konuşan ile cümle

konuşan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.ויעמדו עליו שטניו ולא הביאו עליו דבר רע מאשר הייתי חשד אתו׃
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.‎فلما وقف المشتكون حوله لم يأتوا بعلّة واحدة مما كنت اظن‎.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.告 他 的 人 站 著 告 他 . 所 告 的 、 並 沒 有 我 所 逆 料 的 那 等 惡 事
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.告 他 的 人 站著 告 他 . 所 告 的 、 並沒 有 我 所 逆料 的 那 等 惡事
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.Če torej ne vem pomena glasu, bodem tujec govorečemu in govoreči bode meni tujec.
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.Hogyha azért nem tudom a szónak értelmét, a beszélõnek idegen leszek, és a beszélõ is idegen elõttem.
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.그러므로 내가 그 소리의 뜻을 알지 못하면 내가 말하는 자에게 야만이 되고 말하는 자도 내게 야만이 되리니
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.Maar als iemand iets tegen mij zegt in een taal die ik niet versta, blijven wij vreemden voor elkaar.
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.Mutta jos en tiedä sanojen merkitystä, olen minä puhujalle muukalainen, ja puhuja on minulle muukalainen.
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.Благодаря Богу, че аз говоря повече езици от всички ви;
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.Коли ж не зрозумію значіння слів, буду тому, хто говорить, чужоземець, і хто говорить, чужоземець менї.
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.Но если я не разумею значения слов, то я для говорящего чужестранец, и говорящий для меня чужестранец.
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.לכן אם אינני ידע פשר הקול אהיה נכרי בעיני המדבר והמדבר יהיה נכרי בעיני׃
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.فان كنت لا اعرف قوة اللغة اكون عند المتكلم اعجميا والمتكلم اعجميا عندي.
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.我 若 不 明 白 那 聲 音 的 意 思 、 這 說 話 的 人 必 以 我 為 化 外 之 人 、 我 也 以 他 為 化 外 之 人
Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.我 若 不 明白 那 聲音 的 意思 、 這說話 的 人 必 以 我 為化 外 之人 、 我 也 以 他 為化 外 之人
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.A férfi, aki azon az estén az előadást tartotta, nagyon érdekes volt.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Dan pembicara pada siang itu sangat menarik.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.E l'uomo che tenne quella lezione serale era molto interessante.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.En de man die de lezing gaf die avond was zeer interessant.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Et l'homme qui parlait à cette conférence était vraiment intéressant.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Iar omul care a vorbit în acea seară a fost foarte interesant.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.그날 저녁에 강연을 한 사람은 꽤 재미있었습니다.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Mannen som höll i föreläsningen den där kvällen var mycket intressant.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Moški, ki je govoril tisti večer, je bil zelo zanimiv.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Muž, který na té přednášce mluvil, byl velmi zajímavý.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Og den mand der talte til aftenens forelæsning var meget interessant.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Und der Mann, der an jenem Abend den Vortrag hielt, war sehr interessant.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Và người diễn thuyết đêm đó thật sự rất thú vị.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Y el presentador de aquella charla esa tarde resultó bastante interesante
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Και ο ομιλητής είχε πολύ ενδιαφέρον.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.И човекът, който говори на тази вечерна лекция, беше много интересен.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.Человек, который читал лекцию в тот вечер, был очень интересным.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.והאיש שדיבר באותה הרצאת ערב היה מאוד מענין
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.وكان الرجل الذي تكلم في تلك المحاضرة المسائية مشوقًا للغاية
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.小さな緑の宇宙人の話の代わりに
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.Ciò detto, uno spirito entrò in me, mi fece alzare in piedi e io ascoltai colui che mi parlava
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.Então, quando ele falava comigo entrou em mim o Espírito, e me pôs em pé, e ouvi aquele que me falava.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.És lélek jöve én belém, a mint szóla, és állata engem lábaimra, és hallám azt, a ki szól vala nékem.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.In ko me je ogovoril, pride duh v mene in me postavi pokonci; in čul sem glas, ki mi je govoril.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.I vstoupil do mne duch, když promluvil ke mně, a postavil mne na nohy mé, a slyšel jsem, an mluví ke mně.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.I wstąpił w mię duch, gdy przemówił do mnie, a postawił mię na nogi moje, i słyszałem mówiącego do mnie;
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.말씀하실 때에 그 신이 내게 임하사 나를 일으켜 세우시기로 내가 그 말씀하시는 자의 소리를 들으니
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.Mientras él me hablaba, entró en mí el Espíritu y me puso sobre mis pies, y oí al que me hablaba
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.Og som han talede til mig, kom Ånden i mig og rejste mig på mine Fødder, og jeg hørte ham tale til mig.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.Terwijl Hij sprak, kwam de Geest in mij en zette mij rechtop.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.Und da er so mit mir redete, ward ich erquickt und trat auf meine Füße und hörte dem zu, der mit mir redete.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.И като ми говори, Духът влезе в мене и ме постави на нозете ми; и чух онзи, който ми говореше.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.И когда Он говорил мне, вошел в меня дух и поставил меня на ноги мои,и я слышал Говорящего мне.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.ותבא בי רוח כאשר דבר אלי ותעמדני על רגלי ואשמע את מדבר אלי׃
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.فدخل فيّ روح لما تكلم معي واقامني على قدميّ فسمعت المتكلم معي.
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.他 對 我 說 話 的 時 候 、 靈 就 進 入 我 裡 面 、 使 我 站 起 來 、 我 便 聽 見 那 位 對 我 說 話 的 聲 音
O benimle konuşur konuşmaz Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu; benimle konuşanı duydum.他 對我說話 的 時候 、 靈就 進入 我 裡面 、 使 我 站起來 、 我 便 聽見 那 位 對 我 說話 的 聲音
O doğruyu konuşan inanmıyordu. >Cô không tin rằng cô ấy đã nói sự thật. >
O doğruyu konuşan inanmıyordu. >Dia tidak percaya bahwa ia sedang berbicara kebenaran. >
O doğruyu konuşan inanmıyordu. >Ea nu credea ea a fost vorbind adevărul. >
O doğruyu konuşan inanmıyordu. >Ela não acreditava que ela estava falando a verdade. >
O doğruyu konuşan inanmıyordu. >Ella no creía que ella estaba diciendo la verdad. >
O doğruyu konuşan inanmıyordu. >Elle ne croyait pas qu'elle disait la vérité. >
O doğruyu konuşan inanmıyordu. >그녀는 진실을 말할 믿지 않았다. >
İlgili Sayfalar