.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.רצון מלכים שפתי צדק ודבר ישרים יאהב׃
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.مرضاة الملوك شفتا حق والمتكلم بالمستقيمات يحب.
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.公 義 的 嘴 、 為 王 所 喜 悅 . 說 正 直 話 的 、 為 王 所 喜 愛
Kral doğru söyleyenden hoşnut kalır, Dürüst konuşanı sever.公義 的 嘴 、 為王 所喜 悅 . 說 正直 話 的 、 為王 所喜愛
Lingataca konuşamazdınız çünkü Lingata Mabutudandı ve Lingataca konuşan herkes askerdi.Bạn không thể nói tiếng Lingala vì Lingala xuất phát từ Mobutu, và ai nói tiếng Lingala thì là lính.
Lingataca konuşamazdınız çünkü Lingata Mabutudandı ve Lingataca konuşan herkes askerdi.Lingala spreken was onmogelijk, want dat sprak Mobutu, en iedereen die het sprak was een soldaat.
Lingataca konuşamazdınız çünkü Lingata Mabutudandı ve Lingataca konuşan herkes askerdi.Man konnte kein Lingala sprechen, weil es Mobutus Sprache war, und jeder, der Lingala sprach, ein Soldat war.
Lingataca konuşamazdınız çünkü Lingata Mabutudandı ve Lingataca konuşan herkes askerdi.링갈라어를 하면 안 되는 거에요- 왜냐하면 링갈라어는 mobutu로부터 시작되었으니깐요. 그리고 링갈라어를 사용하는 모든 사람들은 군인이었어요
Lingataca konuşamazdınız çünkü Lingata Mabutudandı ve Lingataca konuşan herkes askerdi.Non potevi parlare Lingala perché il Lingala era di Mobutu, e chi parlava Lingala era un soldato.
Lingataca konuşamazdınız çünkü Lingata Mabutudandı ve Lingataca konuşan herkes askerdi.Нельзя было говорить на лингала, потому что лингала пришел от Мобуту, и все солдаты говорили на лингала.
Lingataca konuşamazdınız çünkü Lingata Mabutudandı ve Lingataca konuşan herkes askerdi.אתה לא יכול לדבר לינגלה מאחר ולינגלה באה ממובוטו, וכל מי שמדבר לינגלה נחשב לחייל.
Lingataca konuşamazdınız çünkü Lingata Mabutudandı ve Lingataca konuşan herkes askerdi.لاتستطيع تحدث اللينجالا لان اللينجالا كانت لموتوبو وكل انسان يتحدث اللينجالا جندي
Lingataca konuşamazdınız çünkü Lingata Mabutudandı ve Lingataca konuşan herkes askerdi.兵士はリンガラ語を話しました 私も彼と出身が同じ地域でした
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Aber sie sind dem gram, der sie im Tor straft, und halten den für einen Greuel, der heilsam lehrt.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Chúng nó ghét người trách móc nơi cửa thành, và gớm ghiếc kể nói ngay thẳng.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Chúng_nó ghét người trách_móc nơi cửa thành , và gớm_ghiếc kể nói ngay_thẳng .
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.De hader Rettens Talsmand i Porten og afskyr den, som taler sandt.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Dessa hata i porten den som försvarar vad rätt är och räkna såsom en styggelse den som talar sanning.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Ei urăsc pe cel ce -i mustră la poarta cetăţii, şi le este scîrbă de cel ce vorbeşte din inimă.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Eles odeiam ao que na porta os repreende, e abominam ao que fala a verdade.
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Ellos aborrecen al que les amonesta en el tribunal, y abominan al que habla lo recto
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Essi odiano chi ammonisce alla porta e hanno in abominio chi parla secondo verità
Mahkemede kendilerini azarlayandan nefret ediyor, Doğru konuşandan iğreniyorlar.Gyûlölik azt, a ki feddõzik a kapuban, és útálják azt, a ki feddhetetlenül beszél.
İlgili Sayfalar